Başarmak istediğimiz noktaya varana dek geçirdiğimiz o süre... Savaş, yorgunluk hiç bitmiyor. Peki yolun sonu ne oluyor?
Önümüze çıkacak engeller, bilinçli olarak önümüzü kapatacak kişiler, hayatın bizi bolca sınayacağı zamanlar...
Üniversitenin ilk yılındaydım, uzun bir süre mobilya sektöründe çalışmış ve sonunda eğitimime devam edebilecek puanı alıp işi bırakmıştım.
Ajansımı ilk kurduğumda 18 yaşındaydım, bundan iki sene öncesiydi.
Öğrenim kredisi alanlar bilirler, her ay hesabınıza yatan paranın bir de "Harçlık Avans" kısmı var.
Bu para ve kenara koyduğum birkaç yüz lirayla ilk işim bir sanal ofis kiralamak oldu, ardından çevremden tanıdığım bir müşavir ile görüşerek şahıs firması kurulum işlemlerini başlattım.
Belki bir, belki iki hafta... Her şey hazırdı. Öncelikle Trendyol, HepsiBurada, GittiGidiyor mağazalarını açtım ve bulabileceğim birkaç mobilya ürününü mağazalarıma yükledim.
Bir yandan tabii ki sosyal medya ajansı ile ilgilendim, yanılmıyorsam 100 TL hosting domain giderlerinin yanı sıra 10, 20 TL bandında bir fiyat ile tema satın aldım.

Böylelikle sosyal medya paneli hazır olmuş oldu. Günde belki 1 satış yaptığım E-Ticaret mağazalarım bir yana, Sosyal medya panelini geliştirmek için 2-3 gün uyumadığım günler oldu.
Bolca sosyal medya tanıtımı, bolca makale, bolca forumlarda müşteri bulma çabaları... Koca bir yıl böyle geçti ve sonunda bir müşteri kitlesi oturttum. E-Ticarette ise günlük 2-3 sipariş alıyordum.
Başlangıç için bu yeterliydi, yanımda bir de benimle bu işi yukarı taşıyacak bir kişilik destek ekibim vardı. İkimiz de daha iyisini yapabilmek için çok çabaladık, bu arkadaşım da olmasa beni vazgeçeceğim anlarda tekrar ekrana kilitleyecek hiç kimse yoktu. Kendisiyle oldukça güzel ilerledik. Destek ekibi sayısı arttı, artık iki kişiden fazlasıydık.
Zaman geçtikçe hizmetlerimizi büyüttük, mağazamızdaki ürün yelpazesini genişlettik, müşteri hacmimizi arttırdık. Bundan birkaç ay öncesine kadar her şey yerli yerinde ilerliyordu.
Sonra?
Sunduğumuz birkaç hizmetten ve E-Ticaret mağazasındaki ürünlerin sürekli geri gelmesinden dolayı taşlar artık birer birer dökülmeye başladı. Sipariş alıyor, siparişte sorun yaşıyor ve müşteri memnuniyeti adına aldığımızı geri vermek zorunda kalıyorduk. İş arkadaşlarımız birer birer ayrıldı, çünkü artık ödemeler bir yana, masrafları karşılayamayacak seviyeye gelmeye başlamıştık.
Biraz durumu kurtarmak, biraz işleri büyütmek ve biraz da üzerimdeki stresi azaltmak adına kalkıp Sivas'a yolculuk yaptım. Yeni insanlar tanıdım, aklımdaki iş fikrini araştırdım. Tam bu esnada kiralık araç ile bir trafik kazasına karıştım...

Onun masrafları da cebe eklendi. İstanbul'a geri döndüm. Tek başımaydım, artık bir şeyler yapmam ve işleri düzeltmem gerekiyordu. önceleri sunduğumuz bir hizmet için çeşitli sağlayıcılarla görüştüm, yola devam edebileceklerimi ayırdım. Bu hizmet ile biraz olsun toparlandım, yoluma devam etmeye başladım. Ki aradan birkaç ay daha geçti, hizmette bozukluklar yaşandı... Kimi müşterinin istediği gibi olmadı, kimi müşteri zaman kaybetmemek için iade istedi. Sattığımız mobilyaların kimi kargoda kırık dökük hale döndüğünden geri geldi, kimi keyfi olarak aldığı tertemiz ürünü geri gönderdi.
Sonra bir akşam, çok sevdiğim bir dostumla dışarıda durumları konuşurken telefon geldi. Büyük iş aldığımız arkadaşımız iade istediğini, hizmetin düzgün olmadığını dile getirdi. Kendisine "Önceliğimin her zaman müşteri memnuniyeti olduğunu, bolca hizmet sağlayıcısı bulabileceğimi, bu nedenle kendisine yardımcı olacağımı" ifade ettim. Ardından başka bir müşteri, peşinden başka bir müşteri...
Sonuç?
Sağlayıcılar ile iş birliğimiz sona erdi. Mobilya üreticileri ile görüşmeyi bıraktım, mağazaları kapattım.
Eş, dost, akraba, meslektaş... Çevremdeki kimse durumun vehametini anlayıp maddi de olsa, manevi de olsa yardım taleplerime geri dönüş yapmadı.
Elimizde ne kaldı? Sadece yolun en başında sunduğumuz ve asla içinde bulunduğumuz durumu kurtaracak kadar kazanç getirmeyen ufak hizmetler duruyor, devamı yok.
Anneler gününe alınan hediye, kişisel ve iş telefonları, tarafıma gönderilmiş hediyeler, ihtiyaç yokken arayıp 50 bin TL kredi teklif eden bankalara ihtiyaç anında yaptığım ve olumsuz sonuçlanan kredi başvuruları... Sırf durumu kurtarabilmek için hepsi satıldı. WhatsApp için kullandığım telefon bozuldu, servise gönderdim ve müşteriler bizlere ulaşamıyor.

Sırf ödemesi birkaç gün aksadığı için durumu tüm mahcubiyetimle dile getirsem de birebir görüştüğüm ve sabah, akşam demeden mutlaka cevap verdiğim müşterilerden gelen dava tehditleri, yorgunluk, çaresizlik, mücadele... Sizce bu savaş ne zaman bitecek?
4 kişi bunu beğendi.