Neredeyse çoğumuz ekonominin nasıl büyüdüğünü az çok biliyoruzdur, fakat bu büyümenin nasıl işlediğini nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Bu yazıda bundan bahsedeceğim, merak etmeyin kesinlikle sıkıcı değil, okurken keyif alacaksınız....


Telefon kılıfı satan bir dükkan düşünelim, bu dükkan son zamanlarda işlerinin çoğaldığından ve büyüdüğünden bahsediyor, fakat bir sıkıntısı varmış. Fabrika, bayiye yeteri kadar kılıf vermiyormuş, çünkü o kadar üretimleri yokmuş. Kılıf dükkanı da, para kazanabilmek için kılıf almak zorunda bu yüzden fabrikaya kılıf başına daha çok para ödemeyi teklif ediyor, bu sayede diğer bayilerden daha fazla kılıf alıyor. İşte bu denkleme biz enflasyon diyoruz, üretim talebi karşılayamazsa fiyatlar yükselmeye başlar. Ekonomik büyümeyi idrak edebilmek için, enflasyonu iyi bilmek gerek.


Enflasyon aslında bir ülkenin büyüme potansiyeli taşıdığını gösterir, çünkü ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için tıpkı kılıf örneğinde olduğu gibi fabrikanın siparişlere yetişememesine ve sonuç olarak enflasyon yaratmasına neden olur. Fabrika sahibi, siparişlere yetişebilmek için ya fiyatları artırmak zorunda ya da daha fazla üretmek zorunda. Fakat fabrikanın daha fazla üretim sağlayacak bir kapasitesi yok, ne yapacaklar?

İşte burada fabrikanın büyüyebilmesi için, yeni bir tesis açması ve makine alması gerekiyor fakat biz kendimiz makine üretemediğimiz için makineleri ithal etmek zorundayız, işte Türkiye'nin büyürken cari açık yaratmasının nedeni de tam olarak budur. Cari açık: bir ülkeye giren dövizin, çıkan dövizden daha az olması durumu.


Fabrika'nın sermayesi yok, bu nedenle para gerek, ne yapacak, ya bankadan borçlanacak, ya yatırımcı bulacak, ya da dövizle borçlanacak bir şekilde alacak o parayı.
Fabrika nispeten daha iyi bir seçenek olan bankadan TL ile borçlanmayı seçti, aldığı TL'yi dövize dönüştürdü ve gerekli ekipmanları satın aldı, cari açığa da katkı yaptı
Fabrika tesisini açtıktan sonra artık üretime hazır hale geldi, yeni tesis sayesinde 200 işçi iş buldu, fabrika bu süreçte tükettiği elektrik sebebiyle türkiye, doğalgaz için ise rusyadaki işçi istihdamını artırdı.
Totalde tamamen sallamasyon olarak 300 işçinin bu tesis sayesinde iş bulduğunu düşünelim, 300x5.000$( işçi başına ciro) : 1,5 MİLYON DOLAR. Evet, bu fabrika yapmış olduğu yatırım ile Türkiye ekonomisinin yıllık gelirini 1,5 milyon dolar artırdı, tabi burada bitmedi, artan bu gelir yine harcanacağı için, diğer sektörlere de katkısı devam edecek ve 1,5 milyon dolardan çok daha fazla bir gelir artışı sağlanacak.


YABANCI SERMAYENİN BU NOKTADAKİ ÖNEMİ

Bu fabrika yatırımını bir yabancı da yapabilirdi ve kendi parasını döviz olarak ülkeye sokacak ve ülkeden ithal yolla çıkan döviz herhangi bir cari açık yaratmayacaktır.
Yabancı ortak bulan şirketlerin ülke ekonomisi için önemi buradan anlaşılabilir.

DEMOKRASİNİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ

Demokrasinin olmadığı yere yabancı sermaye gitmez, gidiyorsa ciddi imtiyaz sahibi demektir. Yabancı sermaye yerleştiği ülkede mutlaka güvende olmak üzer, hükümetin vereceği herhangi bir karar yüzünden zarar etmemesi gerekir. Örneğin x yerlerde sigara satışının yasaklanması gibi bir örnek verebiliriz, demokrasinin olduğu ülkelerde devlet piyasaya pek müdahalede bulunmaz bu sayede sermaye, güvenle ve rahatça üretip kazanmaya başlar.


ADALETİN EKONOMİYE ETKİSİ

Adalet sistemi gelişmiş ülkelerde, sermaye sahipleri devletin vereceği kararları yargılayacak bir mecra olduğunu bildiği için o ülkeye rahatlıkla giriş yapar. Yine aynı örnek, sigara satışının yasaklanmasını dava edip hükümeti yargılatabilirler, ama tr de olur mu bilemiyorum. Yine aynı şekilde, adaletin gelişmiş olduğu ülkelerde işçiler haklarını her zaman alırlar ve gelir adaletsizliği azalır.


EĞİTİMİN EKONOMİYE ETKİSİ

Eğitim, ekonomiye doğrudan etki eden bir faktördür. Bir ülkedeki insanların çoğu ilkokul mezunu ve işçiyse, o ülkenin kalkınması imkansızdır, zira işçinin olduğu yerde mühendis, doktor yoksa, ya kafe yatırımı yaparsınız ya da restorant yatırımı. Bu yatırımlar ülke ekonomisini büyütse de kalkındırmaz.

Eğer bir ülkede mühendis, mimar, doktor gibi eğitimli nüfus fazlaysa, dışarıdan gelen yatırım da artacaktır. Çünkü işçilerin ürettiği değer, bir mühendisin ürettiği değerden daha azdır. Eğitimli bireyler, dünya çapında öneme sahip ürünlerin üretilmesini sağlayıp dış dünyaya fahiş fiyatlarla pazarlayabilir ve bunun sonucunda ülkenin gelirini artırabilirler. Bu sayede eğitimli bireyler, kendi ürettikleri ürüne istedikleri fiyatı vererek satabilir ve kendi emeklerine kendi istedikleri fiyatı biçebilirler. Başka ülkelerde o ürün üretilmediği için, işçilerin 1 saatte ürettiği ürünü, başka ülkelerdeki işçiler 10 saatte ürettiği ürünlerle takas eder işte burada ekonomiyi büyüten bir emek sömürüsü ortaya çıkar.