• 16-10-2021, 07:48:46
    #28
    eooonz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Rızkı veren Allah. Afrika dakiler açlıktan ölmüyorsa, bizi tüketen şey açlık değil alıştığımız tokluk olacaktır. İnsanlara ve kendime bakıyorum eğlenmeyi zaruri ihtiyaç gibi görüyoruz artık.
    Kapitalizmin dayattığı düşüncelerden sıyrılıp asıl meselenin para, gösteriş, tüketim olmadığını anlamamız gerek. Elimizdekilerin gitmesi, istediklerimizi gereçekleştirememek bizi üzebilir bir derece ama bunu kaygı haline getirmek bağımlılık göstergesi bence. Geleceği garanti altına almak diye de bir şey yok, Steve jobs günde milyon milyon harcasa bitiremeyeceği servetinden 5 kuruş götüremedi, milyar dolarlar bile geleceği sigortalayamaz. Belki de bu kaygılar maddi şeyleri düşündüğümüz kadar manevi şeyleri düşünmediğimiz için oluyor, yanlış yere odaklandığımız için çözemiyoruz.
    Afrikadakiler bildiginiz acliktan oluyorlar! Insansin eglenmesi de zaruri bir ihtiyactir. Sen cile cekmeyi seviyorsan o baska...

    O yuzden bu "sukur"kafasindan cikin da Allahin verdigi rizki elimizden kim aliyorsa hesap sorun...
    Odaklanilmasi gereken yer orasidir.
    Zaten "sukur" kafasi milleti boyun egdirip egdirip bu hale getirdi!
    • gencprens
    • sicknessxD
    • windsurfer
    gencprens, sicknessxD, windsurfer ve 6 kişi bunu beğendi.
    9 kişi bunu beğendi.
  • 16-10-2021, 07:53:36
    #29
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    28 yaşındayım evliliği belki bir ihtimal düşünüyordum. şimdi imkansız oldu yuva bile kurmayı düşünemez hale geldik. ben bu zamlarla nasıl evleneyim şuan bekar halde bile yetmiyor
  • 16-10-2021, 08:25:02
    #30
    sizi " çocuk rızkıyla gelir " tayfasına yönlendirelim hocam onlar bi yanıt bulur. geçen vardı bi başlıkta bolca.
  • 16-10-2021, 10:18:00
    #31
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Afrikadakiler bildiginiz acliktan oluyorlar! Insansin eglenmesi de zaruri bir ihtiyactir. Sen cile cekmeyi seviyorsan o baska...

    O yuzden bu "sukur"kafasindan cikin da Allahin verdigi rizki elimizden kim aliyorsa hesap sorun...
    Odaklanilmasi gereken yer orasidir.
    Zaten "sukur" kafasi milleti boyun egdirip egdirip bu hale getirdi!
    Milletin elinden Allah'ın verdiği rızkı alanlar elindekine şükretmeyip başkasınınkine göz koyan, doymayıp başkalarının ellerindekileri alanlar. Afrikadakilerin ellerinden aldıkları gibi.
    Hiç bir zaman doymayacaksın. Karnın doysa ev isteyeceksin evin olsa yazlık diyeceksin, her zaman bir üstü olacak. Elindekilerin değerinin farkına varmadığın sürece nelere sahip olduğunu bilmeden zengin de olsan yokluk içinde yaşayacaksın. Eğlenmek zarurui ihtiyaç değildir, sen hedonistsen, haz bağımlısıysan o başka ...
    Şükretmeyi, ensene vursunlar alsınlar lokmanı sen yinede ses çıkarma anlıyorsan yanlış anlıyorsun. Şükretmek rızkı verene teşekkür etmek, elinden alana boyun eğmek değildir.
  • 16-10-2021, 10:26:22
    #32
    Üyeliği durduruldu
    Yaşım 26, saçlar beyazlamaya ve vücut yorulmaya başladı bile hocam. Daha 26 yaşında biriyken kendimi 80-90 yaşında dedelere benzetiyorum. Aldığım maaştan her ay nakit cebime 90 TL ya kalıyor ya kalmıyor. Bekar olmama rağmen borçlardan bir türlü kurtulamıyoruz. Hele ki gelecek kaygısı mı? Hiç geleceği düşünmüyorum bile saldım çayıra mevlam kayıra misali.
  • 16-10-2021, 10:35:32
    #33
    eooonz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Milletin elinden Allah'ın verdiği rızkı alanlar elindekine şükretmeyip başkasınınkine göz koyan, doymayıp başkalarının ellerindekileri alanlar. Afrikadakilerin ellerinden aldıkları gibi.
    Hiç bir zaman doymayacaksın. Karnın doysa ev isteyeceksin evin olsa yazlık diyeceksin, her zaman bir üstü olacak. Elindekilerin değerinin farkına varmadığın sürece nelere sahip olduğunu bilmeden zengin de olsan yokluk içinde yaşayacaksın. Eğlenmek zarurui ihtiyaç değildir, sen hedonistsen, haz bağımlısıysan o başka ...
    Şükretmeyi, ensene vursunlar alsınlar lokmanı sen yinede ses çıkarma anlıyorsan yanlış anlıyorsun. Şükretmek rızkı verene teşekkür etmek, elinden alana boyun eğmek değildir.
    Burdaki genclerin gelecekten kaygili olmalarinin nedeni daha cok daha cok istedikleri icin degil, "enselerine vurup lokmalarini elinden aldiklari" icin oldugunu sen de cok iyi biliyorsun!
    Neyse, daha cok laf kalabaligi okuyamayacagim, benlik konu kapandi.
    4 kişi bunu beğendi.
  • 16-10-2021, 10:49:01
    #34
    eooonz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Milletin elinden Allah'ın verdiği rızkı alanlar elindekine şükretmeyip başkasınınkine göz koyan, doymayıp başkalarının ellerindekileri alanlar. Afrikadakilerin ellerinden aldıkları gibi.
    Hiç bir zaman doymayacaksın. Karnın doysa ev isteyeceksin evin olsa yazlık diyeceksin, her zaman bir üstü olacak. Elindekilerin değerinin farkına varmadığın sürece nelere sahip olduğunu bilmeden zengin de olsan yokluk içinde yaşayacaksın. Eğlenmek zarurui ihtiyaç değildir, sen hedonistsen, haz bağımlısıysan o başka ...
    Şükretmeyi, ensene vursunlar alsınlar lokmanı sen yinede ses çıkarma anlıyorsan yanlış anlıyorsun. Şükretmek rızkı verene teşekkür etmek, elinden alana boyun eğmek değildir.
    gördüğüm en boş yorumlar genelde bu dindar tayfadan çıkıyor. boş yorum nedir bunu da tanımlayayım. hiçbir katkı sunmayan, sadece konuşan tip.

    şükretmek doğru bi şey değildir. her zaman fazlasını isteyeceksin. hep. bu sayede gelişir, üretir, dahasını kovalarsın. birileri dahasını kovaladığı için sen bu bilgisayarı, interneti, arabayı, elektriği kullanıyorsun örneğin. " hep daha fazlasını " istedikleri için.

    sizin mantığınızla bir dünya dönüyor olsaydı emin ol birinin kolu kırılsa, bir kolun daha var bi şey olmaz şükret ' kafasından öte geçilmezdi. afaki, farazi ve gereksiz bir örnek sanıyorsun belki ancak hayır. tam olarak durum bu sizler için.

    bu ülke şükür mantığı yüzünden bugünleri yaşıyor örneğin bilmem farkında mısın. 3 lokma ekmek uzatılınca " buna da şükür " dediği için. kendisine o 3 lokmayı uzatanlar onun sırtından milyonları kazandıkça oraya bakmayıp, ses yükseltmediği için.

    din, toplumların afyonudur. - Karl Marx.

    ayrıca Atatürk'ün sözleriyle bitireyim.

    "Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

    Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sâirenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin millî rabıtalarını gevşetti; millî hislerini, millî heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah’a kendi millî lisanında değil, Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'ân'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine âlet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa'da Allah kelimesinin îlâsı (yüceltilmesi) parolası altında Hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler, fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

    Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek kuvvetli bir millet yaptılar. Mısır'da belirsiz bir adamı 'Halifedir' diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palas pâreyi hilâfet alâmeti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, gâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini, topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Millî duyguyu boğan, fânî Dünya'ya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra Âhiret'te kavuşacağını vaat ve temin eden dinî akîde ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mânî olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara kendilerinden evvel ölenlerin Ahiret'teki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek Âhiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, Dünya'nın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı. Davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdan-ı umûmîsi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle (açıklıkla, ferahlıkla), büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün millî hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, Cennet'i değil, eski, hakîkî büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra.

    Türk milleti, millî hissi dînî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır, vicdanında millî hissin yanında insanî hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle müftehirdir (öğünür). Çünkü Türk milleti bilir ki bugün medeniyetin şahrahında (büyük yolunda) müstakil ve fakat kendilerine muvâzî yürüdüğü umum medenî milletlerle keşifleri mütekabil insânî ve medenî münasebet, elbette inkişafımızda devam için lazımdır. Ve yine malumdur ki Türk milleti, her medenî millet gibi mâzînin bütün devirlerinde keşifleriyle, ihtiralarıyla medeniyet âlemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hatıralarını hürmetle muhafaza eder. Türk milleti, insaniyet âleminin samimi bir ailesidir.

    Türk milleti en eski tarihlerde meşhur kurultaylarıyla, bu kurultaylarında devlet reislerini intihap etmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar merbut olduklarını göstermişlerdir. Son tarih devirlerinde Türklerin teşkil ettikleri devletlerde başlarına geçen padişahlar, bu usulden ayrılarak müstebit olmuşlardır. "

    yani. bırakın bu şükredin goygoylarını artık. birileri şükretmeyip fazlasını kovaladı diye bu kadar imkan içerisindesin. sen de şükretmeyi bırakıp bi şeyler üretmek, oluşturmak, büyütmek, geliştirmek için çabala ülkene, çevrene katkı sun o zaman sana saygı duyalım. yoksa sadece boş sözlerle milleti uyutmaya devam ediyorsunuz deriz.
  • 16-10-2021, 10:49:17
    #35
    eooonz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Rızkı veren Allah. Afrika dakiler açlıktan ölmüyorsa, bizi tüketen şey açlık değil alıştığımız tokluk olacaktır. İnsanlara ve kendime bakıyorum eğlenmeyi zaruri ihtiyaç gibi görüyoruz artık.
    Kapitalizmin dayattığı düşüncelerden sıyrılıp asıl meselenin para, gösteriş, tüketim olmadığını anlamamız gerek. Elimizdekilerin gitmesi, istediklerimizi gereçekleştirememek bizi üzebilir bir derece ama bunu kaygı haline getirmek bağımlılık göstergesi bence. Geleceği garanti altına almak diye de bir şey yok, Steve jobs günde milyon milyon harcasa bitiremeyeceği servetinden 5 kuruş götüremedi, milyar dolarlar bile geleceği sigortalayamaz. Belki de bu kaygılar maddi şeyleri düşündüğümüz kadar manevi şeyleri düşünmediğimiz için oluyor, yanlış yere odaklandığımız için çözemiyoruz.
    Şükredin lafını emin ol senden öğrenecek değil kimse. İnsanlar zaten şükrediyor, şükretmese hırsızlık çoğalır ki çoğalmış zaten . Maneviyat diyorsun mesela, asgari ücretle geçinen birisi ile 5-6 bin TL maaş alan ve gelecek kaygısı olmayan insan arasında dünyalarca fark var.
    Birşeylerden tasarruf etmek gerek, fakat bunu garibana yüklemeyip zengin insanlarin ve bazı insanların yapması gerek.
    Burası Afrika değil.
    2021 tarihindeyiz ve birşeylerin var olması normal şeyler.
    Ek olarak alım gücünü yükseltmek gerek, mesela müslümanız ya birisi evine et götüremezken birisi her Allah'ın günü et yememesi gerek.
    Hani komşu bilinci?


    Ülkemizdeki herkes bencil neden? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın der.
  • 16-10-2021, 11:28:15
    #36
    Abi öncelikle Allah analı babalı büyütsün, dediğin şeyleri ben bile düşünür oldum. Daha 22 yaşındayım evlilik düşünmüyorum çünkü düşündükçe işin içinden çıkamıyorum. Ev olmadan evlilik çok zor kendi fikrimce, hadi neyse arabayı falan geçtim de evlendik diyelim, ev olmadığı zaman kiralar iyi bir yerde en kötü 2.500 TL, kredi ile ev alayım desen 1 kendine alıyorsun 1 bankaya 1 devlete. Yemin ediyorum şu genç yaşımda evlilikten soğuttular. Evlendin, çocuk sahibi oldun çocuğun masrafları falan yani düşündükçe psikolojim bozuluyor bak yine girdi kafama yüzlerce soru.

    Allah sabır versin zor iş.