• 18-12-2008, 20:19:10
    #10
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    MeSsO_ adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle yazın için teşekkürler Arda.
    Okudum ve gerçekten çok doğru tespitler her insana görede farklılık gösteren birşey.
    Yazdıklarında kendimi aradım ve ben mesela dokunsal temas bu sanırım benim için geçerli olan.
    Yani yalnış anlaşılmasın
    Biri ile konuşurken filan samimilik ifadesidir bence çok yakın arkadaşlarımla konusurken vs. bende vardır bu hareket.
    Çok güzeldi..
    Teşekkürler.
    Rica ederim mesut beğenmene sevindim.
    a0z adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Çok güzel şeyler yazmışsınız.
    Tam bana gerekli olan yazılar bunlar.
    Yararlı olabilecekse yazı, sevindirici kendi adıma..
  • 19-12-2008, 14:33:40
    #11
    "İnsan sarrafı" gibi bi' sıfatla nitelendirilmek güzel Arda , teşekkür ederim.

    İletişimin öneminden uzunca dem vurmuşsun ve bu cevabı bu kadar gecikmeyle yazışımın sebebi de kısmende olsa iletişimsizlik. Hatrı sayılır bi' arkadaş ile girdiğimiz nahoş polemik sonucunda bu iletiye yorumu geciktirdim biraz , salim kafayla yorumlamak daha hoş duracaktı çünkü..

    İletişim ;

    İnsanlar aileleri ile ne kadar iletişim kurabiliyorlar ? Mesela ben babamla uzunca bi' süre değil konuşmak yüzünü bile görmedim.. Tamamen diyalog eksikliğinden , benim eşşekliklerimden kaynaklanıyordu , sonraları yine eskisi gibi olduk , paşalar gibi anlaşıyoruz aman nazar değmesin herşeyin önünde şu an için ailem.. Herşeyin hemde , herşeyin. Bunun temeli iletişimden ziyade hoşgörü ve saygı.

    Zaten anlaşabilmek , anlaşılabilmek , anlatabilmek adına ne gerekiyorsa hoşgörü hakim olmalı o an için.. Beni dolandırmaya gelen bi' elemanı msn'de ilk yazdığı iletiden anlıyorum mesela ona kızmıyorum , küfretmiyorum , rencide etmiyorum sadece başına gelebilecek şeylerden özetle bahsediyorum kendi kendine " özür dilerim." diyor gidiyor.. Taa ki "saf" yerine konulana dek..

    İletişimde kurallara bağlı kalmak ne kadar doğru orasıda tartışılır , mesela ben hiçkimse için düşüncelerimden , görüntümden , kılık kıyafetimden eğer ki varılacak sonuç beni mutlu etmeyecek , acı ama gerçek olan menfaatlerim doğrultusunda ilerlemeyecekse vazgeçmem , ödün vermem.. Zaten diyalog içinde olduğum insanlarda bu tarz girişimler beklemez benden , fakat mühim olan şu ;

    O an yaşanan - yaşanacak diyaloğun amacı , varacağı nokta.

    Şimdi şu söylenebilir belki , amaca ulaşmak için atılan her adım mübahtır fakat olay bu sefer kişilikten ödün vermeye kadar kayıyor , evet değer verdiğim insanların mutlu olmasını belki zaman zaman kendimden daha çok isterim fakat bu her zaman olmaz , olmamalı. İnsan yapayalnız kaldığında yaptığı yanlışları gözünün önüne getirmeyi , kendi kendini sorgulamayı , sorumluluklarını detaylı irdelemeyi , bunlarla ilintili düştüğü yanlışları düzeltmek için atması gereken adımları az çok bilmeli..

    Mevzu iletişim ve/veya iletişimsizlikten doğan sorunlar , iletişimin gelişimi için gerekli altın ipuçları fakat şunu unutmamak lazım ;

    İnsanları mutlu etmek adına mutsuz olmayın. Pek bi' egoist oldu bu cümle fakat zaman zaman uygulamaya konulduğunda hakikaten işe yaradığını göreceksiniz.

    Anlatmak istediğim temel kavram şudur ; iletişimde her zaman hoşgörü ve saygıyı koruyun , her zaman ama her zaman faydasını göreceksiniz.

    ( Forumda 1 hafta önce yaşadığım bi' diyalog var , bu yazdığım iletiyi doğrulamıyor nitelik de farkındayım fakat yukarıda bahsettiğim gibi "saf" yerine konulduğumu düşündüğümden o kadar basiretsiz bi' tepki verdim , hoş özrümü diledim fakat yinede rahatsızım hala o mevzudan.. )

    Şimdi ikinci mevzuya gelelim ; İnsanları tanımaya çalışın..

    Mesela hiç beceremeseniz bile , eşşek kadar adam olmuş olsanız bile yakın dostunuz çoluk çocuğun içerisinde play station oynamak hatta yenip sizinle kafa yapmak istiyorsa ona müsade edin , onure olsun..

    Ya da söyledikleri ilgi alanınıza hiç girmiyorsa bile dinleyin anasını satayım , bi' şey kaybetmezsiniz.. Bi' insan en fazla aralıksız maksimum 5 dakika konuşur eğer önünde hazır metin yoksa ya da gaza gelmemişse , 5 dakikayla siz karşınızda ki arkadaşa , sevgiliye , dosta bi' çok şey kazandırabilirsiniz mesela güven..

    3 gün sonra o mevzudan bi' alıntı yapıldığı zaman "-ya o öyle değildi hani geçen konuşmuştuk ya " demeniz hakikaten karşınızda ki insana ciddi anlamda güven verir hakkınızda..

    İlkin dinlemeyi , sonra anlatmayı öğrenmek lazım ve bunların hiçbiri internet'de zaman geçirerek kazanılabilecek nitelikler değil ne yazık ki..

    Şükür ki dinlemeyi de biliyorum , anlamayı da.. Bu işe başladığımda nefesnefese vardı (: sanırım epey yaşlandım nacizane tavsiyem ufak kardeşlerinizin Türkçe kitaplarını bile okuyun , zaten koca koca yazılar eşşek kadar puntolarla yazmışlar , 1 sayfası 15 saniyenizi almaz.. Ali işe Ayşe arasında ki diyalogtan çıkartabileceğiniz incecik bi' espiri karşınızda ki insanı kahkahalara boğabilir.. Hani insanları mutlu etmekten dem vurdum biraz önce..

    Şimdi haddim olmayarak tavsiyelerde bulundum , alınganlık edebilecek " kim bu adam " deyip saygısını koruyamayacak arkadaşlarında aramızda varlığından haberdarım (: korka korka -rep atıp , +reple dönüş yaptığımda yüzü kızaran arkadaşlarında varlığından haberdarım.. Tek sorun hoşgörü ve ben pollyanna'yı hakikaten severim , aynada ki seni sevebiliyorsan diğerleri zaten sevmiştir diyeyim de bağlansın..

    (: Arda teşekkür ederim amcam bu kadar uzun ileti yazmıyordum ne zamandır..
  • 19-12-2008, 15:35:08
    #12
    Böyle bir güzel yazı yazdıgın için Arda bi teşekkür ederim.

    Böyle güzel bir yazıya Buğra abinin böyle güzel bi yazu yamasına vesile oldugun için ayrı bir teşekkür ederim..
  • 19-12-2008, 16:40:37
    #13
    güzel yazı olmuş Arda Buğra abi' de döktürmüş
  • 21-12-2008, 16:53:40
    #14
    Buğra abi öncelikle vakit ayırıp uzun uzadıya yazdığın için teşekkür ederim

    Alıntı
    Şimdi şu söylenebilir belki , amaca ulaşmak için atılan her adım mübahtır fakat olay bu sefer kişilikten ödün vermeye kadar kayıyor , evet değer verdiğim insanların mutlu olmasını belki zaman zaman kendimden daha çok isterim fakat bu her zaman olmaz , olmamalı. İnsan yapayalnız kaldığında yaptığı yanlışları gözünün önüne getirmeyi , kendi kendini sorgulamayı , sorumluluklarını detaylı irdelemeyi , bunlarla ilintili düştüğü yanlışları düzeltmek için atması gereken adımları az çok bilmeli..
    Daha önce de söylemiştin bunu Ama bazen elde olmadan "bazılarının" mutlu olması için kayıp giden o kadar çok şey oluyor ki.. Bu bildiklerim, uyguladıklarım.. o zaman işte işe yaramıyor.. Her şey bir yana "bazıları" bir yana.. -bu kısmı birtek sen anlayacaksın sanırım (: -

    Alıntı
    Mesela hiç beceremeseniz bile , eşşek kadar adam olmuş olsanız bile yakın dostunuz çoluk çocuğun içerisinde play station oynamak hatta yenip sizinle kafa yapmak istiyorsa ona müsade edin , onure olsun..

    Ya da söyledikleri ilgi alanınıza hiç girmiyorsa bile dinleyin anasını satayım , bi' şey kaybetmezsiniz.. Bi' insan en fazla aralıksız maksimum 5 dakika konuşur eğer önünde hazır metin yoksa ya da gaza gelmemişse , 5 dakikayla siz karşınızda ki arkadaşa , sevgiliye , dosta bi' çok şey kazandırabilirsiniz mesela güven..

    3 gün sonra o mevzudan bi' alıntı yapıldığı zaman "-ya o öyle değildi hani geçen konuşmuştuk ya " demeniz hakikaten karşınızda ki insana ciddi anlamda güven verir hakkınızda..
    Kilit noktaya değinmişsin buğra abi.. Son olarak okuma konusuna gelirsek bu konuda ben de çok hassasım.. Genç kitlenin büyük çoğunluğunu saatlerini monitör karşısında boş yere çürütüyor.. Düzenli kitap okuyan ise yok denecek kadar az..