Buğra abi öncelikle vakit ayırıp uzun uzadıya yazdığın için teşekkür ederim
Alıntı
Şimdi şu söylenebilir belki , amaca ulaşmak için atılan her adım mübahtır fakat olay bu sefer kişilikten ödün vermeye kadar kayıyor , evet değer verdiğim insanların mutlu olmasını belki zaman zaman kendimden daha çok isterim fakat bu her zaman olmaz , olmamalı. İnsan yapayalnız kaldığında yaptığı yanlışları gözünün önüne getirmeyi , kendi kendini sorgulamayı , sorumluluklarını detaylı irdelemeyi , bunlarla ilintili düştüğü yanlışları düzeltmek için atması gereken adımları az çok bilmeli..
Daha önce de söylemiştin bunu

Ama bazen elde olmadan "bazılarının" mutlu olması için kayıp giden o kadar çok şey oluyor ki.. Bu bildiklerim, uyguladıklarım.. o zaman işte işe yaramıyor.. Her şey bir yana "bazıları" bir yana.. -bu kısmı birtek sen anlayacaksın sanırım (: -
Alıntı
Mesela hiç beceremeseniz bile , eşşek kadar adam olmuş olsanız bile yakın dostunuz çoluk çocuğun içerisinde play station oynamak hatta yenip sizinle kafa yapmak istiyorsa ona müsade edin , onure olsun..
Ya da söyledikleri ilgi alanınıza hiç girmiyorsa bile dinleyin anasını satayım , bi' şey kaybetmezsiniz.. Bi' insan en fazla aralıksız maksimum 5 dakika konuşur eğer önünde hazır metin yoksa ya da gaza gelmemişse , 5 dakikayla siz karşınızda ki arkadaşa , sevgiliye , dosta bi' çok şey kazandırabilirsiniz mesela güven..
3 gün sonra o mevzudan bi' alıntı yapıldığı zaman "-ya o öyle değildi hani geçen konuşmuştuk ya " demeniz hakikaten karşınızda ki insana ciddi anlamda güven verir hakkınızda..
Kilit noktaya değinmişsin buğra abi.. Son olarak okuma konusuna gelirsek bu konuda ben de çok hassasım.. Genç kitlenin büyük çoğunluğunu saatlerini monitör karşısında boş yere çürütüyor.. Düzenli kitap okuyan ise yok denecek kadar az..