• 26-03-2021, 11:55:09
    #1





    Konu sözleşme değil, neden suç duyurusunda bulunulduğuna bakın.
    Bir öğretmen veya polisin şiddet uygulaması imkansız mı ki? Kaç tane örneği var.
  • 26-03-2021, 11:58:11
    #2
    Bakan Bey'in hakaret tanımı farklı biraz. Kel dediği için gözaltına alınanlar vardı.
  • 26-03-2021, 12:02:03
    #3
    Öğretmen dayağı herkes diyor da kimse kusura bakmasın çarpım tablosunu bilemediğimiz zaman elimize sopayla vuruluyordu

    belki aramızda bunu yaşayanlar vardı o sopa yüzünden bir saat çarpım tablosu ezberlenirdi dersler de iyiydi

    hatırlarmısınız kareli defterlerin arkasında vardı çarpım tablosu şimdi var mı bilmiyorum tenefüste çarpım tablosu ezberlenirdi ele vurulan sopa sonrası
  • 26-03-2021, 12:03:07
    #4
    Kadına Şiddet ve tecavüze karşı çıkanlar kendileri, Parti içindeki tecavüz ve şiddete susanlar yine kendileri.. Hatta utanmayıp pınar gültek'inin babasına davadan vazgeç diyen yine kendileri. Şovmen politikacılar, Başka bi b*k değil..
  • 26-03-2021, 12:44:05
    #5
    Kanında ve özünde sadizm ve egoizm barındıranlar hariç olmak üzere hiçbir devlet memuru şiddete başvurmaz, başvursa da keyfi olmaz. Şayet sadist ve egoist ise öğretmen-polis değil, hangi meslekten olursa olsun o kişiden adam olmaz zaten.

    Madem bu sözleşme toplumsal sınıflandırmaları engelleyip bireyin özgürlüğünü savunuyorsa, bu sözleşmeyi destekleyenler neden meslekleri sınıflandırarak örneklendiriyor?

    Bunun altında art niyetten başkası olamaz.

    **

    Kadın haklarının ve özgürlüklerinin her zaman arkasındayım, kadına şiddete her zaman karşıyım. Sözleşme var diye kadın cinayetleri bitmiş değil, sözleşme kalkınca da artmış değil. Meselenin tek çözüm yolu caydırıcı cezalardır. Hükümete "neden caydırıcı cezalar uygulamıyorsunuz?" diye muhalefet etmek gerekir. Vesselam.