Konunun sapmasını istemem ama bence tavuk-yumurta meselesine benzemiyor. İnsanı Tanrı'nın yaratmış olması demek günümüzdeki teist (inanır) kişilerin düşündüğü şekilde. Ama Tanrı'yı insanın yaratması; belirli dönemlerde kavimlerin, toplumların yönetimini ele geçirmek için bir güç ve tapınma simgesi oluşturarak kendisine yönetme kudretini ondan aldığına halkı inandırıp isyan etmelerini engellemek, kontrol altına almayı kolaylaştırmak ve kendi düşüncelerini Tanrı kelamı olarak dikta ettirmek için uydurulmuş anlamına geliyor. Ta Sümer tabletlerine kadar dayandırabiliriz.
Tamamen birbiriyle zıt iki argüman.
Tanrı insanı yarattıysa, her şeyin bir yaratıcısı olmalı diyorsak; Tanrı'yı da bir yaratanın olması gerekir. Tanrı yaratılmamış, doğmamış ve doğurulmamış ise insanın varoluşu da tesadüf sonucudur diyebiliriz. Tesadüfen varoluş mümkün değil ise, illa her şeyin bir yaratıcısı olması gerekiyorsa Tanrı'yı da bir yaratanın olması gerekir.
Ben biraz benzetiyorum, ki zaten sizin verdiğiniz örnekte benim fikrimi pekiştiriyor nitelikte. İnsanoğlu anlam veremediği olguları (doğal afetler) kendinden üstün varlıklara bağlayarak aslında bir tanrı yaratmış oluyor ya da sizin de dediğiniz gibi ortaya bir tanrı figürü koyup kudretini tanrıya bağlayarak hem bir tanrı yaratmış oluyor hem de tanrıdan yaratıldığını iddia ediyor.
Bence bu konularda fazla kafa patlatmaya gerek yok, Tolstoy'un da dediği gibi "Tanrı sevgidir", ve Yunus Emre'nin de dediği gibi "Sevelim sevilelim"