• 15-11-2020, 17:44:42
    #1

    Bugün Netflix yapımı bir belgesel olan Sosyal İkilem hakkında bir beyin fırtınası yapmaya sizleri davet ediyorum. Sosyal İkilem, 1 saat 34 dakikalık bir didaktik nitelikteki belgesel olmakla birlikte aynı zamanda birçok eleştirinin yapıldığı uyarı niteliği taşımaktadır. Belgesel, daha önce Silikon Vadisi’nde ‘Sosyal Medya’ alanında çalışmış ve hatta hala çalışmakta olan kişilerin orada çalışırken bunun özünde iyilik getreceğini düşünerek bu işe girme süreçlerini daha sonra ise artık tam zıttı bir şekilde düşünme hikayelerini anlatmakta. Peki neden bu bir avuç insanın düşünceleri zıt yönde değişti?

    Sebebi çok basit: farkındalık. Çünkü onlar, ürünleri(sosyal medyayı) piyasaya sürdüğünüzde sahibinden özerk varlıklar haline gelmesinin insanlık alemi için doğru olmadığını ileri sürüyor ve devam ediyorlar: Umduğunuzdan çok farklı bir şekilde kullanılıyorlar. Sosyal araçların insanlığın sosyal yapısını bozmaya başladığını yıllar önce konuşurduk. Şimdi ise bunu nasıl durdurabilirizin değil, nasıl azaltabilirizin derdine düşmüş durumdayız. Çünkü insanlık, bilgi çağından dezenformasyon çağına geçiş yaptı. Dezenformasyon çağı da nedir? Hatta dezenformasyon nedir? Dezenformasyon, Doğruluğu veya yanlışlığı olmayan ve bilinçli bir şekilde yayılan bilgi. Yani doğruluğu ve yanlışlığı bulunmamış olan kasıtlı yayılan bilgilerin bulunduğu zaman dilimine de dezenformasyon çağı deriz. Dezenformasyon çağına geçişimizi nasıl anlayabiliriz? Tabii ki Silikon Vadisi’ni inceleyerek. Silikon Vadisi, ilk elli yılında endüstride inanılmaz canlanma sağlayarak ürün üretti ve sattı, hepsi insanlığın faydasına sunulmuştu. Donanımlar, yazılımlar vb. bunları müşterilere sattı. Fakat son on yıla gelecek olursak, burada bulunan şirketler ‘Kullanıcılarını Satıyor’.
    Kullanıcılar Nasıl Satılır?
    İnternet çağında insanlar her şeyin ücretsizini bulmaya çalışmakta. Kırılmış oyunlar, korsan filimler, çalıntı belgeler, çoğaltılmış dökümanlar ve bunun gibi bir sürü şey. Bu durum Silikon Vadisi’nde de birilerinin dikkatini çekmiş olmalı ki kullanmış olduğumuz ürünlere ücret ödemediğimiz için bunu kazanç kapısına dönüştürmeyi başardılar. Nasıl mı, gayet basit. Kullandığımız ürünlere herhangi bir ücret ödemediğimizden, kullandığımız ürünlerin ücretini reklam verenler ödemekte. Kısaca, satılan şey bizken, müşteri reklam verenler. Hatta o meşhur sözü yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var: ...

    Devamını okumak için : Gelecek, Ütopya mı yoksa Distopya mı? : Sosyal İkilem
  • 15-11-2020, 17:51:50
    #2
    İzleme listesine alalım bakalım

    teşekkürler
  • 15-11-2020, 17:54:54
    #3
    razor94 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İzleme listesine alalım bakalım

    teşekkürler
    ben teşekkür ederim, iyi haftasonları.
  • 15-11-2020, 20:40:01
    #4
    Şuanda gelecek covid, gelecek milyonlarca ölü valla, beyin fırtınası kalmadı, fırtına yapacağımız insan kalmayacak yakında..

    Bu arada boş aklınca bakacam öneri için teşekkürler
  • 15-11-2020, 21:53:05
    #5
    GodLessTurtLe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şuanda gelecek covid, gelecek milyonlarca ölü valla, beyin fırtınası kalmadı, fırtına yapacağımız insan kalmayacak yakında..

    Bu arada boş aklınca bakacam öneri için teşekkürler
    Öncelikle rica ederim sizde haklısınız, belgesele gelirsek zihin açıcı bir belgesel tavsiye ederim.