• 06-04-2013, 21:00:20


    İzimden Gelin Gençler!..Bocalamadan, Yorulmadan, Sıkılmadan...

    Tek Çıkış Yolunuz Budur!..

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
  • 07-04-2013, 03:37:58


    T.C. ♥
  • 19-04-2013, 13:52:21
    Üyeliği durduruldu
  • 19-04-2013, 18:59:19
    Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. M.K.ATATÜRK
  • 24-04-2013, 20:06:15


    “… Temel ilke, Türk Ulusu’nun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır.

    Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir.

    Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlığından yoksun bir ulus, uygar insanlık önünde, uşaklıktan öte bir gözle görülmeye layık olamaz.

    Yabancı bir devletin güdümüne girmeyi istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu,
    güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir.

    Bu aşağılık duruma gerçekten düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez.

    Oysa Türk’ün onuru ve yetenekleri çok yüksektir ve büyüktür.

    Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.

    Öyleyse ya bağımsızlık, ya ölüm!

    İşte gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası bu olacaktır.”

    Kaynak:
    Gazi M. Kemal Atatürk, Söylev, cilt: 1-2, yayıma hazırlayan: H. Veldet Velidedeoğlu,
    Çağdaş Yayınları, 30. baskı, İstanbul, 1997, s. 43.
  • 01-05-2013, 17:22:57


    Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır.

    Genç, Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır.

    Mahkeme onu yargılayacaktır.

    Yine düşünecek, demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek Onu hapse atacaklar.

    Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.

    Diyecek ki, ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.

    İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!


    Mustafa Kemal Atatürk Bursa,
    5 Şubat 1933

    http://www.ataturkunbursanutku.com/
  • 06-05-2013, 22:18:21


    AŞK;
    Hiç görmediğin halde, 131 yaşındaki bir adamı sevmektir...
  • 15-05-2013, 00:38:09
    Efendiler,

    Avrupa’nın bütün ilerlemesine yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre uygun yapmak, yürümek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.

    Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa’nın en önemli devletleri, Türkiye’nin zararıyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye’nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki İngiltere’nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana’dan sonra Peşte ve Belgrat’ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, İtalya, Almanya da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir.

    Bir şeyin zararıyla, bir şeyin yok olmasıyla yükselen şeyler, elbette, o şeylerden zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık, Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür. Türkiye’yi yok etmeye girişenler, Türkiye’nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylaşarak, birleşmiş ve ittifak etmişlerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekâlar, duygular, düşünceler, Türkiye’nin yok edilmesi noktasında yoğunlaştırılmıştır. Ve bu yoğunlaşma, yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Ve bu geleneğin, Türkiye’nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye’yi ıslah etmek, Türkiye’yi uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye’nin iç hayatına, iç yönetimine işlemiş ve sızmışlardır. Böyle elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmişlerdir.

    Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu maneviyatıyla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu’yla Batı’nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı’ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bundan, bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka, bir sonuç beklenemez.

    Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır.

    Türkiye’nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye’yi âtıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye’de fikir adamları, âdetâ kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki: ‘Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur.’ Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. ‘Onlar bizi idare etsin’ diyorlardı.

    Mustafa Kemal Atatürk - 6 Mart 1922
  • 20-05-2013, 00:12:44


    BEN CUMHURİYET KADINIYIM.

    Laik yaşamak varken,
    Şeriat diye bağıramam.

    Ekmek özgürlük eşitlik savaşında,
    Erkeğimle omuz omuza vuruşmak varken,

    Boynuma zincir, ayağıma pranga vurdurup,
    Sinemem bir köşeye.

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM,
    İnkar edemem nene hatunu, kara fatmayı,
    Bebeği yerine mermiyi saran o yüce anayı.

    Unutamam Çanakkaleyi, Dumlupınarı kurtuluşu,
    Her karışı şehit kanlarıyla sulanan vatanı,
    Satamam ne pahasına olursa olsun.

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM,
    Değer görürken öpülürken elim,
    Satılamam pazarlarda köle misali.

    Dünya kadınlarıyla aynı safta olmak varken,
    İkinci sınıf sıfatını yakıştırmam kendime.

    Kadın erkek eşitliğini vermişken elime Ata'm,
    Yine on adım geriden yürüyemem,

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM,
    Yürümek varken ilkeler elimde,
    Uğraşamam sultanla sarayla hanla.

    Değişemem özgürlüğümü parayla malla.
    Ak güvercinleri uçurmak varken göklerde,
    Dalgalandırmak varken o ayyıldızı gönderde,
    Bakamam kapkaranlık semaya.

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM,
    Seçme seçilme hakkım varken elimde,
    Razı gelemem haksızlıklara.

    Savunmadan suçsuzluğumu,
    Boynumu vurduramam canice.

    Ben anayım ben kadınım.

    Hayat savaşında varım yiğitçe mertçe,
    Susamam son sözümü söylemedikçe.

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM,
    Atamın verdiği bunca nimeti,
    Tepemem elimin tersiyle.

    Göğsümü açsalar bağrımı dağlasalar,
    Sürükleseler taşlasalar Halide Edip gibi,
    Ölüm bile hoş gelir binlerce şehit gibi.

    BEN CUMHURİYET KADINIYIM...