Öncelikle yönetimin konuyu kaldırdığını gördüğümü belirtmek isterim. Amacım polemik oluşturmak değil. Konuya cevap yazamadım; çünkü geç kaldım, silinmiş. Sadece birçok satır yazdım ve arkadaşa belki bir şeyler katar diye konu olarak açmak istedim. Kurallara aykırı bir paylaşımsa silinebilir.
Öncelikle şunu söylemeliyim, biz Allah'ın bilmesine göre değil, bildirmesine göre yaşarız. İnsan aklı her şeyi algılayabilecek kapasitede değildir. İnsan, aklı ile her şeyi bilebilir düşüncesi her zaman geçerli değildir. Örneğin, nefret duygusu var diyoruz ancak somut bir şey yok ortada; fakat var olduğuna inanıyoruz. İlk olarak bunu iyice oturtmak lazım, "insan aklı her şeyi algılayabilecek düzeyde değildir". Nasıl ki kuşların sesleri işitme frekansları ile insanlarınki aynı değil, yani arada özellik farkı varsa, insanın donanımına baktığımızda her şeyi algılayabilecek sınırsız bir kapasitesi yoktur.
1) Kuran'ı açıp okuyan birisi birçok ayette Allah'ın insanları yaratma amacının sadece kendisine kulluk ve ibadet etmeleri olduğunu görür. Ötesinde sorulan sorular aklın düşünebilme kapasitesinin dışında kalır.
2) Kuran'ın farklı mealleri oluşu demişsiniz. Kuran ilmiyle uğraşanlar bilirler. Kuranda "muhkem" ve "müteşabih" ayetler vardır. Yani Arapça'daki gramer özelliği olarak birden fazla manaya çıkabilecek ayetler bulunur. Bunu şuna benzetebiliriz, Türkçe'de bir şiiri her okuyan kişi farklı hislere kapılır ve kendince ifade eder. Müteşabih ayetler de kişiden kişiye farklılık gösterebilecek yorumlara açıktır. Meallerdeki farklılık sebebi budur. Dilbilgisi kurallarını çok önemsemediğinizi belirtmişsiniz sanırım; ancak şunu bilmelisiniz yoruma açık bir kelime insanın hayatını dahi tehlikeye sokabilir. Hele ki Kuran dilini, Kuran'ı gerçekten anlamak isteyen birisi, gramer den sıyırıp atamaz.
3) Allah'ın önceden bilmesi konusu "kader" ile alakalıdır. Kader ise "ölçü" demektir. Yani toplumda anlaşıldığı şekilde "Allah yazdı biz yaşadık" gibi manası yoktur. Kader kelimesinde Allah'ın üç sıfatını görürüz. İlim, irade ve kudret. Allah her şeyi sonsuz ilmi ile biliyor evet; ancak Allah'ın bizim hakkımızda neyi bildiğini biz bilmiyoruz. En başta belirttiğim gibi, biz Allah'ın bilmesine göre değil, bildirmesine göre yaşarız. Allah insana irade vermiş ve insan seçimlerini iradesi sayesinde kendisi yapar. Bir kişi aklı ile iyiyi kötüden ayırt eder, iradesi ile seçim yapar. İşte yaptığı seçimlerin o anda yaratılması ise "kaza" dır. Bu konuya şöyle bir örnek vermek istiyorum.
Ben öğretmen olduğum için, mesleğimle alakalı;
Öğrencileri yazılı yapacağım, yazılı kağıtlarını dağıtırım. Aslında hangi öğrencinin düşük, hangisinin yüksek alacağını bir öğretmen olarak bilirim. Çünkü öğrencilerimi tanırım. Fakat benim bunu biliyor olmam müdahale edeceğim anlamına gelmez. Müdahale edersem, çalışkan olanlara adaletsiz davranmış olurum. Peki sınavın amacı nedir? İyiyi kötüden, bileni bilmeyenden ayırmak.
En başta sorduğunuz soruya ben şimdi karşılık vereyim..
-Öğretmen kafayı mı yedi, neden durduk yere sınav yapıyor?
- Madem kimin iyi kimin kötü alacağını biliyor neden müdahale etmiyor?
- Öğretmen kontrolünü mü kaybetti?
-Peki ya bu çeldirici şıkları niye koydu? (şeytan) Hiçbir çeldirici koymasaydı, sınav çok basit olurdu. Çalışan çalışmayan ayrımı kalmazdı, herkes yüksek alırdı ne güzel.. Öyle değil mi?
Az önce din konusunda soru soran arkadaşa..
29
●1.014
- 19-09-2020, 02:32:37Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.açtık *okuduk ateist olduk. okumayınca dindardım.
* okumak, anlamak, sorgulamak ve diğerleri.. - 19-09-2020, 02:37:55konuyu bilmiyorum ama
kısacası Allah insanları unutmak üzerine yaratmıştır.
yaşam unutkanlıklarınız üzerine devam eder.
satırlarca yazmaya gerek yok bunu bilin ve buna göre yaşamınızı idame ettirin yeter... - 19-09-2020, 02:51:54Öğretmen ve Allah'ı eş tutmak mı?ByMaDaK adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
İlginç. Bu yazdıklarımdan böyle bir yorum alacağım hiç aklıma gelmezdi. - 19-09-2020, 02:52:02Silinmiş dediğiniz konuyu görmedim ama Allahın varlığını kanıtlamak üzere ise konuya farklı bakılmalıdır. İman dediğimiz kavramın temeli anlaşılmalı. İnanmak ile bilmek arasındaki farkların temelini ayırt etmeliyiz. Bu noktada din felsefesi üzerine nietzsche, kant, hegel veya spinoza'dan ilerlenebilir. Aynı şekilde din bilimi üzerine de max weber, durkheim ve popper'in yorumlarına bakabilirsiniz. Bilimsel olarak imanı açıklayamayız, çünkü temelinde bilimin evrimleşmesi vardır, din ise temel yargılara dayanır, ruhu anlatır bir şiir gibi değişmezdir. Zaten adı üstünde iman'dır sadece içimizde bilebilir, hissedebiliriz ve iman ederiz. Nitekim allah da öyledir. Varlığına inanıyor musun derseniz hayır derim. Fakat biliyorum veya bilmeliyim...
"Bilim hiçbir zaman kesin değildir ve olmayacak. Her zaman evrilecektir. Bilimdeki tek kesinlik yanlışlardır." Karl Popper - 19-09-2020, 02:53:02Öğretmen sınav sonucunu biliyor dedinizfatih4364 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle