• 14-09-2020, 14:52:41
    #73
    Üyeliği durduruldu
    PastaMalzeme adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Müslüman isen böyle bir soru sormaman lazım.
    İmanın şartları:
    • Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak.
    • Meleklerine inanmak.
    • Allahü teâlânın indirdiği kitaplarına inanmak.
    • Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak.
    • Ahiret gününe inanmak.
    • Kadere, yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak
    Müslüman değilsen zaten sıkıntı yok, kader vs ne yapacaksın bak dalgana.
    Dini inancım yok.
    Kader v.s. ne yapacaksınız demişsiniz. İstediğimi yapar, istediğim konuyu açarım hocam.

    Doğarken seçemediğimiz; cinsiyet, aile v.s. gibi şeyleri adlandırmak istedim.
    Müslümanlar seçemediği şeyleri genelde kadere bağlıyor. Ben de yeni isim bulmak yerine kader dedim

    araştırmak, bir şeyler düşünmek güzeldir.
  • 14-09-2020, 16:41:55
    #74
    Kaderi hala önceden yazılmış ve onlar yaşanacak zanedenler var. Birşeyi araştırmadan eksik bilgilerle yorum yapmak acizane bir tavır olur. Ayrıca bu konularla ilgili çok iyi kaynaklar var, kader nedir, kaza nedir ve bunların çeşitleri nelerdir araştırmanızı öneririm.
  • 14-09-2020, 16:47:14
    #75
    Bu konular çok derindir. 2 sayfa okumak ile de anlam verilemez. İyi okumak, iyi anlamak ve yazılanın dışında kendi mantığınız ile hareket etmemek gerekir. Tabi ki kader vardır ve bunun dışına çıkılması mümkün değildir.
  • 14-09-2020, 17:02:30
    #76
    alperc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ayrıca inançlı biri olarak buna katılmadığımı söylemek istiyorum. Sorgulamamak kişiyi taklidi imanda bırakır tamamen otomatik bir şekilde size öğretilenleri taklit edersiniz. Sorguladıkça ve bazı konularda idrak sağladıkça tahkiki iman aşamasına geçersiniz. Buda dini, evreni, hayatı ve ön önemlisi kendi hakikatinizi daha iyi anlamanızı sağlar.
    İmanın şartları sorgulamaya açık değildir. Peygamberlerin varlığını, kitapları, kaderi, Allahın birliğini tahkik edemezsiniz. Her din belirli ön kabuller üzerine kuruludur. İmanda ön kabul 6 maddedir. Allah bir mi değil mi diye sorgulayamazsınız. Peygamberler doğru mu söylüyor yalan mı söylüyor diye sorgulayamazsınız, kitapları sorgulamayı bırak, kitap üzerinden 1 ayetin bile doğruluğunu sorgulayamazsınız.

    Tahkikat kaderin varolup olmaması üzerine değil, külli ve cüzi irade ilişkilerinin nasıl gerçekleştiği üzerine olabilir. Ama imanın 6 şartından birinin varlığını sorgulayan insan dinden çıkar. Ben hem sorgularım hem de kendimi inançlı sayarım derseniz bu dünyadaki milyarlarca insanın inandığı dinle aynı din olmaz.
  • 14-09-2020, 17:31:54
    #77
    WebKadir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kader diye bir şey yoktur bence. Atacagimiz her adimi biz belirleriz insanlar yaptiklari kotuluklere bahane olsun diye kaderi icat ettiler.
    Kadere imanı oluşturan insanlar değil peygamber ve dindir.. Kader yok diyen bilinçli veya bilinçsiz küfre giriyor. Kader vardır ve İslama iman eden hiç kimse bunu inkar edemez ama klişe olmuş bir söz var "Kader gayrete aşıktır" diye. Var olan kader de bence bazen bizim gayret ve amaçlarımızla şekillenebiliyor.

    İslam mücadele ve sorgulamayı isteyen bir dindir hayatın her alanında mücadeleyi amaçlar. Şöyle ki mücadele etmeden cennete dahi giremeyiz dolayısıyla kaderimiz de mücadelemize bakar. İslam monoton bir din değil, dua ile veya Allaha havale ile işler yürümez. "Önce deveni bağlayıp daha sonra Allaha tevekkül edeceksin" diyen bir dinin müntesipleriyiz. İslam Allaha dayanırken bile bizden bir mücadele ve emek istiyor. Tüm bunlara bakınca kader vardır inkar edilemez, bununla beraber kader gayrete de aşıktır diyorum
  • 14-09-2020, 18:15:14
    #78
    Kader Türkçe'ye kadar olarak geçmiştir.
    Doğru olan budur.
    Şu kadar tuz, şu kadar un gibi.

    Kaderde varsa ..... neye yarar üzülüp büzülmek. Hayatta başarılı olamayanların atasözü.
  • 14-09-2020, 21:34:20
    #79
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İmanın şartları sorgulamaya açık değildir. Peygamberlerin varlığını, kitapları, kaderi, Allahın birliğini tahkik edemezsiniz. Her din belirli ön kabuller üzerine kuruludur. İmanda ön kabul 6 maddedir. Allah bir mi değil mi diye sorgulayamazsınız. Peygamberler doğru mu söylüyor yalan mı söylüyor diye sorgulayamazsınız, kitapları sorgulamayı bırak, kitap üzerinden 1 ayetin bile doğruluğunu sorgulayamazsınız.

    Tahkikat kaderin varolup olmaması üzerine değil, külli ve cüzi irade ilişkilerinin nasıl gerçekleştiği üzerine olabilir. Ama imanın 6 şartından birinin varlığını sorgulayan insan dinden çıkar. Ben hem sorgularım hem de kendimi inançlı sayarım derseniz bu dünyadaki milyarlarca insanın inandığı dinle aynı din olmaz.
    Milyarlarca insanın inandığı doğru olsaydı eğer dünya daha güzel bi yer olurdu. Amaç inanmak değil inandığını anlayıp uygulamak olmalı. Sorgulamak kelimesinden ne anlıyorsun dostum bilmiyorum ama sorgulamadan konunun özünü anlayıp idrak edebileni ben henüz görmedim. Öyle olsaydı İbn-i Arabi'ler, Hallacı Mansurlar yetişmezdi. Bi hikayeyle noktalıyım.

    Alıntı
    Muhyiddin-i Arabî Şam’da, bir grup kimseye ayağını yere vurarak şöyle dedi:
    “Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır.”
    Halk şaşırmıştı. Aleyhinde konuşanlar çoğaldı.
    Hatta o vefat ettiği zaman kabrine çöp döktüler.
    Oysa İbn-i Arabi Hazretleri demişti ki:
    “Sin, Şın’a gelince, Muhyiddin’in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır”
    Bir zaman sonra bu sözün gerçeği ortaya çıktı.
    Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Han Şam’a geldiğinde, İbn-i Arabi Hazretlerinin ne demek istediğini ferasetiyle anladı. Ve halka şöyle açıkladı:
    “Sin, Selim, Şın ise Şam’dır.”
    Ve Yavuz Sultan Selim Han, Hazret-i Muhyiddin’in mezarındaki çöpleri temizleterek üzerine güzel bir türbe, yanına da cami yaptırdı.
    Sonra Muhyiddin-i Arabi’nin ayağını yere vurarak “sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır.” Dediği yeri tesbit etti ve orayı kazdırdı. Oradan bir küp altın çıktı. Ve bundan da Hazret-i Muhyiddin’in “Siz, Allah’a (cc) değil paraya tapıyorsunuz” demek istediği ortaya çıktı.