
Yarım asırdan uzun bir süre önce başlayan ve kısa sürede sona eren uzay yarışı tekrar alevleniyor. İlk olarak devletler arasında fitillenen bu yarışın 21. Yüzyılda artık yeni aktörleri var: Uzay Baronları
İnsanlık tarihinin ilk yıllarından günümüze kadar uzanan süreçte gökyüzü her daim merak edilen, ufukların ötesinde bir yer olarak görülmüştür. Yüzyıllar boyunca insanlar gökcisimlerine ulaşmanın bir gün oralarda yaşamanın hayalini kurmuştur. Asırlar boyu süren bu merak ve çalışmalar sonunda meyvesini verdi ve insan oğlu ilk olarak 1961 yılında uzaya 1969 yılında ise Aya ulaşmayı başardı.
Uzay Yarışının İlk Aktörleri ve Soğuk Savaş
Dünya üzerindeki buluşların ve teknolojilerin büyük bir çoğunluğu medeniyetler arasında yaşanan savaşlar esnasında bulunmuş veya geliştirilmiştir. Nitekim uzay yarışının da ilk adımları iki ülke arasında yaşanan bir savaş sonrası başlamıştı: Soğuk Savaş ile
İkinci Dünya savaşı sona ermiş Almanya yenilmiş, Avrupa ise yıkıntılar arasında kalmıştı. Savaşın ardından dünya hakimiyetini elinde tutmak isteyen sadece iki aktör kalmıştı dünya üzerinde Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri. İki devlet arasında start veren bu hakimiyet yarışı beraberinde Soğuk Savaşı da getirmişti. Bu savaşın insanlığa en büyük kazancı kuşkusuz Uzay Yarışı olmuştur.
Sovyetler Birliği İlk Uyduyu Yörüngeye Yerleştiren Ülke Oldu
Soğuk Savaşın gerilimi altında uzay yarışında birbirini geçmeye çalışan ABD ve SSCB bu alanda ilk olabilmek adına adeta tüm kaynaklarını ve imkanlarını ortaya koyuyordu. ABD tüm gelişmeleri an be an dünyaya aktarırken SSCB aynı oranda gizlilik ve sessizlik ile çalışmalarını yürütüyordu. Çalışmalarının ilk meyvesini alan Sovyetler Birliği alçak yörüngeye uydu yerleştirebilen ilk ülke oldu. 1957 yılında fırlatılan Sputnik adındaki uydu insanoğlunun uzaya fırlattığı ilk nesne olarak tarihteki yerini almıştı. Bu gelişmenin ardından ABD çalışmalarına sürat katmak zorunda kalacaktı.
Uzaydaki İlk İnsan Yuri Gagarin
İlk uyduyu fırlatan Sovyetler bu başarı ile kalmayarak 4 yıl aradan sonra 1961 yılında ilk kez uzaya bir kozmonotu götürerek geri getirebilmeyi başardı. Uzaya çıkan tarihteki ilk insan olan Yuri Gagarinde tarihteki yerini almış, ABD tarafında ise yenilgi düşüncesi hakim hale gelmişti. Tüm dünya ve ABD halkı Sovyetlere yenildiklerini düşünmüştüler. Bu noktada ABDnin efsanevi başkanı John F. Kennedy bizim hedefimiz Aya ulaşmak diyerek yarışa yeni bir soluk getirmişti.
İnsanoğlu İlk Kez Aya Ayak Basıyor
Sovyetlerin uzaya çıkmasının ardından bir açıklama yapan Kennedy çok değil 10 yıl içinde Aya ayak basacaklarını söylemiş ve çok geçmeden 1969 yılında Apollo 11 ekibi Aya ulaşarak insanlığı bir adım öteye taşımıştı. Nitekim Neil Armstrong Aya ilk adımını atarken Bu benim için küçük insanlık için büyük bir adım demişti. Efsanevi Apollo 11 mürettebatı Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Micheal Collins Aya giden ilk insanlar olmuştu. Bu başarının ardından ABD toplam 5 defa daha Aya giderek çeşitli çalışmalar yürüttü. Son olarak 1972 yılında Apollo 17 görevi ile Aya ayak basan insanoğlu o yıldan beri Aya gitmedi.
1969 yılında ABDnin Aya ayak basması ile uzay yarışı bir nevi sona ermiş Sovyetler yenilmiş, ilerleyen yıllarda Sovyetler Birliği dağılarak Soğuk Savaş tamamen sona ermişti. Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte uzay yarışı da bir nevi tarihin tozlu sayfalarındaki yerini almıştı. Artık İnsanlar Uzaya dair bir merak duymuyor, ötesine dair hayallerde kurmuyordu. Peki insanlığın uzay yolculuğu 1972 yılında sona mı erecekti?
Blue Origin Büyük Bir Gizlilikle Kuruluyor
Amazonun kurucu ismi ve dünyanın en zengin insanı olan Jeff Bezos tarihler 8 Eylül 2000i gösterdiğinde Blue Origin isimli yeni bir firma kuruyor. O yıllarda henüz yeni yeni ismini duyuran kurduğu Amazon şirketi ile ABDde tanınan isimler arasına giren Bezos en büyük hayali için gizli gizli bir şirket kuruyor, Blue Origini. Çocukluk yıllarında tarihi Apollo 11 görevine tanıklık eden Bezos o yıllardan bu yana uzayı en büyük hayali olarak görüyordu. Günün birinde oralara gidip farklı bir medeniyet kurmayı düşlüyordu.
Bezos, 1972 yılından sonra son verilen Ay ve Mars görevlerinin ardından büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Aya ayak basmıştık ama ötesini artık düşlemiyorduk. Bu duruma çözümü ise nitekim kendisi bulacaktı.
SpaceX Ortaya Çıkıyor
2001 yılında ortak olduğu PayPalı sattıktan sonra elde ettiği fonu SpaceX firmasını açmak için harcayan Elon Musk daha önce kimselerin yapmadığı bir şeyi yapıyordu. Sadece büyük devletlerin cesaret edebileceği bir şeyi
Kurulduğu ilk yıllarda yalnızca bir avuç insandan oluşan bu şirket ilerleyen yıllarda binlerce çalışana ulaşacak ve birçok ilke imza atacaktı. Tıpkı Jeff Bezos gibi Elon Muskta Ay görevlerinin durdurulması ile büyük hayal kırıklığı yaşamış ve daha ötesini hedefleyen nadir insanlardan birisi olmuştu. En büyük hayalinin günün birinde Marsın yeni bir medeniyet merkezi haline gelmesi olduğunu belirten Musk, bu uğurda tüm servetini SpaceX firmasına yatırmaya hazır gibi duruyor.
Çılgın Girişimlerin Bir Numarası Richard Branson
İngilterenin en çılgın girişimci isimlerinden bir tanesi olan Richard Branson girdiği düzinelerce girişimin ardından uzay yarışına da adım atmak istiyordu. Nitekim bu amaçla Virgin Galactic isimli firmasını kurdu. Branson kurduğu Virgin Galactic firması ile Musk ve Bezosun aksine insanları uzaya götürerek uzay turizminin öncü ismi olmayı düşünüyordu.
Uzay Yarışının Yeni Aktörleri: Uzay Baronları
ABDli gazeteci Christian Davenport kaleme aldığı Uzay Baronları isimli eserinde Elon Musk, Jeff Bezos ve Richard Branson için Uzay Baronları tabirini kullanıyor. Ülkelerin artık girişmekten çekindiği, gitmeye korktuğu yerlere çekinmeden gitmeyi düşünen isimler onlar. Uzay yarışı artık ülkeler arasında değil bu isimler arasında devam ediyor.
Gelecekte uzay turizmi, uzay madenciliği, Ayda uzay üssü kurmak, Marsta koloni kurmak gibi planları bulunan bu aktörler henüz yolun daha çok başındalar. Her ne kadar yolun başında olsalar da kurdukları şirketler ile gelecek nesillere öncü olacaklar. Gelecekte insanoğlu onları nasıl anacak bilmiyoruz ancak bizler onlara Uzayın Baronları olarak anacağız...
Kaynak