Şanssızlığımı anlaman için hayatımın son 15 senesini anlatsam ağlarsın.
Gelelim son şanssızlığımı anlatmaya...
Ocağın ilk haftası itibari ile ajansımı kurmak için fiziksel dükkan arayışına başladım.
3 hafta sürdü. 3 haftanın sonunda bir yer buldum ve içime sindi 5 aylık kirasını peşin verdim. Basit bir şey olsun istemedim özel dekorasyon yaptırdım. Özel boya rengi, marka olabilmek için renk uyumu, özel mobilyalar tasarlattım. Siparişleri verdim. Geldi teslim aldım. Dükkanı tutarken bir kaç küçük detay gözümden kaçmış yan dükkan ile tesisatın bir olması vs onların maliyeti de çıktı. Günlerce toz duman içerisinde dekorasyonundan ürünlerine kadar her şeyine tek başıma yetiştim. Tabii bu sürekli sermayeden yiyoruz. Deli gibi para akıtıyorum her şey güzel olsun istiyorum.
Dükkana giren ilk kiracı olduğum için alçıpan yapılmış yapan kişi oldukça beceriksiz önce jileti sonra spatula alarak ellerimle günlerce kazıdım. Artık iyi bir şekil almaya başlamıştı. Oturdum ajansın sitesini tasarlamaya, kodlamaya vs bunları da hallettim. Geriye ticari faaliyet için belgelerimi almam gerekiyordu. Muhasebeci ile anlaştım istediği belgeleri vs getirdim. Belediye işleri vs derken 2 3 gün oraya uğraştık. Dedim evet artık bir açılış yapmayı hak ettik. Bunu dediğim andan bir saat sonra Türkiye'de ilk korona virüs vakası açıklandı. Sonrası olaylar gelişti ve evimde ailemden 2 kişi için bu virüs oldukça tehlikeli olduğu için 70 gün civarıdır evden dışarı adım atamıyorum. Verdiğim kira işliyor. Her ay elektrik, su, aidat, internet faturası geliyor.
Onca emek, onca para harcama ve bir gün dahi dükkanıma gidip oturamamak. Bu en son şanssızlığım...
Sence sen mi şanssızsın ben mi şanssızım?
Şanssızlığın genel özetini bir cümlede söylemem gerekirse; hep elimde olmayan nedenlerden dolayı 8 kere üniversite değiştim. Okumayı çok istedim ama hep bir nedenden dolayı bitiremedim... Daha sayayım mı paşam