Özge Dirik, şiir şehidi.
26 yaşında, oturduğu apartmanın 10. katında, nefes almak için çıktığı camdan atlayarak yaşamına son verdi. polisler evde yapılan gerekli incelemeler neticesinde evde boğuşma izi ve kapıda zorlama olmadığını söylese de, asıl hengame özge’nin içindeydi ve kimse bunun farkında değildi.
göz önünde olmaktan pek hazzetmezdi özge. vasiyet olarak bıraktığı mektupta, şiirlerinin kitaplaştırılmasını ve bir örneğinin de mezarına gömülmesini istemişti. yıllar geçse de, babasının vermiş olduğu uzun uğraşlar sonucunda kitabı basıldı, bir örneği mezarına gömüldü. evliydi özge, mutlu bir evliliği vardı. özge esasında insanlardan uzak, kendi içinde yaşayan ve ikinci ruhu ile sürekli pisuvarda buluşan bir şairdi.
içinde yaşadığından kimsenin haberinin olmaması, beklenmedik bir anda intihar etmesi belki de en ağırıydı. bankacıydı özge, hayatın sahteliğini en çok da burada görmüştü. zorlu bir askerlik dönemi yaşadıktan 3 ay sonra yaşamına son veren özge, kendini oyalamak için bir kitap yazmaya bile başlamıştı.
21.08.2004 tarihinde arkadaşına gönderdiği e-postada özge şunları yazmıştı: “bi de sanırım bi kitap dosyası hazırlamaya başladım. ‹nokta durağı› isminde. hiçbi şey yapamıyor olmaktan sahip olduğum her şeye küfretmeye başladım. daha fazla saçmalamam için bi şeyler yapıp kendimi kandırmalıyım.”
kitabın ismini koyduktan tam 6 gün sonra, daha fazla katlanamayarak aramızdan çekildi özge.
“nasıl kapıldı uçmanın büyüsüne, bil(e)miyorum. yaşadıklarına tahammül edemeyecek kadar kendisini naif hissedip yaşamına son vermeyi bir cesaret ölçüsü mü kabul etti; yoksa sadece gözlerini geleceğe kapatıp geçmişini mi unutmak istedi?
kaleminden dökülenlen tümcelerin hemen hepsinde omuzları üzerinden hayata göz kırpışını hissedebilmek insanı yaşam üzerine derinden düşünmeye sevkediyor. her ne kadar kendini ölümün kucağına gönüllü olarak bırakmışsa da, elbette her kişisel tercih bir kaybedişi de beraberinde getiriyor. neyi kaybettiği bizde, neyi kazandığı ise yalnızca kendisinde saklı. “
ardından söylenecek onlarca şey var fakat, boynum bükük. kaleminin mürekkebinde boğuldu özge.
hakkında söylenmesi, anlatılması gereken o kadar şey var ki… fakat konu özge olunca alfabedeki kelime sayısı azalıyor sanki. özge’yi bilin, tanıyın, okuyun, okutun. ruhun şad olsun güzel yürekli şair çocuk.
“ve
gömdüler beni
öldürdükleri gibi özenle”
-Özge Dirik
Özge Dirik
5
●430
- 07-03-2020, 08:55:30maddi yönden sıkıntı çekse, ne bileyim eşinden babasından ailesinden şiddet görse eyvallah diyeceğim. yani bunlara dayanamadı intihar etti diyeceğim. e mutluda bir evliliği varmış. intihar eden birisi ne zamandan beri şehit sayılıyor ? orası da ayır bir konu.
okudum, üzüldüm mü, üzülmedim ne yalan söyleyeyim.
bi ara bende bunalımdaydım. sırf hava değişikliği olsun diye askere gittim. devlet erkanından tanıdıkları araya sokup sınıra en kötü doğuya çıkartmaya çalıştım usta birliğimi. öleceksem en azından vatana bir hizmetim dokunsun dedik. he olmadı. biz de toparladık. - 07-03-2020, 23:22:00Ben vatan uğruna savaşırken şehit oldu demedim, şiir şehidi dedim. benim bakış açım bu, düşüncem bu yönde. Dinsel kaygılar taşımadan düşüncelerimi ve duygularımı salt bir biçimde dile getirdim. Söylediklerim sizin görüşlerinizle uyuşmuyorsa, bu yanlış olduğunu göstermez. Düşüncelerinize, fikirlerinize saygı duyarım.
- 08-03-2020, 01:14:34Düşünsel hezeyanları olan herkes, bir çok nefes alıp ama başta kendisine, sonra topluma faydası olmayan zavallı modelden daha çok değerli benim için.
Bu üstteki cümleye de anlamını dahi youmlama yeteneği olmayıp zıplayanları da kötü üzerim. (Sadece kendi düşündüğümü yazdım.)
Tanrı günahlarını affetsin, ne yazıktır ki intihar hoş değil.
Çok üzüldüm gece gece ya.