Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşta ben 2 yıllık bir üniversitede okuyordum. İlk orta okul ve lisenin boş boş doldurduğu birçok kişi gibi ben de maalesef boş işlerle boş muhabbetlerle vakit geçiriyordum. Boş muhabbetlerin biri de memleket muhabbetleri.
Daha ilkokul çağında en üstün ırk biziz, en iyi din bizde, en güzel ülke bizim, en güzel bayrak... Tüm bunların yayında bir de il-ilçe memleket sevgisi.
Elbette ki insanın ait olduğu dahil olduğu yer sevmesi doğal. Fakat bizim toplumda bu abartılır, mantıksız şekilde abartılır.
Öncelikle hangi şehirde doğup büyüyeceğimizi biz seçmedik. Ama orada burada kendi memleketimizi överken neden abartırız ki? Her beldenin kendine göre olumlu ve olumsuz yönleri vardır.
Bir de başka memleketi küçümseme dalga geçme hastalığı var. Ufak bir kusurun olsun "sen nerelisin" diyen insan benim hemşehrim de olmasın, vatandaşım da! Bir de karadenizli misin diyenler...
Adam yaşadığım ilçeden hemşehrim. Kürtler şöyle böyle diyor, bu kafa memlekette çok maalesef. İyi de kendisi pez*, puş*, çakal bir insan... Önemli olan insanlıktır diyeceğim ama laftan anlamayacak sığıra konuşmak gibi bir kabiliyetim yok.
Daha neler var, bolu-düzce, izmir karşıyaka, saçma sapan bir mikromilliyetçilik.
Yıl 1998. Düzce'de okuyorum. Maçla aram yoktur ama Zonguldak-Düzce maçı için ücretsiz araç kalkınca ben de gittim. Eski model bir belediye otobüsüyle gittik. Benim oturduğum koltuk sol tarafta. Otobüsün sağ tarafında benim hemen karşımdaki koltuk boş. Zonguldak çarşıya girdik, ana caddenin göbeğindeyiz. sağımdaki koltuk maden suyu şişesiyle kırıldı. eğer 1 metre daha sağda olsaydım!...
Stada gittik, biz en fazla 30-40 kişiyiz. Zonguldak taraftarı zombi sürüsü gibi. Bu aslında gerçek değil, ben bir korku filmi içindeyim, bir kabus. Belki çoğunuz bilmiyor, birçoğunuz da unuttu ama bunlar BİZİM TÜRKİYE'nin olağan hallerinden biri.
hani bazen bazıları der ya, eskiden daha iyiydi herşey, ya**k iyiydi! Benim bile ağzımı bozduran öyle çirkin bir hayatın içindeyiz ki... İçindeydik.
Maç dönüşü yol üstünde hiç ilgisi olmayan bir genç kızın bile alakasız ahlaksız aptalca gerzekçe önce el sallayıp sonra A4 kağıt üzerine yazdığı 3-0 yazısını göstermesi...
Hani küçük insanlar vardır, küçük lafları, küçük beyinleri, küçük akılları olan insanlar.
Dünyaya dışkı böceği kadar katkısı olmayan ama gösteriş budalası insanlar...
İşte böyle insanlarla birlikte yaşadık yıllarca.
Size Zonguldak'ın olumlu yönlerini, ulaşım sanayi ticaret tarım avantajlarını üç sayfa yazı ile sıralarım, amaaa...
Deniz kenarı olduğu halde ülkenin en çirkin sahil beldelerinden biri.
Emek şehri olmasına rağmen ülkenin iş ahlakı en kötü şehirlerinden biri.
Yeşillik şehri olmasına rağmen tüm kasabaları beton çirkinliği ve pis havaya mahkum.
Sanayi şehri olmasına rağmen dışarı göç veren, kalkınması zayıf şehir.
Türkiyenin en hayırsız ve faydasız milletvekillerini ve belediye başkanlarını çıkararak guinnesse girmeyi hak eden şehir.
Ticaretin gelişmiş olmasına rağmen en pahalı şehirlerden biri.
Hemen her aile üniversite öğrencisi okutsa da öğrenciyi en çok kazıklayan şehirlerden biri.
***
İnternet yokken fm radyolarda, şimdi de sosyal medyada ölçüsüzce memleketini öven insanların haline şaşırıyorum. Bunların çoğu sokağına, şehrine komşularına fayda için tahtaya bir çivi çakmayan insanlar.
Arabasından çöpünü sokağa atarken teypte "benim memleketim " şarkısını bangır bangır çalanlar.
İşte bunlar yüzünden bu konuyu açtım.
Memleket muhabbetlerini sevmiyorum, bunun sebebini açıklayabilmek için tüm bunları yazmak zorundaydım. İlk aklıma gelen bunlar. Söylediğim 1 ise söylemediğim 9dur.
***
Yaşadığımız 3 günlük hayatı birbirimize zehir etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. 3 kuruş menfaat için yapmadığımız ucuzluk kalmıyor. Yüzyüze baktığımız bayramda tebrikleştiğimiz insanlara göz göre göre akıl almaz çakallıklar yapıyoruz.
Sonra da güzel memleketim şarkısı...
Karabük Safranbolu Bartın Zonguldak Alaplı Düzce yani batı karadeniz için çok fazla olumsuz şey sıralayabilirim.
Şahsen mecbur olmasam gitmeyeceğim, gidersem da sadece belli tarihi turistik doğal noktalara uğrayıp derhal uzaklaşacağım yerlerdir.
***
Şimdi birileri çıkar yok şöyle yok böyle lafı uzatır da uzatır. Sırf muhalefet olmak için.
Ama hiçkimse de benim yazdığım 1, yazmadığım 9 kötü özellik neden var dem. Neden hayatı birbirimize zehir ediyoruz, kimse söylemez.
***
İnsan önce kendisini eleştirebilmeli, kendi hatalarını görebilmeli, düzeltmek için çaba harcamalı, en azından farkında olmalı.
Koskoca türkiyede çöp atılmamış kaç dere var, kaç nehir kaldı, kurumayan kaç göl kaldı?
Lafa gelince herkes kadir inanır, çevreyi geziyorsun teca* coşkunlar, nuri alçolar kaynıyor.
***
Evet yaşadığımız hayat kötü, evet amariga suçlu, evet hökümat sorumlu.
İyi de gardaş sen ben biz çok m masumuz? Müge anlı programında gördüğümüz yaratıklar uzaydan mı geldi?
Tüm bunları ilüminati mi yaptı?
Sorumluluk bilinci olmayan, saygı kavramını yalakalıkla karıştıran bir zombi sürüsü haline geldik.
***
Memleket muhabbetleri konusu bu kadar dallanıp budaklanmamalıydı, ama bazı şeyleri açık açık söylemeden örnek vermeden olmaz.
***
Demem o ki bizim 21 yaşında girdiğimiz saçma sapan memleket muhabbetleri türkiye vatandaşlarının en sevdiği laf kalabalığı. Yani herkes memleketini seviyor. Ama galiba bu sevme işini yanlış anlamışız. Sevdiğimizi öldürmeyi işkence etmeyi çok seviyoruz.
Memleket Muhabbetleri :(
2
●149
- 08-01-2020, 00:37:40Toplumumuzun kanayan yarası mikromilliyetçilik, yalancılık, riyakarlık, her konu hakkında fikir sahibi olmak,en iyisini ben bilirimcilik, kendinden olmayanı-kendi fikrinde olmayanı adam yerine koymamak ve aşağılamak, çok konuşmak ama icraate geçirmemek, her olumsuzlukta suçlu bularak hedef göstermek vesaire vesaire sabaha kadar yazılabilir.