Türküyü Açıp Alt Taraftaki Hikayesini Okurmusunuz?
https://www.youtube.com/watch?v=JsBxJTQ8F7M
Eşref bey 1905 yılında o zamanki adıyla Abdal diye bilinen Piraziz ilçemizde dünyaya gelmiş. Dönemin sayılı ailelerinden Gedikalizadelere mensup imiş. Kişilik olarak son derece sosyal, cömert, yakışıklı, iyi giyimli, halk tarafından sevilen biriymiş Eşref Bey. Giresun merkezde Camlı Sokakta (şimdiki Fatih Caddesi) abisi ile kendilerine ait olan fındık fabrikalarını işletirlermiş.
1933 yılında bir yakınının tavsiyesi üzerinde fabrikasında muhasebeci olarak çalıştırmak için Hakkı isimli bir kişiyi yanına almış. Hakkıyı geniş yetkilerle donatmış; ancak bir süre sonra fabrikada çalışan bayan işçiler Hakkıyı Eşref Beye şikayet etmişler. Hakkının kendilerini rahatsız ettiğini ve kendi çalıştıkları bölüme gelmemesini talep etmişler. Eşref Bey, Hakkıya kadın işçilerin bölümüne girmemesini sıkı sıkı tembih etmiş ancak kısa bir süre sonra Hakkının yine o bölümde dolaştığını görerek kendisini oldukça sert bir şekilde uyarmış. Hakkı bunu gururuna yedirememiş ancak sesini de çıkarmamış.
İzleyen günlerde Giresunda adet olduğu üzere Giresun limanından fındık yükleyerek sezonun ilk nakliyesini yapacak olan gemi seferi için tören düzenlenmiş. O yıl ilk seferi düzenlenen fındıklar, Eşref Beyin fabrikasının ürünüymüş. Tören bittikten sonra Eşref Bey, Hakkıyı da yanına alarak lokantada yemek yemiş. Ardından fabrikaya dönmüşler, ofiste sohbet esnasında Hakkı, Eşref Beye tabancasını çok beğendiğini ve görmek istediğini söylemiş. Eşref Beyde tabancasını vermiş. Hakkı orada Eşref Beyi kendi silahı ile vurmuş.
Pazarsu dereleri bir ufak dere
Eşrefi vurdular anam nafile yere
Nafile nafile o da nafile
Cenazemi koydular otomobile
Giresunda dostum var o da nafile
Eşref Bey vurulduktan sonra son gücünü toplayıp Camlı Sokakta yer alan fabrikasından çıkmış ve oradan geçmekte olan otel sahibi Talat Beye Hakkı beni vurdu Talat! demiş. Hemen ardından çevredeki esnaf Eşref Beyi hastaneye kaldırmış, ancak iki saat geçmeden Eşref Bey vefat etmiş. Hakkı büyük bir takip sonrası yakalanmış ve cezaevine götürülmüş.
Atma Hakkı atma pişman olursun
Giresun gençlerine anam düşman olursun
Attığın kurşundan sen utanırsın
Hakkı cezaevinde yatarken Eşref Beyin en yakın arkadaşı ve akrabası olan Ahmet Ağa Gedikali, can dostum dediği Eşref Beyin öcünü almak için çevresini kullanarak aynı cezaevine basit bir suçla girmiş ve keskinlettiği bir kaşığın sapını Hakkıya saplayarak öldürmek istemiş. Bu olaydan yara alarak kurtulan Hakkı, 2 ay yattıktan sonra Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yıl münasebetiyle çıkarılan af kanunundan yararlanarak serbest kalmış. Giresunda artık yaşayamayacağını anlayan Hakkı izini kaybettirmiş. O günden sonra Hakkı Zaimoğlunun yaşamını İstanbulda sürdürdüğü ve 80li yıllarda hayatını kaybettiği belirtilir.
Camlı sokak paketini atlayamadım
Hakkı düşmanımmış anam anlayamadım
Eşref Beyin vefatından çok kısa bir sonra kendisini sevenlerin önce maniler şeklinde yazdığı ve söylediği dizeler, yine kısa bir süre sonra yakılan Eşref Bey Türküsüne dönüşmüş. Hikayenin günümüze ulaşmasını sağlayan kişi, Eşref Gedikalinin ağabeyi Murat Gedikalinin kızı 1927 doğumlu Ruhniyaz Karaibrahimdir. Bu türküyü kemençeyle ilk kez söyleyen kişi ise Picoğlu Osmandır.
https://www.youtube.com/watch?v=JsBxJTQ8F7M
Eşref bey 1905 yılında o zamanki adıyla Abdal diye bilinen Piraziz ilçemizde dünyaya gelmiş. Dönemin sayılı ailelerinden Gedikalizadelere mensup imiş. Kişilik olarak son derece sosyal, cömert, yakışıklı, iyi giyimli, halk tarafından sevilen biriymiş Eşref Bey. Giresun merkezde Camlı Sokakta (şimdiki Fatih Caddesi) abisi ile kendilerine ait olan fındık fabrikalarını işletirlermiş.
1933 yılında bir yakınının tavsiyesi üzerinde fabrikasında muhasebeci olarak çalıştırmak için Hakkı isimli bir kişiyi yanına almış. Hakkıyı geniş yetkilerle donatmış; ancak bir süre sonra fabrikada çalışan bayan işçiler Hakkıyı Eşref Beye şikayet etmişler. Hakkının kendilerini rahatsız ettiğini ve kendi çalıştıkları bölüme gelmemesini talep etmişler. Eşref Bey, Hakkıya kadın işçilerin bölümüne girmemesini sıkı sıkı tembih etmiş ancak kısa bir süre sonra Hakkının yine o bölümde dolaştığını görerek kendisini oldukça sert bir şekilde uyarmış. Hakkı bunu gururuna yedirememiş ancak sesini de çıkarmamış.
İzleyen günlerde Giresunda adet olduğu üzere Giresun limanından fındık yükleyerek sezonun ilk nakliyesini yapacak olan gemi seferi için tören düzenlenmiş. O yıl ilk seferi düzenlenen fındıklar, Eşref Beyin fabrikasının ürünüymüş. Tören bittikten sonra Eşref Bey, Hakkıyı da yanına alarak lokantada yemek yemiş. Ardından fabrikaya dönmüşler, ofiste sohbet esnasında Hakkı, Eşref Beye tabancasını çok beğendiğini ve görmek istediğini söylemiş. Eşref Beyde tabancasını vermiş. Hakkı orada Eşref Beyi kendi silahı ile vurmuş.
Pazarsu dereleri bir ufak dere
Eşrefi vurdular anam nafile yere
Nafile nafile o da nafile
Cenazemi koydular otomobile
Giresunda dostum var o da nafile
Eşref Bey vurulduktan sonra son gücünü toplayıp Camlı Sokakta yer alan fabrikasından çıkmış ve oradan geçmekte olan otel sahibi Talat Beye Hakkı beni vurdu Talat! demiş. Hemen ardından çevredeki esnaf Eşref Beyi hastaneye kaldırmış, ancak iki saat geçmeden Eşref Bey vefat etmiş. Hakkı büyük bir takip sonrası yakalanmış ve cezaevine götürülmüş.
Atma Hakkı atma pişman olursun
Giresun gençlerine anam düşman olursun
Attığın kurşundan sen utanırsın
Hakkı cezaevinde yatarken Eşref Beyin en yakın arkadaşı ve akrabası olan Ahmet Ağa Gedikali, can dostum dediği Eşref Beyin öcünü almak için çevresini kullanarak aynı cezaevine basit bir suçla girmiş ve keskinlettiği bir kaşığın sapını Hakkıya saplayarak öldürmek istemiş. Bu olaydan yara alarak kurtulan Hakkı, 2 ay yattıktan sonra Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yıl münasebetiyle çıkarılan af kanunundan yararlanarak serbest kalmış. Giresunda artık yaşayamayacağını anlayan Hakkı izini kaybettirmiş. O günden sonra Hakkı Zaimoğlunun yaşamını İstanbulda sürdürdüğü ve 80li yıllarda hayatını kaybettiği belirtilir.
Camlı sokak paketini atlayamadım
Hakkı düşmanımmış anam anlayamadım
Eşref Beyin vefatından çok kısa bir sonra kendisini sevenlerin önce maniler şeklinde yazdığı ve söylediği dizeler, yine kısa bir süre sonra yakılan Eşref Bey Türküsüne dönüşmüş. Hikayenin günümüze ulaşmasını sağlayan kişi, Eşref Gedikalinin ağabeyi Murat Gedikalinin kızı 1927 doğumlu Ruhniyaz Karaibrahimdir. Bu türküyü kemençeyle ilk kez söyleyen kişi ise Picoğlu Osmandır.