• 09-07-2008, 21:44:23
    #1
    Herkez neyin ne olduğunu Bilsin diye...
    1 Nisan şakasının kökeni nedir?

    1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını
    Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
    Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25
    idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
    Charles'in bu kararı fazla yayılamadı.
    Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
    devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler.
    Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
    nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü
    adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
    hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet
    ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
    sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
    Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
    parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün
    dünyaya yayıldı

    İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?

    Bu konuda iki ayrı açıklama
    vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
    amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
    tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın
    sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
    eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir
    insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona
    zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev
    sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için
    kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden
    bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi.
    Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir
    böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
    kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı
    kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi
    denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

    Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

    Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının
    yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
    yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde
    eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
    Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek
    yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
    elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla
    artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
    çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar
    halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
    sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı.
    Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
    fildişinden ve kemikten yapılırdı.

    Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?

    Bu şarkı"Happy
    birthday to you" dur. Şarkının asıl
    kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
    Orijinal adı " Good Morning to All"
    yani " hepinize günaydın"dır. Daha
    sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya
    yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere
    aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik
    şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı
    kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma
    zorunluluğu vardır.

    Mezara niçin çiçek konulur?

    İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun
    milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının
    çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır.
    Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar
    mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O
    zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
    kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan
    ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan
    kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı
    da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
    yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü
    ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah
    giyinmenin amacı da mezarlıklarda
    hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

    İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

    Özel bir durum
    veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların
    çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk
    sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha
    hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp
    zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten
    saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır.
    İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu
    bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları
    sol kollarındaki saati kurabilirler.

    Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

    Çünkü şah koruma altındadır.
    Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
    bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir
    ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
    geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire
    Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
    Kralın en büyük desteği olduğunu işaret
    etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından
    oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

    Bir hafta niçin 7 gündür?

    Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi
    olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
    beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7
    oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu.
    Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki
    ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının
    7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.
    Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek
    hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi.
    Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da
    tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak
    kaldı.

    Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

    Döner kapıların tek amacı
    enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri
    devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan
    içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer
    normal kapı kullanılırsa hava değişimi
    nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır.
    Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel
    veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner
    kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın
    dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri
    girmesini engeller.

    Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

    Buzun erimesi için yalnızca
    sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki
    buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt
    tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde
    ya da bir bardakta üstüste duran buzların
    herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç
    oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım
    erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki
    buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar
    donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına
    birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime
    olmaz.

    Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

    Aslında kumaş ıslanınca
    lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması
    gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki
    deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha
    fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.
    Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş
    lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk
    ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama,
    sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır.
    Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri
    belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında
    çekmez.

    Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

    Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu
    Asya'da yaşayanların, japonların hatta
    Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz
    yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı
    yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye
    nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz
    kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne
    daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım
    insanların gözlerini yoğun kar tabakasının,
    göz kamaştıran ışığından korumak için
    bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
    Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun
    kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul
    çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye
    indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil,
    burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş,
    burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır.
    Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz
    kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç
    tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani
    çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı,
    demek daha doğrudur.

    İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

    Bir insan büyük bir
    tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca
    vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda
    olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana
    mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
    insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı
    önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
    kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine
    vuruyormuş gibi görüntü verir.

    Akıl ile zeka arasında fark nedir?

    Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme,
    bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş
    bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça
    aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama,
    ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak
    çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına
    kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra
    sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay
    karşısında aynı yeteneği gösterebileceği
    anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını
    aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en
    basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç
    olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza
    yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar
    gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka
    IQ denilen testle ölçülebilir.

    Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?

    İnsanlar arasında bu inanç
    oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine
    bağladıkları boş bir inancın günümüze
    uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının
    yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün
    boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki
    okyanusların gel-git denilen suların alçalması
    ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi
    vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
    okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani
    Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız
    dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
    Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir
    etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık
    miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde
    biri kadardır

    Niçin gözyaşı dökeriz?

    Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal
    nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu
    durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir
    sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı
    koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat
    ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk
    inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan
    deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken
    akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır.
    Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir.
    Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

    Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?

    Bilim adamları
    geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın
    beynimizde anıveya öykü şeklinde organize
    olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler
    bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü
    ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter
    kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler
    düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve
    hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm
    olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor,
    öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne
    yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında
    kaydetmeye başlıyor.

    Develerin hörgüçlerinde ne var?

    Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun
    yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir
    ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde
    30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları
    zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca
    yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de
    yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun
    mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür.
    Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini
    kazanabilirler. Su kaybını da dokularından
    kaybederler, kandaki su etkilenmez.

    Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

    Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık
    bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı
    geometrik şekil küredir ama bu şekildeki
    yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı
    belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez.
    İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer.
    Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani
    düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
    Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir.
    İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel
    kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri
    iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
    biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin
    nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek
    olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

    Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

    Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi
    sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler
    dilimize ve dudaklarımıza aktarılır.
    Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve
    benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil,
    mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır.
    Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların
    ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak
    gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde,
    karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların
    doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla
    içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
    taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

    Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

    Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle
    de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı
    "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı,
    moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı
    moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili
    hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi
    ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin
    karın bölgesindeki ışık organında bulunan
    guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana
    kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da
    tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin
    ışık bölgesine yakın solunum organının
    ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
    gerekmektedir

    Kediler balık ve sütü niçin severler?

    Kedilerin sudan hoşlanmadığı
    bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler.
    Hava şartlarından dolayı ve de
    tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.
    Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara
    ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni
    evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil
    vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve
    fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten
    eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu
    için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde
    kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan
    türleri ırmakların kenarlarında balık
    avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları
    sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen
    girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları
    onları ekmek ve sütle beslemişlerdir.
    Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının
    yarattığı beslenme alışkanlığından
    kaynaklanmaktadır.

    Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

    Sabah güneş doğarken ötmek
    yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
    horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden
    daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
    da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler.
    Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
    ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman
    sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
    doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle
    ayarlanmıştır

    Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

    Sineklerin her türü kışın
    ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla
    birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
    karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına
    girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden
    etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları
    yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa
    veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan
    etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca
    yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

    Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?

    Kalemin tarihi yazınınkinden de
    eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla
    duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal
    kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez
    kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk
    modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet
    görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme
    tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca
    hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi
    basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya
    da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri
    uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan
    yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep
    kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş
    minik bir bilye aracılığıyla aktarılır.
    Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı
    kaliteli kılmasıdır.

    Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

    Bir sandalyeye rahatça oturup
    bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının
    hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma
    minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak
    ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki
    duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir
    ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara
    hafif bir basınç uygulandığını ve
    gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik
    ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması
    gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket
    eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
    yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin
    komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı
    refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi
    veren önemli bir tanı yöntemidir.

    Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?

    Yapıştırıcıların sağladığı yapışma
    olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka
    bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar
    yapıştırıcıları sentetik malzemeler
    kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
    veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan
    gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
    Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki
    madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir
    bir yapıda olması gerekmektedir.

    Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür?

    Haftanın beş günü
    işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım.
    Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor.
    On milyon tutarında on tane bilet aldınız.
    Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi
    eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz
    bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız
    (-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin
    iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine
    geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz.
    İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu
    hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani
    ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak
    yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki
    kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde
    yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet
    kalıyor.

    Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?

    Pille çalışan portatif
    radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü
    etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile
    sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark
    pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur.
    Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen
    akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden
    büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi
    olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

    Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

    Tek nedeni vardır,
    vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş
    iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
    genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki
    hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler
    tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk
    vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de
    ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
    başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya,
    dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece
    termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk
    kalır.

    İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?

    Çok kişi "Save our Ship"
    gemimizi kurtar; "Save our Soul"
    ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals"
    diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı
    sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen
    telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle
    ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda
    tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç
    nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi
  • 09-07-2008, 22:19:19
    #2
    Faydalı bilgiler için teşekkürler..çoğunu bilmiyordum..
  • 09-07-2008, 22:30:55
    #3
    Üyeliği durduruldu
    Alıntı
    Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal
    nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu
    durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir
    sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı
    koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat
    ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk
    inceleyer Darwin'dir
    Hâlâ evrime inanan varmış demekki
  • 09-07-2008, 22:32:35
    #4
    S.O.S'un anlamını hep merak ederdim, öğrendiğim iyi oldu.

    Teşekkür ederim arkadaşım.
  • 09-07-2008, 22:54:29
    #5
    Bende şaşırdım çoğu biliye faydalı olabildiğime sevindim
  • 10-07-2008, 15:31:40
    #6
    artık hepsini biliyorum
  • 24-12-2013, 17:35:17
    #7
    Üyeliği durduruldu
    Döner kapı ile alakalı bilgiler

    Otomatik Döner Kapılar giriş-çıkış yoğunluğunun yüksek olduğu binalarda insan trafiğini rahatlatmak için en çok tercih edilen kapı sistemlerinden biridir.

    Otomatik döner kapılar çok fonksiyonel ve bina estetiğine uygun olarak üretilebilen kapılardır.

    Döner kapı sunduğu ısı,ses, toz, kir ,enerji tasarrufu ve dış etkenlere karşı sağlamış olduğu yüksek izolasyon kapasitesi ile birlikte şık görünümü birleştirerek binanıza teknik ve mimari açıdan bütünlük sağlar.

    Radarlı döner kapıların manuel döner kapılardan farkı; giriş ve çıkışlarda bulunan radarların motora sinyal göndermesiyle harekete başlayan ve akıllı güvenlik sistemleriyle donatılmış kapılardır.

    Radar sensörlü çalışan Döner kapılar Otel,Alış-Veriş merkezleri,İş merkezleri ve Hastane gibi giriş- çıkış insan trafiğinin yüksek olduğu yerler için ideal kapı sistemleridir.

    www.donerkapi.net
  • 24-12-2013, 17:45:05
    #8
    okygnc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Döner kapı ile alakalı bilgiler

    Otomatik Döner Kapılar giriş-çıkış yoğunluğunun yüksek olduğu binalarda insan trafiğini rahatlatmak için en çok tercih edilen kapı sistemlerinden biridir.

    Otomatik döner kapılar çok fonksiyonel ve bina estetiğine uygun olarak üretilebilen kapılardır.

    Döner kapı sunduğu ısı,ses, toz, kir ,enerji tasarrufu ve dış etkenlere karşı sağlamış olduğu yüksek izolasyon kapasitesi ile birlikte şık görünümü birleştirerek binanıza teknik ve mimari açıdan bütünlük sağlar.

    Radarlı döner kapıların manuel döner kapılardan farkı; giriş ve çıkışlarda bulunan radarların motora sinyal göndermesiyle harekete başlayan ve akıllı güvenlik sistemleriyle donatılmış kapılardır.

    Radar sensörlü çalışan Döner kapılar Otel,Alış-Veriş merkezleri,İş merkezleri ve Hastane gibi giriş- çıkış insan trafiğinin yüksek olduğu yerler için ideal kapı sistemleridir.

    www.donerkapi.net
    Keser döner kapı döner he kesin siten 1. olur şimdi senin.
  • 24-12-2013, 23:23:31
    #9
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    konu uzun ama iyi bir şeye benziyor yarın derste sıkılmamak için şimdi okumuyorum. ama eline sağlık