Bu konuda haklısın.
Ama bu toplumsal zaafiyetimiz.
Herşeyini kaybetmeden reaksiyon gösteremiyoruz.
Yanlış zamanda ve yanlış şeye tepki gösterdiğimiz için haksız duruma düşebiliyoruz.
Ama tepki göstermek yine de hiç sesini çıkarmamaktan iyidir.
Vatandaş sesini çıkarmadıkça baştakiler ayaklarını denk almıyorlar.
Çıkardıklarında alıyorlar yani? Bu işin başıyla sonuyla alakası yok, bu işin halkla alakası var. Ne zaman ki cahiliyeti bırakır, kendimiz için değil "toplum için" bir şeyler yapmaya başlarız; o zaman kurtuluruz. Başta duranlar ile son sırada duranlar arasında hiçbir fark yok. Herkesin tek amacı "daha çok kazanmak."
Tayyip gider, Mayyip gelir; para kazanmak ister, amca oğlunun kuzeninin kocasına iş verir.
Mayyip gider, Bılıçdaroğlu gelir; para kazanmak ister, halasının torununun eniştesine iş verir.
Bunun önüne geçebilmek için bu ülkeye en az 150 sene lazım. Dolu dolu 150 sene..
Anne/Babalar çocuklarını devlet memuru etmek için yetiştirmeyecek, "devletin malı deniz yemeyen keriz." cümlesi dilimizden sökülüp atılacak, çocuğuna iş bulmak için kimse kimseden yardım istemeyecek ve o çocuk bu yardımın gelmeyeceğini bilecek. Bizim en komünistimiz bile bir tanıdığını işe aldırmak için torpil arıyor. Bundan kurtulmamız gerekir, bu da ortalama 2 jenerasyona mal olur.
Gelin kurtulalım, bugün eleştirmeyi değil; bir şeyler yapmayı başaralım. Bu ülkede 150 yıl sonra refah seviyesini artırmak için bugün çalışmaya başlayalım. Çocuklara siyasi öğütler yerine toplum bilincini aşılayalım. Oturup ona söv, buna söv, bu faşist, bu komünist, bu müslüman, bu ateist demeyelim. "Devlet Ana" yargısını kıralım; devlet ana değildir. Devlet, vatandaşa hizmet etmek için ortaya çıkarılan bir kurumdur. Çocuklarımıza "devlet bizim çalışanımız, sorun çözenimiz." cümlesini aşılayalım. Kendilerini devlete ait hissetmesinler çünkü hiçbir insan devlete ait değildir.
Biz böyle büyüdük. DEVLET ANA.. Devlet memurunun önünde el pençe divane duran dedelerimiz var bizim, öyle empoze edildi. Edilmeye de devam ederse daha çok %100 - %200 görürüz. Çıkardığımız seste sadece huzurumuzu bozar, ses tellerimizi yıpratır.