Akşam serinliği oldu mu topu olan alır topunu dışarı çıkar tabi herkes o saatte dışarı çıkar. Her taraf şimdi ki gibi bina değil boş arasalar vardır. Hemen mahallenin çocukları o arsaya toplanır. 4 taş 2 kale oluşturur mahallenin en iyi oynayan iki kişisi aldım verdim yaparek takımlar oluşur. Maça başlanır. Her zaman en kötü oynayan kaleye konur
İşte maç başlar."El var"
"Yok oğlum ne eli çarpma çarpma o devam"
Tabi kavga gürültü çarpa olur el verilmez devam eder (Tabi hangi takımda mahallenin biraz güçlüleri varsa genellikle onların sözü geçer
)Sonra gol olur ya top direğin üstüne doğru geçmiştir. Ya da kalecinin boyundan biraz yüksek gitmiştir. Gol'ü yiyen takım başlar bağırmaya
"Gol değil direk üstü direk üstü" ya da "Kalecinin boyunda değil havadan gitti"
Tabi golu atan takım hemen
"Bir gidin boru gibi gol hatta mannesman boru" gibi bağırılar bazen istemeyerek gol olmadığı bazende gol olduğu sayılır. Ama kazanan kim olursa olsun maç bitiminden 5 dakika geçip o alay lafları bittikten sonra yine her iki birbirine sarılır. Ya yine maç eder ya da başka bir oyun oynar tabi annesi çağıranlarda evlerine gider -bunlara süt çocuğu ana kuzusu derler dalga geçerler- çoğu nesilin yaşadığı yeni nesil bilgisayar vs derken yaşamaya fırsat bulamadığı unutulmaz ve özlenen anılar.
Sizin de anınız varsa paylaşırsanız sevinirim
futbol anlattığın gibi olurdu kale kurmaya çalışırdık tahtadan filan. sonra ateri vazgeçilmezdi tabii ateri kaseti alınır arkadaşlar arasında değiş tokuşlar, ikide bir kol bozulur git yenisini al. Daha baya bi vardır ama tusubasa, arı maya vazgeçilmez çizgi filmlerimdi 

Herşeyle en küçük yaşlarda tanıştık