Hocam doların düşmemesinde ekonomik olarak bir disiplin eksikliği yok aslında, şu an doların seyrini değiştiren tek şey yönetim ve uluslar arası ilişkilerimiz malesef. Ha bunada halkın yapabileceği bir şey yok.
Biz dışa bağımlı bir ülke olmasa dolar bu kadar etki etmezdi, ancak sizin berberin misal malesef herşey ithal. Dolara bağlı yapıyı özetlemek gerekirse; Yeni doğmuş bebeğin ağzına girecek ilk lokmadan (bebek maması) son gününde tuvalette kullandığı son şeye (tuvalet kağıdı) kadar bağlıyız.
Hocam nasıl disiplin eksikliği yok. Merkez Bankasının kullanılabilir rezervi 18 milyar dolara düşmüş. Seçim öncesi vergiler affedildi. Seçim öncesi yandaşlara ucuz kredi pompalandı. Seçim ekonomisi devam ediyor. Yerel seçimleri kaybetmemek için 1 sene sonrasını kaybedeceğiz. 1 milyar liraya Saray dikilirken, Cumhurbaşkanına yeni uçak, valilere yeni arabalar tahsis edilirken mali disiplin diye bir şey mi vardı. Türk Telekom batırılırken mali disiplin mi vardı? Devlet Bankaları bir adam faizleri düşürmek istiyor diye sadece belirli yandaşlara piyasa faizinin altında kredi verirken görev zararı yazarken mali disiplin mi vardı?
Dünyada doların ucuz olduğu dönemde köprü otoyol yapıp bunu hizmet gibi gösterenler sayesinde bu durumdayız. Yaşadıklarımız şuna benziyor, babanın aşçı, annenin terzi olduğu bir aile var ve bu aile yeni kredi ile eski krediyi çeviren sürekli bütçesi açık veren bir aile. Bir dönem kredi faizleri düştü diye ucuz kredi çekiyorlar ve eski banyoyu yeniliyor, mutfak tezgahlarını yaptırıyor, balkona açılır pencere sistemi döşetiyor. Çektikleri parayı evde kumaş üretebilecekleri bir makineye ya da evde kuru temizleme yapabilecekleri bir makineye, veyahut babanın daha fazla yemek yapıp satabileceği bir ocağa harcamıyorlar. Böyle yapsalar evde ürettikleri katma değer artacak ve daha az krediye ihtiyaçları olacak ya da kredilerini daha rahat ödeyecekler. Sonra bu aile kredi bulmakta zorlandıklarında eski borçları döndüremeyecekleri için o eve haciz gelmesi kaçınılmazdır. Biz de doları bol bulunca köprüye betona yatırdık. Bir ara cumhurbaşkanı her hafta 500 yeni beton projenin açılışını yapıyordu. O parayı teknolojiye, ara malı ithalatının azaltılmasına kaynak olarak kullanmadık. Paramız devalüasyona uğradığı halde ihracatımızı arttıramıyoruz çünkü imalatımız da ithal ettiğimiz ara mallarına bağlı. Dolar arttıkça imalatçılarımızın da maliyetleri artıyor.
Yani Bugün yaşananlar sadece uluslararası mesele değildir, geçmişte yediğimiz hurmaların dönüp bizi tırmalamasıdır.
3 ay önce faizleri 1 puan arttırsaydınız bugün dolar 6'yı görmezdi. Artık 6 puan arttırdığınızda 25 kuruş düşürebiliyorsunuz sadece. Bu mali disiplinsizlik ve kötü devlet yönetimi değildir de nedir?
Çoğunuzun yaşı yetmez 2001 krizini hatırlamaya. Ben 2001 krizinde işsiz kalanlardanım. O dönemde temerrüde giren kredi kartımı ve borçlarımı temizlemem 5 sene sürdü. Bugün özel sektördeki 3 şirketten 1'inin batması ihtimali var. Şu anda özel sektörün 220 milyar dolar borcu var. Merkez Bankasının kasasında kullanabileceği 18 milyar dolar var. Bu şirketlerin sadece son 8 ayda doların artması ile Türk lirası bazında 600 milyar lira civarında borcu yükseldi. Türkiye'nin en büyük 500 şirketinin toplam Türk lirası geliri yıllık 90 milyar lira. Hesap ortada, bu şirketler borçlarını döndüremeyecekler, devlet ülker gibi, telekom gibi büyük başları bizim vergilerimiz ile kurtaracak. Ama küçük ve orta ölçekli hatta bazı büyük şirketler batacak. Zaten kontordatolar ve iflas haberleri gelmeye başladı. Ama iflas etmek de yasak memlekette )))
Ekonomi bu kadar kötü giderken, dolara bağımlı enerji politikası nedeniyle üretimin ana kalemlerinden biri olan enerji zamlanırken hükümet hayali suçlular yaratmaya çalışıyor. Bir aralar faiz lobileri vardı. Şimdi fırsatçılar var. Hükümet enflasyonun kendi beceriksiz bilgisiz vizyonsuz politikalarından olduğunu kabul etmiyor ve fırsatçılar diye bir hayali suçlu üretiyor. Neymiş suya bile zam geliyormuş. Cahil halk da her zamanki gibi ele geçirilmiş medyayı izleyerek bu masallara inanıyor, çünkü suyun şişelenmesini sağlayan elektriğin zamlandığını, suyun içine konulduğu plastik şişenin bir petrol ürünü olduğu ve zamlandığını, suyun taşındığı araçların akaryakıtlarının zamlandığını bilmeyecek kadar cahil.
Merkez Bankası net rezervleri düşüyor. Enflasyon yükseliyor. Faizler yükseliyor. Ve hükümetin kısa ve orta vadede bu gidişi durduracak hiç bir reel söylemi yok. Çünkü cumhurbaşkanı daha sorunu doğru tespit edememiş, çünkü kendisi bu işi bilmiyor çevresinde de bu işi bilen adamların hepsini tasviye etti. Bu daha iyi günlerimiz olarak düşünebilirsiniz. Yarın bir gün herhangi bir borçlanma ihalesinde beklenen para toplanamadığında merkez bankasının rezervleri ülkeyi 3 ay döndürebilir.