• 29-07-2018, 20:07:36
    #37
    Jeal0usy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tamamen çocuklarına, okuyup mühendis ol, doktor ol, memur ol salla başını al maaşını diye nasihat veren jenerasyonun eseridir. Ben işyerimi kurarken babamın yanlışlıkla* hesabımda unuttuğu 10 bin lirayı çarptım, istesem vermezdi yaşım 21di, varlıklı bir aile falan da değiliz öyle 10 bin lira parayı çöpe atacak lüksümüz yok. 8 bin lira ile bir işyeri devraldım, 2 bin lira ile biraz ürün aldım ve ilk ay 8 bin tl kazandım. Bizdeki girişimciler bakıyorum hep zenginlerden çıkıyor. Çünkü fakirin öyle bir ilk kurşunu yok. Oku oğlum mühendis ol, oku oğlum doktor ol. Şuanda elini sallasan öğretmene, doktora, mühendise çarpıyor.

    En önemlisi Allah nasip kısmet ederse kendi çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çünkü bize öyle bir eğitim verdiler ki herşeyi biliyoruz. Düşünsenize 20 yıl okul okudunuz da ne anladınız acaba ? Hepsi uçup gidiyor. Ama kendi kendinize öğrendiğiniz şeyler asla unutulmuyor. 20 yıl boyunca sadece fizik ile ilgilenmiş taze bir beyinle 20 yıl herşeyi sindirmeye çalışmış bir beyin sizce 30lu yaşlardan sonra mesleğine yöneldiğinde hangisi daha kolay profesor olur ? Eğitim sistemi temel eğitimden sonra bence dallandırılmalı. Ama tabi bizim toplumda senin çocuğun fizikçi benimki neden tarihçi diye iç savaş çıkar.
    Bu düzenli, zorunlu ortak eğitim sistemi aslında sadece bizde değil dünya çapında ciddi sorun. Gelecek kaygısı ile eğitim sistemi bir nevi zorunlu askerliğe dönüşüyor. Buna ek olarak maddi beklentiler ile diploma denen kağıt ciddi bir anlam kazanıyor.

    Tabi bizde global dünya eğitim sistemindeki sorunlara göre daha fazla eğitim sistemi sorunu var o ayrı. Mesela bizde İngilizce beden gibi bir ders olarak düşünülüyor öğrenciler ve öğretmenler, veliler tarafında. İngilizce bir ders değil bir dil.

    Matematik kağıt üzerinde o bu şunla sınırlandıralarak anlamsızlaştıracak, soğutulacak veya ya matematiği sevmiyorum ya denebilecek bir şey değildir. Matematiği, kullandığın telefon ve bilgisayarın içindeki matematiği görsen öyle bir seversin ki. En basit bir şekilde bir nesneyi yazılımda hem ileri hem sola ilerletmek istediğinde bile trigonometrik hesaplamaya ihtiyaç duyuyorsun. ( Lisede trigonometri ne, ne işe yarıyor ki diye düşünüyordum )

    Devamsızlık, zorunlu ders gibi kavramlar bunlar kabul edilebilir şeyler değiller. Dersi ve okula gelmeyi zorunlu kılarak başarı elde etmeye çalışmak zor. Öğrencileri devamsızlık ve ders seçimi konusunda zorlamak yerine serbest bırakıp kendi iradeleri ile okula sürekli gelmek istemelerini ve bir çok farklı dersten eğitim görmelerini istemelerini sağlamalıyız.

    Zorla güzellik olmaz. Olsaydı Sovyetler çökmezdi.
  • 29-07-2018, 20:34:28
    #38
    başarılı olduğumuz çok fazla alan ve dal var aslında.
    inşallah daha da başarılı oluruz inşallah.
  • 29-07-2018, 21:05:59
    #39
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu düzenli, zorunlu ortak eğitim sistemi aslında sadece bizde değil dünya çapında ciddi sorun. Gelecek kaygısı ile eğitim sistemi bir nevi zorunlu askerliğe dönüşüyor. Buna ek olarak maddi beklentiler ile diploma denen kağıt ciddi bir anlam kazanıyor.

    Tabi bizde global dünya eğitim sistemindeki sorunlara göre daha fazla eğitim sistemi sorunu var o ayrı. Mesela bizde İngilizce beden gibi bir ders olarak düşünülüyor öğrenciler ve öğretmenler, veliler tarafında. İngilizce bir ders değil bir dil.

    Matematik kağıt üzerinde o bu şunla sınırlandıralarak anlamsızlaştıracak, soğutulacak veya ya matematiği sevmiyorum ya denebilecek bir şey değildir. Matematiği, kullandığın telefon ve bilgisayarın içindeki matematiği görsen öyle bir seversin ki. En basit bir şekilde bir nesneyi yazılımda hem ileri hem sola ilerletmek istediğinde bile trigonometrik hesaplamaya ihtiyaç duyuyorsun. ( Lisede trigonometri ne, ne işe yarıyor ki diye düşünüyordum )

    Devamsızlık, zorunlu ders gibi kavramlar bunlar kabul edilebilir şeyler değiller. Dersi ve okula gelmeyi zorunlu kılarak başarı elde etmeye çalışmak zor. Öğrencileri devamsızlık ve ders seçimi konusunda zorlamak yerine serbest bırakıp kendi iradeleri ile okula sürekli gelmek istemelerini ve bir çok farklı dersten eğitim görmelerini istemelerini sağlamalıyız.

    Zorla güzellik olmaz. Olsaydı Sovyetler çökmezdi.
    çok güzel bir yazı olmuş hocam, ben şahsen neyin nereden geldiğini bilmeden anlayamıyorum..
  • 29-07-2018, 22:22:28
    #40
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Çok kıskancız ve paylaşmıyoruz. Re-Volt üzerine bir toplama paketi yapıyorum adamlarla iletişime geçtim ve veri vermeyi kabul ediyorlar.
  • 29-07-2018, 22:28:42
    #41
    Tembellik, bilgisizlik, eğitimsizlik, ekip çalışması kazan-kazan zihniyetinin olmaması, sağlıksız beslenme, uygun çalışma ortamlarının ve can suyu sermayesinin olmaması, etkisizleştirici çevre/sosyal ortamlar ve aile, etkisizleştirici medya, gıybet, kuyu kazıcılar, alt oyucular, ben yapamıyorsam o da yapamasın, benim yapamadığım anlaşılmasın, benim olmuyorsa onun da olmasın kompleksi ve saldırganlığı vs...
  • 30-07-2018, 00:02:58
    #42
    bence bu soruyu sürekli sorup, başarılı olmak için hiçbişey yapmadığımız için
  • 30-07-2018, 00:18:01
    #43
    harosa adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Aklımız çalışıp üretmeye değilde, yatıp kazanmaya çalışıyor. Bütün kategorilerde tek düşünce az çalışıp hatta hiç çalışmayıp kazanmak. Çok tembel bir toplumuz.
    Araplarda öle yiyip içip yatıyorlar
  • 30-07-2018, 00:39:28
    #44
    Öncelikle insanımızda kıskançlık ve art niyet var. içimizden birisi güzel bir iş yaptığında onu desteklemek yerine batırmayı seviyoruz o yapıyor ben niye yapamıyorum diye iyiyi yok ediyoruz . başka ülkelerin yaptıgı şeylere hayranlıkla bakarken kendi insanımızın yaptıgı şeyi sırf çekemedigi için karalayan bir toplumuz. Geçmiş tarihlere bakarsanız bize hep biz zarar vermişizdir. elma veren ağacı taşlamak ata sözüde sanırım bu yüzden vardır.

    Yukarıda yazdığım kıskançlık ve art niyet, Eğitim seviyesi düşük ve/veya eğitim sistemi kötü olan toplumlarda daha çok görünen bır hastalıktır.
  • 30-07-2018, 00:58:56
    #45
    çünkü dünyada eşi benzeri olmayan, bize özgü bir kafa içi kelepçemiz var; MEMUR KAFASI ! Bunu başka bir dile tercüme edemeyiz, bize özgü bir durum. Memurları tenzih ediyorum, ama memurların verdiği eğitimin (12 - 16 yıl) sonucu olarak topluma yaılımış bir kafa bu.
    Söylenecek çok şey var bu konuda, incelenmeli, üniversitelerde kürsüleri kurulup araştırılmalı.