Gidiyorsanız şikayet etmeyeceksiniz.
İzmir'de yaşıyorum ve Alaçatı'ya gitmiyorum.
4 saat gidiyorum Akyaka'ya gidiyorum, Bodrum'a gidiyorum. Kuşadasına gidiyorum. Hatta Fethiye'ye Göcek'e gidiyorum üşenmiyorum.
Ama Çeşme'ye Alaçatı'ya gitmiyorum. Çünkü Alaçatıya gidip 1 hafta geçirdiğim paraya İtalya'ya da gidebiliyorum, Odessa'ya da gidebiliyorum.
Küçücük bir köye yılın 3 ayı 500 bin adam doldurursanız oradaki fiyatlar da kendisini 10'a katlar...
O dondurmacı oraya kiralarken aylık 10 bin lira kira ödediği için külahın tanesini 10 liradan satarak parasını çıkarmaya çalışıyor.
Çeşme'nin karşısında Sakız'a gittiğinizde 20-25 euroya tek kişi uzo salata balık meze yiyebiliyorsunuz.
Çeşme'de sadece müziğe 10 euro alıyorlar.
Ama Santorini'ye, Mykonos'a gittiğinizde de fiyatların sakız gibi olmadığını uçtuğunu görebiliyorsunuz.
Çünkü popüler alanlara insanlar aktığında rant yükseliyor ve fiyatlar da tavan yapıyor.
Açık arttırma olarak düşünebilirseniz, siz gitmezseniz gidip para harcayacak birileri çıkacak.
Kısıtlı sürede büyük bir kitleyi küçük bir alana sıkıştırdığınızda bunlar normal şeyler.
Asıl problem fiyattan ziyade, aldığı fiyata karşı hizmeti eksik, kusurlu, kötü veren işletmeler.
Yani bu turistik bölgelerde işletmeler daha sıkı denetlenmeli, hata yapanlar hemen mühürlenmeli ki para kaybetmemek için müşteri memnuniyetine önem versinler.