Alıntı
Hoca Nasreddin, oğluyla birlikte köyüne gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş, kendisi yürümüş. Karşıdan gelenler, oğlunu göstererek:
Ak sakallı adam yürürken bacak kadar velet eşekte gidiyor. Zamane çocuğu işte. , demişler.
Hoca oğlunu indirip kendisi binmiş. Az sonra birkaç kişiyle daha karşılaşmışlar. Bunlar ise:
Koca adama bak! Bu sıcakta minnacık çocuğu yaya yürütüyor. Hiç insafı yok. demişler.
Hoca, eşeğe oğlunu da bindirmiş. Çok geçmeden yine üç beş kişiye rastlamışlar. Adamlar:
Zavallı hayvan! Düşüp ölecek! Hiç acımadan iki kişi birden binmişler üstüne! demişler.
Hoca inmiş, oğlunu da indirmiş. Eşek önde, onlar arkada ilerlemişler. Biraz sonra, yol kıyısında duranlar:
Amma aptal adammış bu hoca, Eşek bomboş gidiyor, kendisi oğlu ile kan ter için de arkasından koşuyor! diye konuşmaya başlamışlar.
Hoca dayanamamış. Oğluna dönüp:
Gördün mü, her kafadan bir ses çıkıyor. Şu dünyada kimseyi hoşnut edemiyor, kimsenin dilinden bir türlü kurtulamıyorsun! iyisi mi, kimseye kulak asmayacaksın ve kendi bildiğinden şaşmayacaksın. demiş
kendi bildiğinizden şaşmayın arkadaşlar, kimseye bir şey anlatmakta zorunda değilsiniz.
Avukatlıkta en zor işlerden biri karşıya laf anlatmak, yazacağın bir dilekçe deyip geçiyorlar. Hayatında tek kitap okumamış adamlara , ders başına en az 500 sayfalık kitap okuduğunu ne emek verdiğini anlatamıyorsun.
O yuzden kendi bildiğinizin peşinden gidin, insanlara bir şeyler anlatarak vakit kaybetmeyin. Her işin zorluğu var hayatta hiç bir iş kolay değil.