


















Sıradan insanların duyguları, arzuları, ihtirasları akıllarına galebe çalar da göz göre göre gelen tehlikeye karşı tedbir almakta, felaket kapıyı çalmadan kurtulma çareleri aramakta kusurlu ve ihmalkâr davranırlar. Bunun en yaygın örneği sigara tiryakiliğidir. Bu ve benzeri bağımlılıkların makûl (akla dayanan, aklın kabul ettiği) bir açıklaması ve gerekçesi yoktur. Akıl, bilgi ve din sigaranın terk edilmesini emreder, alışkanlık ise bunlara karşı kor ve üzerinde 'sigara öldürür' yazdığı halde tiryaki, paketi açar, bir tane de yakar. Bu yazıda üzerinde durmak istediğim bir başka örnek ise kuraklıktır, su sıkıntısıdır. İnsanların bir yandan günahları, diğer yandan başta israf olmak üzere yağmuru engelleyen, su kaynaklarını kurutan iş ve eylemleri yüzünden dünya büyük bir kuraklık ve susuzluk felaketine doğru adım adım ilerliyor. Sera gazlarının salımını sınırlayan anlaşmaya hâlâ, bunu en fazla yapan ülkeler imza atmıyor; üretim ve kazanç sarhoşluğu yüzünden insanlara zarar vermeye devam ediyorlar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.), 'Nehir kıyısında bile olsanız, suyu israf etmeyin' buyuruyor. 'Nehir kıyısında suyu bol kullanmanın ne zararı olabilir?' diye düşünenler olabilir. Allah tarafından eğitilmiş olan o büyük eğitici biliyor ve bildiriyor ki, suyu bol bulduğunda israf etmeye alışan bir kimse, az bulduğunda da tasarruf etmeyi bilemez. Eskiden abdest, ibrik ve benzeri bir kaptan ele dökülerek alınırdı. Bu usulde abdest alan bir kimse kullandığı suyu biriktirse ve bugün açılan ve abdest sonuna kadar kapatılmayan bir musluktan alınan abdest suyunu da biriktirip mukayese etse bir kaç misli suyu israf ettiğini görecektir. Hasılı, tez elden tedbir almazsak kuraklık ve susuzluktan kırılacağımızı unutmayalım