• 11-05-2008, 22:56:28
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Ya canım sıkılıyor, ölümle ilgili şiirler okumak istiyorum. Bir kaç tane okudum ama beğenmedim. Sizin bildikleriniz varsa okumak isterim...

    Ölümü kurtuluş olarak gören şiirler tavsiyemdir..
  • 11-05-2008, 22:57:59
    #2
    Misafir
    Nisan 1 de yazmıştım.Aslında ölüm şiiri sayılmaz farklı bir deneme oldu benim için

    Ben öldüğümde
    arkadaşlarım gülüyordu
    cesedim bile yıkanmadı
    İmam yoktu,
    Tabutumu 3 sokak serserisi taşıdı
    Kim gömdü onu bilmiyorum.
    telefon çalmadı.
    mesaj bile yoktu sevgiliden
    büyük olasılık
    yine uyuya kalmıştır
    ya da bitmiştir şarjı.
    Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu
    Ve sokakta bile değişen hiçbirşey yoktu
    Nebahat ablanın
    çamaşır asımlık sularını
    başımdan aşağı dökmemesi
    dışında.
    Ben öldüğümde kimse ağlamadı
    Annem dışında.
    Oda günleri takip etmediğindendir.
    Ben öldüğümde 1 nisandı.
    Nasıl bilirdiniz dediler,
    Ses çıkmadı,
    Şaka gibiydi.
  • 11-05-2008, 23:01:42
    #3
    ****** adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Nisan 1 de yazmıştım.Aslında ölüm şiiri sayılmaz farklı bir deneme oldu benim için
    Ben öldüğümde
    arkadaşlarım gülüyordu
    cesedim bile yıkanmadı
    İmam yoktu,
    Tabutumu 3 sokak serserisi taşıdı
    Kim gömdü onu bilmiyorum.
    telefon çalmadı.
    mesaj bile yoktu sevgiliden
    büyük olasılık
    yine uyuya kalmıştır
    ya da bitmiştir şarjı.
    Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu
    Ve sokakta bile değişen hiçbirşey yoktu
    Nebahat ablanın
    çamaşır asımlık sularını
    başımdan aşağı dökmemesi
    dışında.
    Ben öldüğümde kimse ağlamadı
    Annem dışında.
    Oda günleri takip etmediğindendir.
    Ben öldüğümde 1 nisandı.
    Nasıl bilirdiniz dediler,
    Ses çıkmadı,
    Şaka gibiydi.
    mütişmiş hocam eline saglık
  • 11-05-2008, 23:06:01
    #4
    Hikmet, belediyeye ait ekmek fabrikasında çalışan bir isçiydi. İşine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalışır, kazancının helal olmasını isterdi. Fabrikayı hemen her aksam en geç o terk ederdi. Belediyenin ekmeği biraz daha ucuz olduğu için halk çok bu ekmeğe çok rağbet ediyordu. Kocaman fırının içini ara sıra temizlemek gerekir, onu da genellikle Hikmet yapardı.

    Ramazan bayramının son günüydü. Ertesi gün ekmek çıkarılacaktı. Hikmet, temizlik yapmak için fabrikaya gitti. İçeriye girip dış kapıyı kapattı. Işıkları yaktı ve fırının kapağını açıp içerisine girdi. Gerekli temizliği yaptıktan sonra evine gidecekti.Sabaha karsı dörde doğru gelen isçiler de, gelir gelmez elektrikle çalışan fırının düğmelerini açacak, onlar hamuru yoğurup ekmekleri hazır edene kadar da fırın güzelce ısınmış olacaktı.

    Hikmet temizliğe dalıp gitmişti. Bir taraftan da kendi yakıştırdığı şeyleri mırıldanıyordu. Tam o saatlerde fırının genç ustalarından olan Cengiz fabrikaya geldi. Kirlenmiş olan beyaz önlüğünü almak için uğramıştı. O aksam yıkattırıp, ertesi gün temiz temiz giymeyi düşünüyordu. Dış kapıyı açtığında şaşırdı. "Hayret, içerdeki elektrikler açık unutulmuş" diye mırıldandı. Gidip önlüğünü aldı. Fırının önünden geçerken açık duran fırın kapağını eliyle söyle bir itekledi. Çıkarken ışıkları söndürmeyi de ihmal etmedi.

    Elektriklerin sönmesiyle Hikmet hemen fırının kapağına koştu. Fakat
    heyhat, kapak üzerine kilitlenmişti. Var gücüyle bağırmaya başladı. Fırının kapağını yumrukladı. Çırpınması fayda vermiyor, sesini kimseye duyurması mümkün olmuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Dehşete kapılmıştı.
    Uzun müddet kendisine gelemedi. Birazcık sakinleşince saatine baktı. Saat 23.05'i gösteriyordu. Yaklaşık beş saati kalmıştı. Bir anda ölümle burun buruna gelmişti. Önce terlediğini hissedecek, sonra bunalacak, sıcaklık yavaş yavaş sürekli artacak, artacak, artacak; vücudundaki yağlar erimeye başlayacak, etler kızaracak ve daha bütün bunlar olmaya başlamadan belki de o kalpten gidecekti. Belki de çıldıracaktı. Çılgın çılgın gülecekti...

    Ah, o en güzeliydi. Bir delirebilseydi, düşüncenin kezzap gibi yakıcılığından kurtulacaktı. Fırından yeni çıkan ekmekleri eline alınca parmaklarında duyduğu yanık acısı aklına geldi. Sadece o kadarı... Yanığın ilk safhası bile değildi ama hemen elinden bırakırdı. Şimdi ekmekler gibi kendisi pişecekti. Bir kaç gün önceydi. İşçiler acıkmışlar, küçük tüpün üstünde yemek pişirmişlerdi. Bir aralık tüpün kızgın demirine değmişti eli... Hemen nasıl da kabarmış, su toplamış, sızladıkça sızlamıştı. Sadece iki parmağın acısına dayanamamış, soğuk suyun içinde tutmuştu. Ya şimdi?..
    Yanan iki parmak ucu değil,bütün vücudu olacaktı. Gözlerinin önünde filmlerde yanan adamlar canlandı. Kendi hali daha da zordu. Bir anda yanmak değildi ki bu... Adım adım, hissede hissede ... Terleye çıldıra, dövüne dövüne... İçerisinin ısındığını hissetti. Kapıyı kapatan her kimse fırını da yakmış mıydı yoksa?..

    Bu hararet böyle sürekli niçin artıyordu?.. Aman Allah�ım! Beklenen an çabuk gelmişti. Saatine bakti. Saat gecenin 1.00'i olmustu. Nasil geçmisti
    iki saat? Zaman su gibi akmisti. Bir ömür gibi... Ömürleri yanmak vaktini
    meyve veren insanlar gibi.. Elleriyle duvarlara, demirlere dokundu. Yok
    canim... Korkusundan firinin yanmaya basladigini zannetmisti. Demirler
    soguktu iste... Biraz sakinlesti.Evini düsündü. Hanimi, oglu merak ediyor
    olmaliydi.Hanimini niçin azarlamisti sanki çikarken?.. Hayat arkadasina
    karsi daha nazik, daha hürmetli olmali degil miydi? Ya çocugunu... Keske
    dövmemis olsaydi onu...Onlardan da mes'ul oldugu için onlarin hesabini da
    verecekti Allah'a... Keske haniminin dedigini yapsaydi. Hanimi ona:
    "Haydi, birlikte namaza basliyalim" demisti. Hikmet ise: "Biraz daha
    yaslanalim" diye cevap vermisti. Sanki sonrasinda bütün bir ömrün hesabini
    vermeyecek, sadece ihtiyarligin hesabini verecekti.Niçin sanki firina
    gelirken camiye girmemisti? Müezzin gönlünün derinliklerinden geldigi
    belli olan sesiyle yatsi namazina davet etmis, Allah'in büyüklügünü,
    kurtulusun o'nun yolunda oldugunu haykirmisti. Hiç degil se ölmeden evvel
    son vakit namazini kilmis olacakti. Belki Rabbi o son vakit hürmetine
    affeder,digerlerinin hesabini sormazdi. "Ah ahmak kafam" diye inledi.
    Halbuki bes vakit namaz kilan bir insanin hali ne güzeldi. Kildigi bir
    vakit muhakkak onun son eda ettigi vakit olacakti ve Rabbinin huzuruna
    secdesiz bir alinla çikmayacakti.Öyle olmayi ne kadar isterdi.Ya oglu...
    Yedi yasina girmisti. Bir baba olarak onun üstüne basina, yiyip içtigine
    dikkat ettigi kadar, kalbine niçin dikkat etmemisti? Daha o yasta her tip
    pisligin televizyon ekranlarindan üstüne siçramasina nasil da razi
    olmustu? Çocuguna Allah'ini,peygamberini niçin sevdirmemisti?Akli
    çocukluguna gitti... Gençligine ugradi, tek tek dolasti o günleri... O
    günlerden elinde sadece pismanlik veren, utandiran günahlar kalmisti. En
    ince teferruatina kadar bütün günahlari aklina geldi. Demek bütün bu
    tespit edilen seylerin hesabini verecekti. Aklina bir fikir geldi,
    'firinin içinde teyemmüm edip namaz kilmak.' Toprak yoktu ki... Ellerini
    firinin içinde yere vurarak teyemmüm aldi. Namaza durdu. Her seyin bitip
    tükendigi noktada baska kime dayanabilirdi ki?Aslinda her namazda öyle
    hissetmeliydi.

    Kendisini hayatida ilk defa Rabbiyle konusuyor gibi hissetti . Alemlerin
    Rabbi'ne hamdetmeyi, O'na dayanmayi, O'ndan yardim dilemeyi, dosdogru
    olmayi ilk defa böylesine anliyordu. Bütün benligiyle secde
    etti."Eksiksiz,yüce, merhametli Sensin" acizligini iliklerine kadar
    duyarak...Rabbinden gelmisti ve O'na dönüyordu. Ah, dönüsün ona oldugunu
    hiç unutmamis olsaydi .Yoruldukça oturup tövbe etti. Estagfurullah
    çekti.Nasil da daracik yerde sikisip kalmisti.Firinda oldugunu
    hatirladikça vücudunu atesler basiyordu........

    Cengiz ise evine gidip yatmisti. Gece bir aralik yataktan siçrayarak
    uyandi. Saatine bakti. Saat 3.15'ti. Bir rüya görmüstü. Arkadasi Hikmet
    firinin içinde alev alev yaniyor, "Cengiz!"diye bas basbagiriyordu. Nasil
    bir rüyaydi bu böyle...Birden aklina geldi. Olamaz! Firinin kapagini
    Hikmet'in üzerine mi kapatmisti yoksa? Hemen üzerini giyip sokaga firladi.
    Hiç durmadan kostu. Gece isçileri henüz gelmemislerdi. Kapiyi açti,
    isiklari yakti.Hemen firinin kapagini açip içeriye seslendi:"Hikmet!"
    Içerden hiç ses gelmiyordu. Bir kaç defa daha bagirdi.Hikmet, aglaya
    aglaya namaz kiliyordu. Öyle dalmistiki, isminin söylendigini duyunca
    irkildi. Olamazdi, yanlis duyuyor, hayal görüyordu. Fakat, yine
    duydu.Birisi 'Hikmet' diyordu. Hem firinin isigida yanmisti.Selam
    verdikten sonra kapaga dogru yürüdü. Karsisinda Cengiz 'i gördü. Firindan
    çikti. Cengiz, bir anda hortlak görmüscesine irkildi. Korkuyla:"Kimsin
    sen?" dedi. Hikmet' in Cengiz 'e sarilmak için uzanan kollari bos
    kalmisti. Hikmet hala agliyordu. "Ne demek sen kimsin? Hikmet' im iste,
    görmüyor musun?Dün aksam temizlemek için girmistim. Birisi üzerime firinin
    kapagini kapatti" dedi. -"Olamaz" diyordu Cengiz. "Sen Hikmet degilsin."

    Hikmet ilk önceleri Cengiz' in bu hareketine bir mana veremedi. Nasil olur
    böyle söyler, nasil olur da mesai arkadasini taniyamazdi? Birden aklinda
    bir simsek çakti. Hemen aynaya dogru kosup kendine bakti. Hayir, bu yüz,
    bu saçlar kendisinin olamazdi. Kirismis ellerini, solmus yüzüne, bembeyaz
    olmus saçlarina götürdü. Bir gecede ihtiyarlamisti. Hiçkiriklarla
    sarsiliyordu. Bir daha aynaya bakamadi. Kendisinden kendisi korkmustu.
    Yanmanin ne demek oldugunu bilseler kim bilir bir gece de ne kadar insan
    ihtiyarliyacakti.Yarin denilecek kadar kisa bir süre sonra yanmak ihtimali
    bu kadar hafife alinabilir miydi? Başı ellerinin arasinda kala kaldi.
    Ahirette sonsuz yanmamak için, iman etmek ve günahlardan kaçmak
    gerekiyordu...
  • 11-05-2008, 23:16:03
    #5
    ****** şiirin gerçekten çok güzel olmuş Okumak istediğim türden... Böyle başka şiirlerin varsa okumak isterim..

    hyllet, yazı için teşekkürler ibret alınmalı..
  • 11-05-2008, 23:23:25
    #6
    Misafir
    beğendiğiniz için teşekkürler arkadaşlar.

    h5py0 dostum şiirlerimi netten yayınlamıyorum ukalalık olarak algılama.Bitmiş bir kitabım var kısmetse bu yıl sonu çıkaracağım.Ondan biraz özgün kalsınlar istiyorum.
  • 11-05-2008, 23:32:14
    #7
    ******, şiirin düzyazı kıvamında olmuş. Serbest nazım olarak yazmışsın, iyi de yapmışsın ancak düzyazı havasını bir şekilde şiirlerinden kaldırman gerektiğini düşünüyorum. Mesela senin şiirini düzyazıya çevirelim:

    Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu, cesedim bile yıkanmadı, imam yoktu. Tabutumu 3 sokak serserisi taşıdı, kim gömdü onu bilmiyorum, telefon çalmadı; mesaj bile yoktu sevgiliden büyük olasılık yine uyuya kalmıştır ya da bitmiştir şarjı. Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu ve sokakta bile değişen hiçbirşey yoktu Nebahat ablanın çamaşır asımlık sularını başımdan aşağı dökmemesi dışında. Ben öldüğümde kimse ağlamadı, annem dışında; o da günleri takip etmediğindendir. Ben öldüğümde 1 nisandı. Nasıl bilirdiniz dediler; ses çıkmadı, şaka gibiydi.

    Bu türün en büyük örneğini Nazım Hikmet veriyordu ancak onun şiirini bu şekilde düzyazı haline getirsek bu denli oturmazdı çünkü onun şiirini şiir yapan başka şeyler vardı. Sen da yakalarsın umuyorum o başka şeyleri, büyüyü.

    Şimdiden başarılar, kitabın çıkınca haberimiz olur zaten.
  • 11-05-2008, 23:34:15
    #8
    ****** adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    beğendiğiniz için teşekkürler arkadaşlar.
    h5py0 dostum şiirlerimi netten yayınlamıyorum ukalalık olarak algılama.Bitmiş bir kitabım var kısmetse bu yıl sonu çıkaracağım.Ondan biraz özgün kalsınlar istiyorum.
    hocam kitabın inş istedigin gibi olur
    hangi sitede yayınladıgını p.m olarak gönderirmisin okumak isterim
  • 11-05-2008, 23:41:58
    #9
    ****** adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    beğendiğiniz için teşekkürler arkadaşlar.

    h5py0 dostum şiirlerimi netten yayınlamıyorum ukalalık olarak algılama.Bitmiş bir kitabım var kısmetse bu yıl sonu çıkaracağım.Ondan biraz özgün kalsınlar istiyorum.
    Süpersin ya Kitabın çıkınca mutlaka haber ver imzalı bir tane istiyorum =)...

    Benim de 3-5 yazım var ama pek iç açıcı değiller..