• 19-08-2014, 11:17:01
    #10
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Bunlar hep paralel ben
  • 19-08-2014, 12:41:11
    #11
    Chemistry adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunlar hep paralel ben
    Sen yoksun ki gerçekte yani bildiğin sen yoksun. Bildiğin "ben" ise sana senden başka ben olamayacağı fikrini dayatıyor. Sendeki esas ben bir bebekteki bilinç gibidir. Bir bebek ben demez, ben kelimesini duyana kadar bilinci açıktır farkındadır.

    Halbuki bizler hiçbir şeyin farkına varamıyoruz, çünkü alışageldiğimiz düzen buna müsaade etmiyor. Bir şey yazarken farkında olarak mı yazıyorsun klavyeye? Hayır hafızanda yer alan düşüncelerinde bir parlama oluyor sende ağzına ilk geleni söylüyorsun. Gereksiz şeyler bellediğin için hafızanda ancak o kadar bilgi barınıyor ve daha fazla yorum yapamıyorsun. İnsanlarımıza hep belden aşağı şeyler öğretilmesi de bu yüzdendir. Bunlar paralel yapının oyunları değil şeytanın oyunlarıdır. Şeytanla iç içe olmuşuz, arkadaşımız olmuş, dostumuz sevgilimiz olmuş. Şeytana küfür eden bizden değildir olmuş.

    Senin bu yaptığında ne çıkacak? Sen ve senin gibiler bu şekilde binlerce alakasız yorum yapsa ne olacak? Sonucun olamayacağını düşünmek yerine, onun yerine yine hafızandan bir şeyler bularak cevap verme tercihini seçebilirsin. Seni sen yapan bildiklerin değildir, seçimlerindir.

    Bir bilgisayar programı vardı nostaljik, bir şeyler yazıyorsunuz ve size cevap veriyor. Ha işte sizin ondan hiçbir farkınız yoktur. Bu dediklerimi bile belkide kişisel algılıyorsun. Herkes konuştu, herkes yazdı çizdi bağırdı çağırdı. Ben henüz konuşmadım. Susuyorum çünkü devamlı sen konuşuyorsun, bu gürültüde benim narin sesim duyulmuyor. Bir teybin devamlı çalmasından bir farkın var mı? İşte bunu bile anlayamıyorsunuz çünkü belirttiğim gibi farkındalık bilinci yoktur.

    Düşmanlarını bile kınamaya hakkın yoktur, çünkü onlar bile senin içindeki seni açığa çıkartma gayreti içerisindeler. Senin hatan, düşman kim dost kim karıştırmışsın.

    Sen kendine dostsun? Ben de kendime dostum. Kime sorsan kendine dost, yani dost. E peki kim düşman? Ben sana nasıl düşman olayım zaten ben bana dost olmuşam, adım dost. Ortada düşman varsa o halde ben dost değilim, adım düşman. Amma ben sana değil kendime düşmanım. Sende kendine düşmansın. Dost görünüp arkadan hançerleyen bir düşman. Sigara gibi, ne kadar bizi içten içe bitirip tükense de dost bildik dost sanırız. Sigarayı terk edene pek rastlanmadığı gibi üstündeki benlik elbisesinden vazgeçene de sıkça rastlanmaz.

    Derin uykuda olan birisini uyandırmak için ya yüksek sesle bağırırsınız, ya onu sarsarsınız, yada şamarı yapıştırırsınız. Uyanmasına uyanacağız hepimiz sadece nasıl olduğu bize bağlı.
  • 19-08-2014, 13:52:57
    #12
    Rok
    Üyeliği durduruldu
    Evde herzaman konuşuyorum nedeni ise diksiyonumu geliştirmek için
  • 19-08-2014, 14:05:47
    #13
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Evet soru gayet net. Kendinizle hiç konuştuğunuz olur mu? Her ne kadar mantıklı gelmese de arada bir kesin konuşuyoruz. Ancak ben bu soruyu sorunca hemen aklınıza saçmalık kelimesini getirebilirsiniz. Bence kendimizle konuşuyoruz ama dilimizle değilde düşüncelerle. Örneğin bir iş yapıyoruz ve doğru mu yaptım yanlış mı diye kendimize soruyoruz, sonra evet doğru yaptım tespitim bu yönde nedenleri şunlar falan diye.

    Aslında basit bir konuyu ele almıyorum karmaşık ve gizemli bir konu. Lakin bu gizemin kendisi bir bug. Ardında bir sırrı barındırıyor. Kendimizle konuşmayı mantıklı bulmayız hatta kendisiyle konuşana deli deriz. Ancak mantıksız olanı her daim kusursuz bir şekilde işletiriz. Yada bu çarkın dönmesi elimizde değil, bu sırra erişmemizi engellemek için koyulmuş. Neyse daha fazla yazmayacağım zaten robotik beyniniz bu bilgileri kaldırmaz işlemciyi yakmayın. Programı işlemeye devam edin ve felsefi yada bilimsel veya gündelik farkına vardıklarınızı, fikirlerinizi paylaşın.

    Ayrıyeten Tanrı insanlarla neden konuşmaz sizce? Konuşuyor da biz mi duymuyoruz. Peki ya aslında konuşan siz değilde beyninizse.

    Konuşmak nedir? Durun ben konuşacağım.. diye mi başlıyoruz konuşmaya yoksa birden bire bir fitil ateşleniyor da aklımızda bizde onu dile getiriyoruz. Gerçekten enteresan şeyler bunlar, insanların her şeyi üretebildikleri bir çağda böyle sorulara yanıtlar bulunamaması ise ayrıca bir enteresan ve manidar.
    Merhaba,
    Bu birinci evre olan "Farkındalık'a" giriştir.
  • 19-08-2014, 14:53:37
    #14
    Sürekli olarak yaptığım birşeydir bu.
    Örneğin bir program yazarken kendi kendime konuştuğum çok olur. Bunu böyle yapsam, şunu şöyle yapsam hmm yok ya olmaz diğer türlü yapsam vs. vs. gibisinden çok kez konuşurum. Aynı şekilde bilgisayarda meydana gelen donanım sorunlarında da kendi kendime konuşur kendime soru sorar ve o soruyu kendim cevaplarım. Hiçbir günde ben delirdim, deliyim vb. şeyler düşünmedim. Yani bu gayet normal birşey.
  • 19-08-2014, 14:55:30
    #15
    Üyeliği durduruldu
    analiz yaparken çok fazla yapıyorum
  • 19-08-2014, 15:23:11
    #16
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen yoksun ki gerçekte yani bildiğin sen yoksun. Bildiğin "ben" ise sana senden başka ben olamayacağı fikrini dayatıyor. Sendeki esas ben bir bebekteki bilinç gibidir. Bir bebek ben demez, ben kelimesini duyana kadar bilinci açıktır farkındadır.

    Halbuki bizler hiçbir şeyin farkına varamıyoruz, çünkü alışageldiğimiz düzen buna müsaade etmiyor. Bir şey yazarken farkında olarak mı yazıyorsun klavyeye? Hayır hafızanda yer alan düşüncelerinde bir parlama oluyor sende ağzına ilk geleni söylüyorsun. Gereksiz şeyler bellediğin için hafızanda ancak o kadar bilgi barınıyor ve daha fazla yorum yapamıyorsun. İnsanlarımıza hep belden aşağı şeyler öğretilmesi de bu yüzdendir. Bunlar paralel yapının oyunları değil şeytanın oyunlarıdır. Şeytanla iç içe olmuşuz, arkadaşımız olmuş, dostumuz sevgilimiz olmuş. Şeytana küfür eden bizden değildir olmuş.

    Senin bu yaptığında ne çıkacak? Sen ve senin gibiler bu şekilde binlerce alakasız yorum yapsa ne olacak? Sonucun olamayacağını düşünmek yerine, onun yerine yine hafızandan bir şeyler bularak cevap verme tercihini seçebilirsin. Seni sen yapan bildiklerin değildir, seçimlerindir.

    Bir bilgisayar programı vardı nostaljik, bir şeyler yazıyorsunuz ve size cevap veriyor. Ha işte sizin ondan hiçbir farkınız yoktur. Bu dediklerimi bile belkide kişisel algılıyorsun. Herkes konuştu, herkes yazdı çizdi bağırdı çağırdı. Ben henüz konuşmadım. Susuyorum çünkü devamlı sen konuşuyorsun, bu gürültüde benim narin sesim duyulmuyor. Bir teybin devamlı çalmasından bir farkın var mı? İşte bunu bile anlayamıyorsunuz çünkü belirttiğim gibi farkındalık bilinci yoktur.

    Düşmanlarını bile kınamaya hakkın yoktur, çünkü onlar bile senin içindeki seni açığa çıkartma gayreti içerisindeler. Senin hatan, düşman kim dost kim karıştırmışsın.

    Sen kendine dostsun? Ben de kendime dostum. Kime sorsan kendine dost, yani dost. E peki kim düşman? Ben sana nasıl düşman olayım zaten ben bana dost olmuşam, adım dost. Ortada düşman varsa o halde ben dost değilim, adım düşman. Amma ben sana değil kendime düşmanım. Sende kendine düşmansın. Dost görünüp arkadan hançerleyen bir düşman. Sigara gibi, ne kadar bizi içten içe bitirip tükense de dost bildik dost sanırız. Sigarayı terk edene pek rastlanmadığı gibi üstündeki benlik elbisesinden vazgeçene de sıkça rastlanmaz.

    Derin uykuda olan birisini uyandırmak için ya yüksek sesle bağırırsınız, ya onu sarsarsınız, yada şamarı yapıştırırsınız. Uyanmasına uyanacağız hepimiz sadece nasıl olduğu bize bağlı.
    Ben inanmam ama tam senlik gibi bu paralel evren meselesi
  • 19-08-2014, 19:32:48
    #17
    hem içses olarak konuşuyorum hem dış ses olarak konuşuyorum bazen farkediyorum insanlar cins cins bakıyor dışardan konuşmayı kesiyorum
  • 19-08-2014, 20:39:43
    #18
    Üyeliği durduruldu
    GrafiKod adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değil kendi kendimle konuşmak, lucid dream bile yapıyorum
    valla o kadar uğraştım olmayınca olmuyo