Aynalarda sihirli bi şey vardır...Küçükken dinlediğimiz ve okuduğumuz masallarda gizli güçleri olan,bize gerçek benimizi, güzel veya çirkin bir şekilde gösteren dev aynasından da bahsedilirdi.
Olgunlaştığımızda aynalara daha az değer verdik; onları, kendimizi görmek, temizlik ve günlük giysilerimizi giymek veya kendimizi güzelleştirmek için kullanıyoruz. Yıllar geçtikçe ayna daha az hoşumuza gidiyor çünkü bizi olduğumuz gibi gösteriyor. Yılların geçişi, bir kırışıklık daha, saçlarda yeni ağarmış teller, biraz daha cansız bir bakış, henüz farketmediğimiz yorgunluğun getirdiği bir tavır. Ayna yeniden sihirli olmaya başlayacak;korkutucu ama sihirli. Yeniden bizi olduğu gibi gösterecektir.
İnanıyorumki hepimiz bir ayna ile dünyaya geldik. Bu ayna bir iç aynadır.Çok meraklı,her zaman yeterince temiz ve bakımlı olmayan, sahipleri tarafından tanınmayan bir ayna,ama orada bulunmaktadır. Biraz daha güçlü olduğumuzda onu ruhun ellerine bırakıp sihirli anlamını anlamaya başlarız. Aynamız çift yüzlüdür;bir yüzü dışarı öteki ise içeri doğrudur. Aynanın cam olan yüzü ile bilinen bozulmaları ve renk değişimleri ile dünyayı görebiliriz. Aynanın bu yüzü olmasaydı kör olacaktık; fiziksel gözlerden bahsetmiyoruz. Aksine ona akli bir değer, duygusal bir içerik vererek ruh durumumuza göre figürleri çoğaltıp, azaltarak odaklama kapasitesine sahip olduğumuz herşeyi yansıtan bu sırlanmış camdan bahsediyoruz.
İç yüzü benimize doğru bakan taraftır. Bu yüz, bize ne yüzdeki ne de giysideki kırışıklıkları gösterir. Fazla veye az kiloları bildirmez. Bizi olduğumuz gibi gösterir ve bunun için bu korkutucu yüzü, gerçeğin yüzünü, iç kusurlarımızdan hiçbirini saklamayan sihirli aynanın yüzünü kullanmaktan kaçınırız. İstersek bize en iyi niteliklerimizi de gösterebilir. Bunun için en iyi niteliklere sahip olmak, kendimizi korkulara ve şüphelere bırakmadan onları geliştirmek yeterli olacaktır.
Hepimiz çift aynaya sahibiz. Onun varlığını gözardı etmemize rağmen ona sahibiz. Hepimiz iç ve dış yansımalarımızdan kaçıyoruz ama korku bazı imgeleri değiştirmemize neden oluyor. Hepimiz çift aynaya sahibiz ama tam olarak, onun sapını sıkıca tutanın kendimiz olup olmadığını ve onu uygun yere çevirip çevirmediğimizi bilmiyoruz. Bazen onu hareket ettiren ve yönlendirenin başka bir el olduğuna inanma hayaline kapılabiliriz ama o bizim aynamızdır. Yalnızca karşısında olanı içeri veya dışarı doğru yansıtacak ve yalnızca kabul etme gücüne sahip olmadıklarımızın biçimini bozacaktır.
İyi bir arınma eylemi, ruhun aynasını temiz tutmanın ve gerçeğe her seferinde daha fazla yaklaşmanın iyi bir yoludur.Kendimizde ve dünyada ne kadar az gölge, leke ve ne kadar fazla hakikat olursa o kadar bilinç olacaktır.
Aynanın dış yüzünü temizleyelim. Böylece etrafımız çevreleyen dünya bazen kederli ve yıkıcı ama fantazilerimiz tarafından yanıltıcı ve boyanmış olmadan olduğu gibi bize gösterilecektir.Şeyleri olmalarını istediğimiz gibi değil oldukları gibi görmenin zamanıdır;onları değiştirmenin ve bazen de olmalarını istediğimiz hale getirmenin tek yolu budur.Asıl olarak görünen nasıl değiştirilir?
Aynanın iç yüzünü temizleyelim.Böylece bizi uzun zamandır bekleyen, tanımadığımız birini bulacağız. Bu işi kendimizle barışık olmak ve bizimle birlikte yaşayanları hoşnut etmek için yarattığımız kadın veya erkek değildir. Var olanla, dünyanın yollarında birikmiş pislikle dolu, ama asıl ve kendi yerini almaya hazır olanla temasa geçeceğiz.
Hayata bir parça sihir katmak hiçbir zaman fazla bir şey değildir.
Bir adet çift aynaya sahibiz. Onu sıkıca kavrayalım; ne zaman içeri ne zaman dışarı yönelmesi gerektiğini bilelim;bedenlenmiş olduğumuz için bunu camların aracılığıyla yapıyor olsak da, kendimizi bu görme armağının sahipleri olarak hissedelim. Çift ayna ışıldamasını görmek ne güzel, yeni parıltılar ve renkler tanımak ne harika! Herşeye rağmen o bizim aynamız ise bizi bundan kim alıkoyabilir?