Bir tarafta seri katillere ilgi duyduğunu belirten, bir tarafta her şeye muhalif olan ama icraata gelince üfleyen oflayan bahanelerle yalanlarının kitabını yazan, büyüklerine hiç saygı göstermeyip küçük dağları yaratmışçasına kibirlenen. Sayısız şeyler yazabiliriz. Biraz düşündüm abartıyor muyum diye. Hayır hiçte öyle değil çünkü sadece ülkemizde olan bir durum değil global dünya daha çok açgözlü daha çok doyumsuz oldu. Forumlarda açılan konulardan bile belli ediyor kendini. Ölmek istiyorum, bunalımdayım, sorunlarım var vs.. Sorunlar çoğaldı hemde kum tanesi büyüklüğünde ki problemleri dağ yapıyor lakin yeri gelince aynı dağları kendimizin yarattığını göremiyoruz. Her şeye burnumuzu sokmayı çok iyi başarırız ancak birisi yardım çığlıkları ile nara atsın aman bana ne diyerek sağır ve dilsiz oluruz.
Bir sansür konusu açılmış olsa hoppala hemen bilgi sahibi olmayanlar bile zihniyetlerini ortaya dökerler. Haklılar özgürlüklerine karışılmasını istemiyorlar. İnsanları galeyana getirmek çok basit bir iş şu zamanda. Bu nedir kanımca, kendi savaşımızı yaratıp başrole kendimizi oturtuyoruz. Şunu istiyoruz bunu istiyoruz peki tüketmekten başka ne yapıyoruz! İnsanlar yığınlar halinde ölürken biz yolsuzluk petrol dolar kürt sorunu hoca efendi.. Yani medyanın gündemini takip ediyoruz.
Gerçekten hak aranmıyor emin olabilirsiniz, çünkü yolsuzluk ve kısıtlamalar hükümet tarafında yapılmıyor sadece. Halk ne iş tutuyorsa halkın seçtikleri de başka bir yol bulamıyor kendisine. Bir hükümet gider bir hükümet gelir. Gelen gideni aratır. Halk bilinçlenmeyi ve özgürlüğü; namus, zahmet, çalışma, alın terine tercih ettiği sürecede bu durum değişmez.
İnternet geldi hoş geldi sefalar getirdi.
Gerçekten öylemi yoksa aslında internet yokken bizler yaşamıyor muyduk. İnternet ile büyüyenleri bilmem ancak elektrikler gittiğinde ilk 10 dakika sıkılsam da daha sonra kendimi ne kadar unuttuğumu anlıyorum. Aslında çok şey katmadı ancak bağımlılığımızdan yoksun kalmak bizi korkutuyor ve boşluğa düşeceğimizi zannediyoruz. Bir ortamdayız ve 10 kişi aynı anda telefonla oynuyor, tabii insan ilişkileri gelişmiyor doğal olarak.
Altın çağda yaşadığımız söyleniyor öngörüsü kuvvetli kimseler tarafından. Sevgi tohumları dallanmış budaklanmış arşı aşmış fezaya çıkmış. Yeni resimleri paylaşayım hemen, maillerime bakayım kimden ne gelmiş, kim paylaşım yapmış. Madem birbirimize o kadar sevgi besliyoruz. O kadar önem verir haldeyiz peki neden ve nasıl insanlar biranda birbirlerine olan sevgilerini aynı derecede nefrete dönüştürebilirler? Birbirimizin yüzüne gülücükler saçarız sonra arkamızı döner dönmez hançeri kahpece vururlar.
Adı lazım değil bir sohbet kanalına girdim bilimsel bir konuyu konuşmak için girmez olaydım, off yavrum beni eller misin, kameradan popomu göstereyimmi. Evet çok şey var burada anlatılamayacak bir erkek olarak bile sohbet etmek isterken tanımadığım onlarca kişi tarafından taciz ediliyorum saniyesinde. İşte size gençliğin geldiği son aşama. Yanlışlar her daim her zamanda yapılır insanlar tarafından ancak bir fark var, önceden hatalardan utanılırdı ve gizli tutulurdu şu zamandaysa yediğimiz boklar sanki bir pislik değilde bir kıymet ölçüsü gibi değer taşımakta ve övülür hale gelmekte. Övmeyi de geçelim, "kendimizi övdüğümüz" bir ölçüt halini almış durumda. Yani yapılan yanlışları doğru olarak görmeye başladık. Aman sakın yanlış yapıyorsun bile deme, bak o zaman bunu diyen sen misin.
Dövme vurma kızdırma söz söyleme, haklısın bile deme! Tanrıda bile bulunmayan enteresan bir doğruluk ölçüsüyle karşı karşıyayız. Çocukken bir günde 3 kez tokat yediğimi hatırlarım. Bakın bir değil iki değil tam 3. Hak üçtür derler ya. Çünkü anlamam gereken bir ders vardı. O yaşta bile hatayı kendimde aradım ve kendime çeki düzen vermek için çalıştım. Birisinde bir ağaçtan bir yaprak koparttığım için yaşlı bir amca tokat atmıştı. Aslında bunun doğru bir şey olmadığını dile getirse yine olurdu belki. Ama bir söz vardır "bir musibet bin nasihattan iyidir"
Önceden büyüklerin yanında ağzımızı açamazken, şimdi büyüklerin bırakın yol göstermesini küçükler yolu kendileri tayin ediyor ve büyüklerini sürüklüyorlar. Testere filmine kendisini çok kaptıran bir çocuk sevdiğini keser biçer babasından yardım ister sonrasında.
Geçen günler kendisini çok zeki sanan bir embesil beslediği sevdiği kendi kedisini hunharca katlediyor. Daha sonrada içkili olduğunu kediyi dışarıda bu halde görerek sabahta öldüğünü anladığını söylüyor. 300 tl kabahat yasasından ceza alarak kurtuluyor.
Hem seviyor hem kesiyor hem hayvansever olduğunu söylüyor hemde kedinin cesedini çöpe attığını söylüyor. Daha önce paylaştığı resimlerde ise satanist olduğunu dile getirmiş zaten düşündüğüm gibi.
Ayrıca bu olay belkide insanların sınırını zorlayan bir örnek bana kalırsa. Çünkü hayvan cinayetleri hızlı bir şekilde artmış durumda ama medyada pek göremiyoruz çünkü daha önemli gündem maddeleri var insanları birbirine kırdırmak için hedeflenen.
İnsanımızın bilgiye kültüre olumlu düşünmeye bir hedefe beraberliğe ihtiyacı var. Yoksa yokta ben mi yanlış bir kanıya varıyorum. Yap bir recep filmi daha insanların kültürüne biraz daha argo kelime yükle. Hedef her zaman para, oyunu yönetenler şeytanın işbirlikçileri ve avukatları. Oyunu oynayanlar: kayıp etmenin verdiği hazla yeni oyunlara yönelen kontrolü bir kumandadan daha zor olmayan uyuşturulmuş beyinler.
Gerçekten mi özgürüz gerçekten ne istediğimizi biliyor muyuz. Yürü git işine. Sigara içiyorsun özgür iradenle mi yapıyorsun şaşarım. Yeni marka ürün çıktı hemen alalım, yeni bir elbise alalım hoşumuza gitti, modayı takip edelim onu alalım bunu alalım. Bir kişi çıkar sahneye öyle bir yeteneği vardır ki süpermene taş çıkartır yüzbinler onu izler. Birisi topu alır koşturur milyonlar onu izler. Hani afacanlar özgürdünüz, özgürdünüz nasıl oluyor da bir topa milyonlar kitleniyor?
Açında bakın en basiti youtube insanlar nasıl küfürler yağdırıyor. Çok önemsiz geliyor değil mi, konuştuğumuza bile değmez ama birisi tuttuğunuz takıma laf etsin görün ondan sonra curcunayı. Düşmanın yeni nesil en büyük kozu normal olmayanı zihinlere-beyinlere doğalmış olarak empoze etmektir. Adım adım, küçük adımlarla bunu uygulayın öyle bir zaman gelir ki vahim tablonun farkına varsanız bile sineye çekmek zorunda kalırsınız.
Özgürlük yeri gelir isyan edersin, yeri gelir saygı duyarsın, yeri gelir masaya vurursun, ama özgürlük ne küfür etmektir ne yalan söylemektir ne haram yemektir ne bencil olmaktır ne birbirimizi kırmaktır. Önce geldiğimiz yeri durduğumuz yeri özümüzü bilelim ki sonra gideceğimiz yeri tayin edebilmek için özgürleşmiş olalım.
Yaptıklarınızı ve söylediklerinizi bir değil tam 3 kere düşünün sonra yapın ki zararlı çıksanız bile riskleri minimuma indirgeyin.
Çok şey var yazılacak ne kadar doğru yazabildim bu saatte onuda bilmiyorum ancak inanın bana son zamanlarda olan olaylar bile aslında yaşanacakların bir habercisidir çünkü kıyamet insanlar ayakta iken kopmaz uyurken kopar. İnsanlar aslında uyanmaya da başladılar ancak neyle savaşmaları gerektiğini bilmiyorlar bunun için düşmanı yiyeceğimize birbirimizi yiyoruz, düşmanın ekmeğine yağ sürüyoruz.
gençliğin haline üzülüyorum
1
●394
- 12-02-2014, 06:33:02Her cümleyi okudum eline sağlık hocam.
Teferrruatlara takılmayı öğretmişler bize asıl olanı görmememiz için. Sağ demişler sol demişler Doğu demişler batı demişler "doğru" dosdoğru gitmeyelim diye. Neyse ben başlamayayım bitmez. Teşekkür ediyorum hocam.
iPhone 'den Tapatalk aracılığı ile gönderildi