Öncelikle bu yazıyı yazmamın nedeni bunların benim düşüncem olması ve başkalarının düşüncelerini de merak ediyor olmam. Yazının çoğunluğuna sorular hakim olacak çünkü amacım kendi düşüncelerimi size dayatmak değil sizin de düşünüp kendi düşüncelerinizin oluşması , ben hatalıysam beni uyarmanız , siz hatalıysanız kendi hatanızı fark etmeniz.

Not : Bu konuda kullanılan örnekler , çok hassas olması , hiç eleştiriyi kaldıramamamız ve ağırlıklı olarak (bence) bilinçsizce yaşamamızdan dolayı seçildi.

Öncelikle sen , kendimize ait fikirlerimiz/düşüncelerimiz olmadığını nerden çıkardın ki böyle bir soru soruyorsun ?

Çünkü bir çoğumuzun sadece aileden aldığımız temel bilgilerle kalıp araştırmadan , iyice öğrenmeden bazı şeyleri körü körüne bilinçsizce savunduğumuzu düşünüyorum. Mesela ülkece en hassas olduğumuz konular ” Atatürkçülük ve Müslümanlık ” bunlardan en önemlileri. Bir bakalım bunlar neymiş ? Ve nasıl olunuyormuş ? Bunlardan sonra başka şeylere de değineceğim.

Atatürkçülük ile başlayalım… Atatürkçülük , Atatürk’ün görüşlerini , inkılaplarını , siyasi görüşünü , ilkelerini doğru bulan ve savunan kişilere denir. Ülkemizin kurucusu önderimiz Atatürk’ün izinde tabi ki gideceğiz. Peki bizim yaptığımız gerçekten bu mu ? Çoğunluk sadece ailesinden , okuldan aldığı yüzeysel bilgiler ile Atatürkçüyüm diyor. Peki bize okulda veya ailemizde verilenler neler ? Savaşlar , Atatürk’ün ülkemizi kurtardığı ve yüzeysel olarak ilkeleri , başarı süreci…

Peki bunlar yeterli mi ? Bunlar sadece Atatürk’ü sevmek için nedenlerdir. Atatürkçüyüm diyebilmek için Atatürk’ü tamamen anlamak gerekir ve bu okuldan , ailemizden aldığımız bilgi ile olacak bir şey değildir. Atatürk arkasında çok güzel bir eser bıraktı. Düşüncelerini , yaşadığı zorlukları , kurtuluş sürecini içeren kitabı ” Nutuk “. Gerçekten Atatürkçüyüm demek için bunun okunması gerekiyor. Hem de bir ile de olmaz bir kaç kere iyice anlayana kadar. Her okuyuşta zaten farklı bir yönünü fark edeceksiniz. Atatürk’ü o zaman anlamaya başlayacaksınız.

Nutuk okumadan , Atatürk’ü anlamadan Atatürkçüyüm demenin sonuçları neler ? Sokakta Atatürkçü olduğunu iddia eden bir sürü faşist tip dolaşıyor. Aileleri , arkadaşları , çevreleri onlara belli bir kalıp sunmuş , kafalarına Atatürkçülük adı altında yerleştirmiş. Kendileri düşünüp , kendi istekleri ile olmadıkları için yalan yanlış bir sürü tip var. Ve kendileri düşünüp seçmedikleri için dışarıdan gelen hiç bir düşünceye , eleştiriye açık değiller en sert şekilde tepki veriyorlar. Çünkü çoğunlukla yanlış yaptıklarını gösteren kanıtlar sunuluyor. Kendi düşünceleri yok , kendilerine dayatılanlar var. Ve ne yazık ki bu tür kişiler yüzünden Atatürkçülüğün adı kirleniyor.

Diğer bir hassas olduğumuz konuysa ülkemizin %99′u olduğu iddia edilen Müslümanlık. Müslüman Allah’a inanan ve Kuran-Î Kerim’in Allah’ın gönderdiği doğru kitap olduğuna inanan kişilerdir. Peki öyle midir ? Sadece Allah’ın varlığına inanmak ve Kuran-Î Kerim’in doğru kitap olduğuna inanmak yeterli midir ? Bir çok din tek tanrılıdır. Kitaplar ve içinde yazanlar değişir. Yani bir dine bağlı olabilmek için onun emirlerini kitabını okumanız gerekiyor. Peki bu bahsedilen %99′luk dilimin ne kadarı Kuran-î Kerimi ” Türkçe ” okumuş ?

‘ İlla Türkçemi okumak gerekiyor ? Kurân-î Kerim Arapça indirilmiş. Sen Allah’în diline karşımı geliyorsun ? ‘ Bunu daha önce söylediler bana , öncelikle Arapça Allah’ın dili değildir. Kurân-î Kerim’in Arapça olmasının nedeni indirildiği bölgenin konuştuğu dilin Arapça olmasıdır. Başka bir bölgeye inseydi , başka bir dilde olacaktı. Ve Arapların kutsal ırk olduğuna inananlar var. İslamiyete göre Hristiyan veya Yahudi bunlarda Müslümandır. Peki Allah bu kitaplarını her zaman günahın en fazla olduğu , o dönem ki en cahil , en rezil durumda ki topluluklara düzelsinler diye göndermemiş midir ? Bu durumda Araplar kutsal mı oluyor , yoksa o dönemin en kötü durumdaki topluluğu mu oluyor ?

Arapça konusuna geri dönersek bir farklı eleştiride ‘ Ya Arapça kulağa çok hoş geliyor. İnsanın daha fazla dinleyişi geliyor ‘ Öncelikle Kurân-î Kerim şiir kitabı değil bilgi kitabı kulağına güzel gelmesi gerekmiyor. Duyduğunu , okuduğunu anlaman gerekiyor. Peki sen Arapça okudun ( eğer Arapça bilmiyorsan ) ve okuduğunu anlamadın. Yani Allah’ın emirlerini , günahlarını , sevaplarının ne olduğunu bilmiyorsun. Peki nasıl uygulayacaksın ? Sadece etrafımızdan duyduğumuz kurallara uygun yaşamaya çalışıyoruz. Benim düşüncem o %99′un büyük bir çoğunluğu bu durumdadır ve onların bu cahilliğinden dolayı Müslümanlık yanlış tanıtılıyor.

Dikkatimi çeken bir kaç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Ne yazık ki bizde günah sıralaması vardır. Bu daha günah bu daha az gibi. Ama ben diğer tarafta puanlama sistemi olduğunu sanmıyorum , ya siz ? Örnek olarak bir restaurantta karşılaşabileceğiniz bir şey. Biri bir yemeği sorar , garson domuz eti olduğunu söyler , o kişi ” Aaa günah.. ” der ve yemez ama garson ” Şarap ister misiniz ? ” dediğinde hemen ister. Şarap günah değil miydi ? Domuzu günah diye yemiyorken , şarabı niye içiyorsun ? Belli standartlar kafamıza yerleştirilmiş ve inandığımzı söylediğimiz dinin kitabını okumadığımız için yanlış yaşıyoruz. Olduğu gibi değil bize öğretilene yanlış doğru bakmadan inanıyoruz.

Bu kalıplaşmaya bir örnek daha var aslında. Ramazan ayında her akşam teravih namazına gidip 20 – 30 rekat namaz kılıyoruz. Peki normal vakitte namaz kılıyor muyuz ? Normal 5 vakit kılınan namaz farz iken teravih değildir. Peki farz yerine bunu kılmamız ne kadar doğru ? 5 vakit namazı kılan teravihi kılmasın demiyorum. Teravihi kılanlar 30x(30/20) = 900/600 rekatı farz olmayan bir namazda kılacaklarına farzda kılsalar daha iyi olmaz mı ? Eğer sünnet ve vacipleri saymazsak günde 17 rekat farz namaz kılıyoruz. Sadece ramazanda namaz kılanlar günlük sadece farzlarını kılsalar 52/35 gün farz kılmış olacaklar. Bence bu yerine Ramazanda kılınan namazın kalıplaşmış olması garip.

Dediğim gibi bu konuları seçmemdeki amaç toplumca en hassas olduğumuz konular olması. Ama bu okumadan öğrenmeden olduğunu iddia etmek sadece dini veya siyasi görüşte değil her türlü olayda geçerli. Eğer torpille geçmiş , tıp kitabının kapağını açmamış biri doktor olursa çok her hasta ölür , mühendisliği tam öğrenmemiş araştırmamış biri yol yaparsa o yol çöker , bilgisayar yaparsa bozulur. Bir çok şeyde böyle olur.

Ve en önemlisi de böyle başkalarından duyduklarımızla hayatımıza devam edersek kendimize ait düşüncelerimiz olmaz. Düşünemeyiz , bize öğretilen yanlışsa bunu doğruya çeviremeyiz. İnsanlar genelde bir konuşmada sinirleniyorsa o konuda fazla bilgisi olmadığı savunamayacağı ve sizin söyledikleriniz mantıklı gelip fikirlerinin değişeceğinden korktukları içindir.

Bunların yaşanmaması için kendimize ait fikirlerimiz ve bu fikirleri destekleyen bilgimiz ilimiz olmalıdır. Yoksa bizi hep başkaları yönetir. Kukla oluruz ve eninde sonunda Dünya kurtarılamayacak bir hale gelir.

Lütfen en ayıp şeyden , en genel şeye , en hassastan , en umursanmayanına her düşüncenizi sorgulayın…

- Uğur Demir

Kaynak: http://demirugur.wordpress.com/2013/...celerimiz-yok/