Bazen mantık tıkanır acaba amaçta bu mu diye..
Neyse, gelelim cevaba..
"Allah'ın gücü" ve "yaratmak" kavramları birlikte sunulmuş iki sıfatın yarışına girişilmiştir. Kendi gibi sonsuz bir gücü yaratmaktan bahsedersek; güçsüz, yaratamayacağını ifade edersek; yaratıcılık sıfatı zedelenen bir tanrıdan bahsetmiş oluruz. Buna göre soru, bir cevap almaktan çok zihin bulandırmaya yönelik bir oyundur. (tabii konuyu açan üyeye değil sözüm ama böyle tür sorular genelde bu şekilde algı oluşturur) Bu soru mantıksızdır çünkü yaratılması düşünülen varlığın şu anda mevcut olmadığı kabul edilmektedir. Hayal edilen varlığın yaratılması, Allah'tan beklenmekte, böylece Allah'ın yaratıcı olduğu, o hayali varlığın ise yaratılan olacağı kabul edilmektedir. O hayali varlığın yaratılması, Allah'tan istendiği gibi, onun büyüklüğü, gücü, dirayet ve azameti de Allah'tan istenmektedir.
Kısaca Allah'ın nihayetsiz büyük, yegâne yaratıcı, ezeli ve ebedi mutlak kâdir olduğu, sonradan yaratılan varlığın ise yaratılmaya muhtaç, aciz, zelil, miskin olduğu sonucu çıktığı hâlde, tam tersine o hayali varlığın Allah tarafından kaldırılıp kaldırılamayacağı sorulmaktadır. Soruyla yapılmak istenen kıyas, çelişkili hükümlere dayandırılmıştır.
Mesela "Sonsuzdan daha büyük bir sayı yazılabilir mi?" sorusu, böyle çelişkili bir varsayıma dayanır. Bu sebeple hiçbir ilmî değere sahip değildir. Çünkü sonsuzdan büyük bir sayı olamaz ki, böyle bir soru sorulabilsin.
Farz edelim ki, siz dünyada en usta elektrik lambası üreten bir mühendissiniz. Bu hususta en gelişmiş ve mücehhez fabrikaların da sahibisiniz. Size "Madem bu alanın en usta mühendisisiniz ve en gelişmiş fabrikalar da elinizdedir, o halde bize öyle bir ampul üretin ki aynı anda hem yansın, ışık versin, hem de sönük ve karanlık olsun" deseler, bunu yapabilir misiniz? Böyle bir öneriye vereceğiniz cevap, hiç şüphesiz "hayır" olacaktır. Ama bu sizin acizliğiniz, güçsüzlüğünüzden dolayı değil, esasen böyle bir şeyin imkânsızlığından dolayıdır. Zira aynı anda hem aydın, hem de karanlık olan bir nesnenin varlığını tasavvur etmek mümkün değildir.
Veya dünyanın en güçlü insanını düşünün ki, eline aldığı bir ağırlığı metrelerce uzağa fırlatabiliyor. Aynı adamın eline bir kuş tüyünü verin ve "Madem bu kadar güçlüsünüz, o halde şu kuş tüyünü de o taşı fırlattığınız yere fırlatın" derseniz, bunu yapabilir mi? Elbette ki hayır. Ama bu, onun aciz veya güçsüz olduğundan değil, kuş tüyündeki fırlatılma kabiliyetsizliğindendir.