• 13-04-2013, 15:17:21
    #28
    occili adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hemen cevabı yapıştırmışsınız aklına takılmış olamaz mı kardeşim?Birşeyleri sorgulamak için illa bize yararı veya zararına mı bakmalıyız veya neden mi bulmamız gerek?Dünya böyle yürürse insanların koyunlardan farkı kalmaz koy önüne bilgiyi alsın.Kendi üretmesin.Bu düşünce ile her zaman kendinize bir lider benimsersiniz.Bazen sorgulamak gerekir.
    Bunun cevabını alabileceği onlarca kaynak var zaten. Uyumamışlar gece gündüz okumuş ilim sahibi olmuş kişiler binlerce yorumlarda bulunmuşlar "koyun" olmasınlar diye... İnsanlar biraz araştırmacı ruh ile hareket etse o bahsettiğiniz "koyunluk" tan çıkar üretici olur. Sizin gibi düşünenlere birde çoban gerekebilir haklısın. Çünkü her zaman bir bilgiye ulaşmak için birilerinin eline bakarsınız değil mi? Konuya yorum yapan arkadaşın biride o sitelerden/kaynaklardan güzel ve çok güzel bir noktayı alıp paylaşmış zaten. Bunu o yapabiliyorsa başkaları da yapabilsin bir zahmet.

    + Merak edilen şeylerinde mantık çerçevesinde değerlendirilmesi söz konusu. Madem ki yorumum dikkate alınmayacak (ki ben yorumumu konu sahibi için yapıyorum sizin için değil) bunu siz değil konu sahibi söyleyebilir (ki oda söyleyemez buraya konu açıyorsa tüm yorumlara açıktır, kural ihlali yaparsam yöneticiler gereğini yapar). Onun adına konu avukatlığı yapmana gerek yok. Yada beni eleştireceksen kendi adına eleştir. "Adam belki merak et...." etmedi kardeşim? Sana ne? Belki merak etmiyor. Belki öylesine sormak istedi. Gerçi bizim ülkemizde rozetsiz avukat çok alışkınım bu manzaralara
  • 13-04-2013, 18:44:22
    #29
    Üyeliği durduruldu
    Yanlış anlamayın ama çok sorgulamak insanı dinden çıkartmaya kadar götürebilir. Siz bu konuları fazla kurcalamayın . Sonuçta aciz bir varlığız . Düşünmemizde ona göre.
  • 13-04-2013, 19:41:32
    #30
    kendine böyle sorular sormaya devam et doğru yolu bulacaksın
  • 13-04-2013, 21:55:09
    #31
    Konuyu açan arkadaşın "acaba?" diyerek sorduğu soru, aslında bir soru bile sayılmayabilir. Neden mi?
    Alıntı: “bir delilden meydana gelmeyen ihtimalin hiçbir ehemmiyeti yoktur” kaidesi, fıkıh usulü ve din usulü ilminin sabit ve değişmez bir kuralıdır.

    Yani sorunun mantıkî hiçbir dayanağı olmadığı için ehemmiyeti yok Kafa yormaya değmez de denilebilr.
  • 13-04-2013, 21:56:01
    #32
    Sizce yaratılan birşeyin sonsuz gücü olabilir mi ?
  • 13-04-2013, 23:19:11
    #33
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Arkadaşa onlarca satır uzun uzun cevaplar vermişssiniz ancak cevabı basit arkadaşlar,
    Bu dünya da aklımızın alamıyacağı durumlar vardır , tıp kı Hep var olduğu gibi. Düşünsenize hep vardı yani hep ancak başı yok sonu yok , bunu aklımız alacak düzeyde değil , bu soruda aynı. Ha dine inandın mı zaten bu tarz sorular için ıspat gereği duymuyorsun , çünkü o dini kabul etmişsindir ve din ne diyor ise ona inanmışsınıdır. Bu sorunun cevabı biraz da iman meselesi aslında. Sanırım biraz dağıldı cevabım ama toparlıyayım , bu sorunun cevabını anlıyacak seviyede değil aklımız , inanan insanlar Allah'a canı gönülden inandıkları için bu tarz soruları sorgulamazlar direk inanırlar.(Lütfen cevabım yanlıs anlasılmasın size inanmıyorsunuz demiyorum sadece hani bu sorunun inanç ile çözüldüğünü anlatıyorum)
    iyi forumlar
  • 13-04-2013, 23:25:25
    #34
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben 35 yaşındayım ve ben kendimi bildim bileli bu soruyu ateistler pişirip pişirip sorarlar, sanada biri sormuştur.
    Sana özetle şunu söyleyeyim.
    Her soru gibi görülen cümle soru anlamı taşımaz. Eğer bir mantığı yoksa o soru cümlesi soru degildir. Bu tarz sorular kendi kendini çürütür.
    Senin soru gibi görünen cümle aslında bir soru falan degildir.
    Örnegin:
    Allah(CC) Sonsuzluk büyüklüktedir.

    Sonsuzluk matematiksel bir kavram gibi kabül edilirse, Sana bu soruyu soranlar diyor ki: Peki Sonsuz +1 diye bir kavram olabilir.

    Sen bu kitabı al oku
    "Şeytanın Düdükleri"
    Oha for radmin foruma mesaj yazmış
  • 13-04-2013, 23:30:49
    #35
    Üyeliği durduruldu
    Bu konuları kendi mantığımızla hareketle veremeyiz. Anlaşılması imkansız bir durumdur bence.
  • 14-04-2013, 02:20:02
    #36
    Bazen mantık tıkanır acaba amaçta bu mu diye..

    Neyse, gelelim cevaba..

    "Allah'ın gücü" ve "yaratmak" kavramları birlikte sunulmuş iki sıfatın yarışına girişilmiştir. Kendi gibi sonsuz bir gücü yaratmaktan bahsedersek; güçsüz, yaratamayacağını ifade edersek; yaratıcılık sıfatı zedelenen bir tanrıdan bahsetmiş oluruz. Buna göre soru, bir cevap almaktan çok zihin bulandırmaya yönelik bir oyundur. (tabii konuyu açan üyeye değil sözüm ama böyle tür sorular genelde bu şekilde algı oluşturur) Bu soru mantıksızdır çünkü yaratılması düşünülen varlığın şu anda mevcut olmadığı kabul edilmektedir. Hayal edilen varlığın yaratılması, Allah'tan beklenmekte, böylece Allah'ın yaratıcı olduğu, o hayali varlığın ise yaratılan olacağı kabul edilmektedir. O hayali varlığın yaratılması, Allah'tan istendiği gibi, onun büyüklüğü, gücü, dirayet ve azameti de Allah'tan istenmektedir.

    Kısaca Allah'ın nihayetsiz büyük, yegâne yaratıcı, ezeli ve ebedi mutlak kâdir olduğu, sonradan yaratılan varlığın ise yaratılmaya muhtaç, aciz, zelil, miskin olduğu sonucu çıktığı hâlde, tam tersine o hayali varlığın Allah tarafından kaldırılıp kaldırılamayacağı sorulmaktadır. Soruyla yapılmak istenen kıyas, çelişkili hükümlere dayandırılmıştır.

    Mesela "Sonsuzdan daha büyük bir sayı yazılabilir mi?" sorusu, böyle çelişkili bir varsayıma dayanır. Bu sebeple hiçbir ilmî değere sahip değildir. Çünkü sonsuzdan büyük bir sayı olamaz ki, böyle bir soru sorulabilsin.

    Farz edelim ki, siz dünyada en usta elektrik lambası üreten bir mühendissiniz. Bu hususta en gelişmiş ve mücehhez fabrikaların da sahibisiniz. Size "Madem bu alanın en usta mühendisisiniz ve en gelişmiş fabrikalar da elinizdedir, o halde bize öyle bir ampul üretin ki aynı anda hem yansın, ışık versin, hem de sönük ve karanlık olsun" deseler, bunu yapabilir misiniz? Böyle bir öneriye vereceğiniz cevap, hiç şüphesiz "hayır" olacaktır. Ama bu sizin acizliğiniz, güçsüzlüğünüzden dolayı değil, esasen böyle bir şeyin imkânsızlığından dolayıdır. Zira aynı anda hem aydın, hem de karanlık olan bir nesnenin varlığını tasavvur etmek mümkün değildir.

    Veya dünyanın en güçlü insanını düşünün ki, eline aldığı bir ağırlığı metrelerce uzağa fırlatabiliyor. Aynı adamın eline bir kuş tüyünü verin ve "Madem bu kadar güçlüsünüz, o halde şu kuş tüyünü de o taşı fırlattığınız yere fırlatın" derseniz, bunu yapabilir mi? Elbette ki hayır. Ama bu, onun aciz veya güçsüz olduğundan değil, kuş tüyündeki fırlatılma kabiliyetsizliğindendir.