Amerika Hikayesi Reloaded
Vogueman Diyor ki: Anlat Fatih'cim....
Fatih:
Amerika’ya gelis hikayesi tam da vogueman’in anlattigi gibidir. Vize islemleri olsun, veznedarla muhabbet olsun, havaalani islemleri olsun her seferinde “aaa aynisi oldu ***” dedirtmistir. Ama burasi macera dolu Amerika’dir. Biraz da burda yasanilabilecek tuhafliklardan bahsetmek gerekir.
Ucaktan inersin, taa ebeseninin horekesinden tanidigin akraban karsilar seni, arkadaslarinla kalacagin ev hazirdir ama yemek yiyelim diye zorla kendi evine goturur. Havaalanin cikisindaki otobus duraginda farkedersin Turkiye’de olmadigini, kizlarda oturup kalkma adabi ve camasir pek olmadigindan ufak bir sok gecirir ve icinden dersin ki: “sana yenilmeyeyim de kime yenileyim be amerika”. Akrabanin oturdugu apartmandasindir, gelen gecen herkes selam verir. Vay be ne sicak insanlari varmis dersin. Buraya kadar anlattiklarimin cogu, amerika macerasina baslayan herkesin basindan gecmesi muhtemel olaylardir. Bundan sonra anlatacaklarim ise benim sadece ilk 2 gunde yasadigim maceralardir.
Amerikada benim gibi dil kursuna gelenler, gezmek icin cokca vakit ayirabilir. Ben de ilk bos zamanimda Turkiye’de yedigim kaziklarin acisini cikarmak ve arkadaslarimin isteklerinin ne kadara patlayabilecegini ogrenmek icin fashion center isimli bir alisveris merkezine gittim. Her ne kadar Turkiye' de belli bi seviyede ingilizce ogrenmis olsam da burada ilk gunlerimde insanlari anlamakta cok sikinti cektigimden bir magazanin onunden gecerken once magazanin icinde dolasan eleman var mi diye bakiyordum. Eger yoksa caktirmadan iceri girip kimseyle muhattap olamadan fiyatlara bakip cikiyordum. Ve beklenen an gelmisti, en ust kattaydim, gittigidiyor kullanicilari sayesinde cok saglam paralar odedigim Abercrombie’nin magazasi tam karsimdaydi. Yine goz ucuyla iceri baktim, isiklar hafif kisik, icerisi bombostu, tam aradigim firsatti bu. Iceriye kendimden emin adimlarla girdim bir t-shirt u elime aldim ve o anda hayatim boyunca duydugum en kalin ses `whats going on` dedi. Ilahi bir gucun tercumanligi bu sozun benim beynimde `siktirgit *** burdan gormuyo musun is yapiyoruz` olarak algilanmasini sagladi. Cunku 2 metre boyundaki bir zenci arkamda t-shirt katliyordu. Bir pic gibi hic bir sey soyleyemeden gotume baka baka geri ciktim. Artik hevesim kalmamisti, en alt kata indim, havaalaninda problem olabilir diye yanima cakmak almadigimdan, bir yandan acaba cakmak satan bir yer var mi diye etrafa bakiyor bir yandan da cakmagin ingilizcesini dusunuyordum. Zippo cakmaklar satan bir stand gordum, zippo deriz anlar essek degil ya diyerek yanina gittim. Zippolara bakacagim dedim ve bi tanesini begenip, bunu alacagim dedim. Geldigimden beri ilk defa memur olmayan biriyle konusuyordum. Acildikca acildim, gaz bitince napicaz adamim habire sana mi gelcez koy posete bi sise gaz dedim. Satislar artinca kani isinmis olacak ki where are you from dedi. Turkey dedim. Turksun? dedi. yes dedim. Bi sacmalik oldugunu henuz anlayamamisken turkce konusmaya basladigimizi farkettim. Ufak bir tanismadan sonra her turk gibi bi sikintin olursa gel dedi. gitmedim. Eve geldigimde artik bir cakmagim vardi, evde yangin dedektoru oldugundan ve arkadaslarim rahatsiz olduklarindan sigara icmeye genelde evin onune cikarim, o gece de uyku tutmadigi icin yine sigara icmeye disari ciktim.
Disarisi karanlikti, sigarami yakarken bi ses duydum, arkadaslarim burada cok sincap oldugundan bahsederlerdi, sincaptir diye pek orali olmadim. 10 metre uzagimdaki sokak lambasi yansin diye altina dogru yurudum, isik yandiginda sanirim hayatimdaki en anlamli `anani s,kim o ne?!!’ lafini soyleyerek kaciyordum. Karsimda geyik vardi, ikimiz de birbirimizden kaciyorduk. Kosarak eve girdim, ‘sokak kopegi olur eyvallah kedisi de olur da geyigi olur mu be abi` seklinde soylendim biraz. O arada uyumusum, kalktigimda sabah olmustu ve deli gibi kasiniyordum, koluma ve bacaklarima baktigimda kocaman kipkirmizi sinek isiriklari gordum, bu ne *** amerikaya geldik sivrisinek isiriyor die soylendim biraz, sonradan ogrendim ki isiranlar sivrisinekler degil buranin en buyuk problemlerinden biri olan tahta kurulariymis, bunu duyunca biraz rahatladim ve bacagimin fotograflarini cekip hemen facebooka yukledim. Tahta Kurusu isiriklarini tagleyerek biraz artislik yaptim.
Acik konusmak gerekirse su an onlara yuz verdigim icin cok pismanim, cunku kulagimin arkasinda kalan son yeri de az once isirdilar.
Buraya imkani olan herkesin gelmesini tavsiye ederek ve burda macera bitmez diyerek sozu vogueman a birakiyorum.
Vogueman:
Karşındaki adamın ne söylediğini anlamadan her boka yes yes die cevap verme aşamasına daha gelmemişsin.İlk zamanlar ben de herkesten kaçar, sakın bana bişey sormasınlar diye düşünürdüm.Bi sonraki aşamada ise herşeye yes yes diyip gülmeye başladım.
*-) Yeni gelmişim bir meksika yemeği yiyeyim dedim.Taco Bell diye bi dürümcü var.Adana urfa gibi olmasa da kıyma soğan falan koyuyorlar.Kasadaki zenci karıya menünün numarasını söyledim, sonra bana birşeyler sormaya başladı.Sorsa sorsa ne sorcak *** dedim içimden, “kola mı içersin abi veya patates de yer misin” gibi sorular soruyor sandım.Yes yes dedim geçtim.Dürümden ilk ısırığı aldıktan sonra anladım ki karı bana acı olsun mu die sormuş, ben yes diyince daha da acı olsun mu demiş, ben yine yes yes die cvp verince o zaman sana anasının .mi gibi acı koyım de gör ebeninkini dediğini anladım.O dürümden sonra basur oldum.
*-) Bir gece evde demlenirken dışarda deli gibi yağmur başladı. Şimşeklerin seslerini duyduğum an kapı çaldı.Tipik Türk modeli askılı atletim ve paçalı donumla kapıyı açtım.Yan dairede oturan zenci komşum bana dışarıyı göstererek bişeyler söyledi.”Komşu ne yağıyor mübarek” dediğini düşündüm.Yes yes dedim kapattım kapıyı.Sabah kalktıgımda ise arabanın üstünü açık unuttugumu farkettim.6 kova su boşalttım.
Bi sonraki aşama ise Türk mantığıyla düşünmeye devam etmek.
*-) İlk kez arabayla gişelerden geçtiğim zamanı dün gibi hatırlarım.Gişelere 1 mil kala elimi cebime attım baktım bir 10 dolar var.Gişedeki dayı bozar nasıl olsa dedim.Gişeye gelmemle birlikte orda dayı yerine büyük bir kova oldugunu gördum.Bozuk parayı atıyorsun kovadan iceri yeşil ışık yanıyor, geçiyorsun.Arabada kuruş bozuk para yok, *** kagıt para atsam mı diye düşündüm sonra ne malca bir fikir olduguna kanaat ettim.Bari arkadaki arabadan rica edeyim belki bozuğu vardır dedim.Arabadan indim arkadaki araca yürüdüm.Şefim bir 10 dolar bozabilir misin dedim? Lavuk beni görünce camı kapattı, polisi aradı.Gişelerden kaçak geçtim.
*-) İlk kez bara gittiğimde biraz ağıra keseyim dedim.Aldım biramı oturdum tabureye.Bir karı geldi yanıma, belli ki yollu.O an zaten bana ne söylese anlamayacagım bari ben İtalyan' ım diyip maça 1-0 önde başlayayım dedim.(Burdakiler italyanlara hasta) Hi dedi, Hi dedim ve sustum.Sen mal mısın gibisinden baktı bana.Sonra ben “ı am turist turist” dedim.Ohh where u from dedi? Italy dedim. Karı benle italyanca konuşmaya başladı. Dur ben bir su döküp geliyorum dedim, kıçıma topuklarımı vura vura kaçtım.(Keşke ferrari, lamborcini, pizza falan diyip sarhoşa kesseydim)
Devam edecek....
Amerika Hikayesi Reloaded
1
●202