Remzi, bizim sanayide küçük bir atölyesi olan ama altında son model elektrikli araçla gezen, her ay Maldivlere giden bir tip. Geçen gün dayanamadım, yanına çöktüm. "Remzi," dedim, "Senin dükkânda üretim durmuş, işçiler kağıt oynuyor ama sen para içinde yüzüyorsun. Nedir bu işin sırrı?"
Remzi nargilesinden bir nefes çekip bıyık altından güldü. "Bak kardeşim," dedi, "Ben artık mal üretmiyorum. Ben sadece iade topluyorum."
Anlamadım tabii. Nasıl yani? Remzi anlatmaya başladı: "Şimdi ben internetten piyasa değeri 10.000 TL olan son teknoloji ürünleri buluyorum. Bunları 12.000 TL kredi kartı borcuna girip alıyorum. Sonra bu ürünleri hiç açmadan, 'beğenmedim' diyerek iade ediyorum."
"Eee?" dedim, "Eline geçen yine 12.000 TL. Nerede bunun kârı? Üstelik kredi kartı faizi biniyor!"
Remzi gözlerini parlatarak masaya eğildi: "İşte o noktada devreye 'Zaman Kayması' giriyor evlat! Ben ürünü iade ettiğimde para karta 14 gün sonra yatıyor. Ama ben o sırada bankanın bana iade gelene kadar tanıdığı 'bekleyen provizyon' limitini kullanıp, o parayı kripto para piyasasında 'kaldıraçlı' işleme sokuyorum. İade parası bankaya ulaştığında, ben çoktan o parayı 3'e katlamış oluyorum!"
Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. "Peki ya kaybedersen?" dedim.
Remzi kahkahayı bastı: "Kaybedersem daha büyük bir ürün alıyorum! 50.000 TL'lik televizyon alıp iade ediyorum. İade süreci uzasın diye yanlış adrese gönderiyorum, kargo şubede bekliyor, o sırada sistemde para hâlâ benim limitimde görünüyor. Banka parayı ararken ben o parayla başka bankadan kredi çekip ilk bankanın borcunu kapatıyorum. Şu an piyasaya 5 Milyon TL borcum var ama bankalar beni batırmıyor!"
"Neden?" diye sordum titreyen bir sesle.
Remzi arkasına yaslandı: "Çünkü eğer batarsam, bankanın o ayki 'iade operasyon hacmi' çöker. Ben artık bir müşteri değil, bankanın 'borç ortağıyım'. Borcum o kadar büyük ki, beni yaşatmak zorundalar. Geçen gün banka müdürü aradı, 'Remzi Bey, lütfen biraz daha borçlanın, bilançomuzda hareket lazım' dedi."
Arkadaşlar, adam resmen borçla zenginlik yaratan bir simülasyon kurmuş. Hiçbir şey üretmiyor, sadece iade faturası keserek devasa bir imparatorluk yönetiyor. Borcu arttıkça itibarı artıyor!
Şimdi soruyorum size; biz mi yanlış yapıyoruz yoksa dünya mı delirdi? Borç yiğidin kamçısı mı yoksa Remzi'nin yakıtı mı?
Soranlar için Remzi dayı;
