Yoruldum Hayattan
6
●246
- 28-09-2022, 09:46:39Hocam hepimizin durumu aynı. İş, ev, ev, iş arasında geçiyor ömrümüz. Sıfır kalite. Geçen sene bu dönemlerde birkaç kere intihar etmeye kalkıştım, sonra çözümü psikolog desteği almakta buldum. İyi ki yapmışım. Şimdi de çok kaliteli bir hayatım olduğu söylenemez ama biraz daha motive olmuş hissediyorum kendimi.
NOT: Bunları yazmadan önce bilgisayarın başına resmen ayaklarımı sürüye sürüye geldim, enerji de sıfır
- 28-09-2022, 09:55:46Sabahları yataktan kalkmak için önemli bir sebebin yok ise veya günlük uğraşını sevmiyorsan yorgun hissedersin. Senin gibi bir çok kişi var yalnız değilsin. Bu konuda yaşama sebeplerine bağlanmak çok önemli. Enflasyon az iken zengin miydin de şimdi fakir oldun. Olsa olsa bizler gibi eskiden orta halli iken şimdilerde fakirimsi bir duruma düşmüşsündür. Biz de yaşıyoruz aynısını. Bi de fasfakirler var onlar dibe vurdukları ve dibe alıştıkları için bizler kadar dert etmiyorlar. Alışma süreci geçince sen de bu duruma adapte olursun.
Son olarak, dinlen ve yoluna devam et kardeşim. Her zaman ve her şart altında en doğru ve ahlaki seçeneği seçmek hedefimiz olsun. - 28-09-2022, 09:55:50Hepimizin durumu aynı hocam sızlanacak bir durum yok. Kalkıp çalışamaya devam edeceksin ne yapalım enflasyon var diye 2. bir Atatürk'ün gelip ülkeyi düzeltmesini mi bekleyelim ? Hiç bir şey yapmadan daha da sıkıcı olur hayat bilginiz olsun
- 28-09-2022, 09:58:56Sabah iş, akşam ev her gün aynı, 23 yaşında gencim bir tane bile aktivitem yok. Kendimi mutlu edebilecek hiç bir şey yapamıyorum. Bide üstüne üstük her şey üst üste geliyor, borç gırtlakta kolumu oynatamıyorum, adamın teki evler pahalandı diye zorla evden çıkarır, araba bozulur, sadece üst kapak rektifiyesi için 20K veririz, abimiz evlenir 100 bilik oluruz, piyasa kötü işer durgun, Kahrolsun bağzı şeyler.
- 28-09-2022, 10:38:22Mutluluk mu istiyorsunuz?
Gerçekten istiyorsanız size çok önemli bir yol söyleyeceğim.
Bu yol ciddi anlamda hayatınızın tam orta yerinde yer alırsa, mutlu olmamanız için hiç bir sebep olmayacaktır. Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak.
Mutluluğu Arayanlara 3 Büyük Mutluluk Kuralı
KURAL 1: Sosyal medya ile zaman öldürme, ilişkini büyük oranda kes!
Sebep?
Örnek 1 - Siz günün 6 saati gözünüzün önünde Masterchef'teki gibi sürekli lezzetli yemeklerin yendiği bir programı izleseniz ne olur? Henüz daha yeni yemek yemiş olsanız da karnınız hafiften acıkır, acıkmasa bile o yenileni canınız çeker. Bu benim değil, bilimsel olarak tespit edilmiş bir sonuçtur.
Örnek 2 - Bir de tam tersi versiyonunu düşünelim, 6 saat boyunca dertlerin anlatıldığı ve insanların birbirine kendi derdini kustuğu bir ortamda bulunsanız ne olur? 6 saat sonunda o ortamdan çıktığınız zaman kendinizi inanılmaz basık, depresif ve daralmış hissedersiniz.
Bu 2 örneğin ışığında siz tüm ibreyi bir kendinize çevirip bir bakın;
aynı yemek yiyenleri izleyip canınızın çekmesi gibi; bir başkasının mutluluğunu sürekli izlemek, canınızı inanılmaz derecede çektirecektir. 1-2 kez izlemekten bahsetmiyorum. Artık hayatınızda önemli bir yeri olmuş bir alışkanlıktan bahsediyorum. İnsanlar sürekli olarak oraya mutluluklarını, nasıl para kazandıklarını, neler yediklerini, nasıl rahat yaşam sürdüklerini ya da bunları nasıl yapabileceğini(ki çoğu hayal satmadır) gösterirler. Sizin ruhunuz bir zaman sonra bu güzellikleri ister, ancak size çaktırmaz. Ancak hergün hergün istedikçe bunları içten içe, bu size zarar vermeye başlar.
Diğer örneği ele alalım, sosyal medyada sadece kötü haberlerden bahsetmiyorum, ekonomik olarak sürekli kötümser yaklaşımlardan(bu doğru olsa bile), sürekli geçmiş ile ekonomik kıyaslardan, insanların hayatlarının ne kadar kötü gittiğinden bahsedilen de bir mecra aslında sosyal medya. Sokak röportajları vs. Bunlar da zamanla ruhunuzu daraltır.
Bunlar işin psikolojik yanıydı, gelin bir de fizyolojik boyutuna bakalım;
Sosyal medyadaki her yeni gönderi, sizi gülümseten her yeni içerik, beyninizde doğal olmayan bir Dopamin salgısını uyarır. Dopamin ise keyifli hissettiğinizde salgılanan bir salgıdır. Siz her yeni ve keşif odaklı, meraklı yaklaşımlarla parmağınızı yukarı kaydırdıkça, beyninizde inanılmaz büyük bir Dopamin salgısı devam eder gün boyu. E bu iyi birşey değil mi? Kesinlikle hayır. Bu kadar yoğun Dopaminden sonra kendi hayatınıza geri döndüğünüzde beyniniz ciddi anlamda ''Error'' vermeye başlar. Bu 1 gün 2 gün derken sürekli böyle olduğunu düşünün? Büyük dopamin salgısından sonra kendi mücadele etmeniz gereken hayata döndüğünüzdeki haliniz nasıl normal devam etsin? Yani fizyolojik olarak da sosyal medyayı hayatınızdan çıkarmanız gerekmekte büyük oranda.
KURAL 2: Dışarı çık. Konfor alanını terket. İlk başlarda zor gelecek. Ancak mücadele ruhun artacak.
Sebep?
Herkesin kendine kurduğu bir konfor alanı vardır. Kimisinin bu alan evidir. Kimisinin her gün gittiği bir kafedir. Kimisinin televizyon karşısında oturduğu andır. Ancak bu hayatta herkesin bir konfor alanı vardır. Konfor alanında çok fazla vakit geçirdikçe, hayata adapte olmak inanılmaz derecede zorlaşacaktır.
Örnek 1 - Kış günü yatağınızdasınız. Yatak içi inanılmaz sıcak. Sabah kalkıp işe gitmeniz gerekiyor. Seçim size bırakılsa o yataktan kalkmak ister misiniz? Tabiki istemezsiniz. İşte ilk başlarda böyle hissedebilirsiniz kendinizi. Ancak amacınız mücadele ruhunuzu arttırmak olacağından, sizi zorlayan her aktivitenin her psikolojik engelin arkasına bir ödül koyduğunuda iş daha basit olacaktır. Örneğin 1 saat tempolu yürüyüp zayıfladığınızı ve fitleştiğinizi düşünürkenki hem psikolojik hem fiziksel ödül gibi.
Örnek 2 - Sağlığınız için en sevmediğiniz yemeyi yemekten zevk almazsınız, ancak yemek zorundasınızdır. Bir nevi her gün yemekten haz aldığınız o yemek konforunuzdan fedakarlık edersiniz. İlkten zor gelir. Sonrasında bunun sağladığı yararlar ile keyif almaya başlarsınız. Bir bakmışsınız, o eski insana el sallıyorsunuz ve ben daha iyiyim! diyorsunuz, neden olmasın =)
KURAL 3: İyilik Yap.
İnsan genelde aynaya her baktığında, hele ki mutsuz ise, sen bunu haketmedin; sen bu hallere düşecek adam mıydın, seni bu hale sokanlar utansın gibi kelimeler eder içten içe. Şunu bilin ki bir davranış, çoğu insanda çok benzer ise, o davranış ortak elden çıkıyor demektir. Yani depresif ruh, herkesi aynı ortak zemine çeker çoğu zaman. O yüzden size üzücü ancak gerçek bir cümlem var;
sizin nasıl olduğunuzu cümleler değil, sizin davranışlarınız belirlesin. Çıkın dışarı, cebinizdeki 10TL nin 5TL sini çok ihtiyacı olan birisine verdiğinizi hissedin. Tüm hücrelerinizin bu paylaşımınızdan gelen ulvi hazzı hissetmesine izin verin. Sadece maddi olarak da değil, aramadığınız kişileri aramaya başlayın. Hallerini hatırlarını sorun. Onlar bunu haketmiyor ki dediğinizi duyar gibiyim. Önemli olan onların neyi hakettiği değil, sizin nasıl davrandığınızdır. Siz tüm hücrelerinize göre İYİ İNSAN portföyüne girince, zaten yorgunluğunuz, yerini hayattan farklı hazlar bulmaya itecektir.
Örnek 1 - Küçük çocukları düşünün. Açken ağlarlar. Huzursuzlardır. Ancak karnı doyduktan sonra yüzü gülmeye başlar ve açken terkettiği tüm oyuncaklarına geri döner, hatta daha önce yapmadıklarını da o enerjisi ile yapmaya başlar, zıplar, hoplar. Aynı bu örnekteki gibi, ruhunuz acıkmış, çok net. Doyurun onu.
Geçmişte yaşamış bir Alimin güzel bir cümlesini bırakıyorum buraya;
30 yıl kulunç ağrısı çektim. Hem de çok yoğun şekilde.
Şifası için çok dua ettim, ancak bir türlü nasip etmedi Rabbim o ağrımın geçmesini.
Anladım ki bu hastalık, benim duamdan dolayı şifa bulmam için değil, benim dua etmem için gelmiş bana.
Yani duanın kendisi bizzat şifanın mutluluğun ta kendisidir.
Sizede bu huzursuzluk; fiziki duanızı, yani iyilikler içinde kendinizi yoğurmanızı, ailenize ve sevdiklerinize daha çok iyilik etmeniz için gelmiş olabilir.
Ancak detayı hatırlamakta fayda var, huzursuzluğunuz gitsin diye iyilik yapmak değil olay; siz iyilik yapmaya başlayın diye gelmiş olan bir misafir olarak nitelendirin bu huzursuzluğu.
Görevini yaptığında zaten çekip gidecektir.
Görev mi hangi görev?
Anneniz küçükken sizi okula kaldırmak için sürekli başınıza gelir dururdu. ''Anne tamam, anne kalkacağım, anne 1 dakika daha'' gibi ertelerdiniz.
Peki anneniz ne zaman tam olarak giderdi başınızdan, siz gerçekten uyandığınızda...
Bu huzursuzluk ve mutsuzluk çekip gidecek. Üstteki 3 kuralı eksiksiz uygulayın ve kendinize zaman verin. Kalbinideki tüm üzgünlükleri kırgınlıkları silin.
Bu huzursuzluk, siz gerçekten uyandığınızda, arkasına bile bakmadan, sırtınızı okşayıp gidecek...