• 28-09-2020, 02:27:52
    #19
    AeroCS adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Son zamanda art arda olan depremler hayra alamet değil zaten. Geliyor gelmekte olan..
    Dinen tabiri de var zaten bu depremlerin dediğiniz gibi hiç hayra alamet değil
    • AeroCS
    AeroCS bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 28-09-2020, 02:29:30
    #20
    Üyeliği durduruldu
    Gaybı allah bilir haşa tabi ama geçen denk geldiğim bir video psikolojimi derinden yaraladı


    https://www.youtube.com/watch?v=9bKpcMAxB4A


    Büyük depreme kimse hazır değil allah yardımcımız olsun sağlık versin inşallah
  • 28-09-2020, 02:35:07
    #21
    Ağzımızın tadı dahada kaçmasa bari kıyamet kopsa şaşırmayız...
  • 28-09-2020, 02:37:41
    #22
    Ekonomik kriz, önü alınamayan hastalıklar ve yağmalamar. Savaş çıkacağını düşünmüyorum. Dedi dersiniz.
  • 28-09-2020, 02:40:32
    #23
    Kurumsal PLUS
    Gıda krizi.

    Bu yazdığım komik gelebilir. 2021`de bu terim ile iyice tanışacak gibi duruyoruz.
  • 28-09-2020, 03:17:30
    #24
    Zombi filmlerini toplumsal eleştiri olarak kullanıldığında severim, üstüne bir de zaten insanlığın en üstte olduğu besin zincirinden diplere düşmesi, yaşamak için üretmesi ve sürekli dikkatli olması da sosu biberi olur, keyifle izlerim. Yukarılarda da bahsedilmiş beyin yiyen virüs, o virüs bu virüs diye ancak insanlığın sonunun virüsle geleceğine hiçbir şekilde inanmıyorum. Virüsler, hastalıklar çok büyük popülasyon düşüşlerine hatta şehirlerin ortadan kalkmasına yol açabilir. Bu dediklerimin tarihte de çeşitli örnekleri zaten var. Kuduzu, veremi, vebayı, çiçek hastalığını, gribi (evet grip de oldukça ölümcül bir hastalık) ve aklınıza gelebilecek tüm hastalıkları insanlık olarak bir şekilde baskılayabildik. Korona da bu şekilde ama çok büyük kayıplarla, ama düşük kayıplarla(!), ama benim ölümüm ama senin ölümünle geçer gider. Neticede birileri karına kar katar, birileri ölür gider ama geçer.

    Tüm bunlarla beraber gördüğüm en akıllıca yorum gıda krizi olabileceğiydi. Evet katılıyorum. Hali hazırda üretim anlayışı maksimum kara odaklı olduğundan patlak verebilecek en ufak bir krizde tüm dünyanın açlıkla boğuştuğuna şahit olabiliriz. En basit örneğiyle yazsız geçen bir yılın (1816) büyük etkiler bıraktığını biliyoruz (göçler, ölümler). Hatta iklimsel nedenlerden kaynaklı olmasa bile yanlış üretim planlamaları (1959-1961 Çin kıtlığı), kar amaçlı hareketler (1943 Bengal kıtlığı) ve benzeri birçok olay gibi yaşanmış olaylar da var. Üstelik bu bahsedilen dönemler henüz et yiyecek belli bir yüzdeye yönelik hayvan yetiştirilmesi amacıyla tarım yapıldığı dönemler değil, insanların bizzat beslenilmesi için tarım yapıldığı dönemlerdi.

    Son olarak tam olarak kaynaktan emin olmasam da (çünkü hatırlayamıyorum nereden okuduğumu) yaşadığımız bu sıcak günlerin bir anda soğuk günlere yerini bırakabileceği dönemsel olarak dünya üzerinde çeşitli periyotlarla yaşanan bir döneme girebileceğimizden bahsedildiğini okumuştum. İşte 1816'daki kıtlığın hiç yaz yaşanmaması nedeniyle gerçekleştiği, buna benzer durumların daha önce de görüldüğü gibi bilgiler verilmişti makalede. Şu bulunduğumuz şartlara bir de soğuk nedeniyle tarım yapılamadığını eklesenize?

    2021-2030 yılları arasında bugün savaştan kaçan insanları gördüğümüz gibi açlıktan kaçan ama daha kalabalık olan kitleleri görmek benim açımdan şaşırtıcı olmaz. Üstelik dünyanın içinde bulunduğu absürt düzene göre bu Orta Asya ve Orta Doğu'dan Avrupa'ya yürüyen aç insanların dahil olduğu "Büyük Açlık Göçü" olarak adlandırılabilir bile