• 07-01-2008, 23:15:05
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Daha önce defalarca dinledim ama bugün bi farklı geldi bana ,eminim sizinde hoşunuza gidecek





    Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar



    Rüyalarımıza melekler uğrardı.

    Kapımızdan yoğurtçu

    Bahçemizden ishak kuşu

    Kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

    Kışın bir sobamız olurdu

    Sabanın yanında kedimiz

    Kedinin önünde yün yumağı

    Bir hayat bilgisi fotoğrafı gibiydik

    Yerli malı kullanan

    Yurdunun üç tarafın denizlerle çevrili

    Kuru üzüm, incir, fındık

    Tütün, çay, narenciye, kavun karpuz yetiştiren

    Kuru üzümle inciri satan

    Karşılığında

    Çamaşır makinesi, radyo ve otomobil alan

    Bir Toprağın fertleri

    Biraz yoksul, biraz mütevekkil

    Biraz mahcup, biraz kırılgan

    Biraz naif, ama hep umutlu

    Özlerdik

    Memleketteki halamızı

    İnce doğranmış Bir dilim pastırmayı

    Yurttan sesler korosunu

    Akşam komşuluklarını

    Radyo tiyatrolarını

    Sabah ezanını

    Kalaycıyı, bozacıyı

    Münir Nurettin şarkılarını

    Orhan Boran yarışmalarını

    Kandil gecelerini

    Duvarlarımızın sarmaşıklarını

    Bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını

    Okulönü koz helvalarını

    Akşam oturmalarını

    Ve hayatı

    Ben

    Çorbalardan tarhanayı

    Yemeklerden kuru fasulyeyi

    Sigaralardan Harmanı

    Belki bunun için çok sevdim

    Yollar bozuk, musluklar bozuk

    Ziller bozuk, paralar bozuk

    Ama adamlar sağlam idi.

    Top oynardık

    İp atlar, kedi kovalar

    Taşlarla bir birimizin başını yarar

    Mahalle savaşları çıkarır

    Gece olunca da tutar babalarımızın elinden

    Yazlık sinemalara gider

    Sadri Alışık, Vahi Öz

    Belgin Doruk, Cüneyt Arkın seyreder

    Olimpus gazozları içer

    Güler, eğlenir, bağırır, çağırır

    Dönerken yıldızları sayardık

    Sıkı çocuklardık.

    Hepimizin birer yıldızı vardı

    Onlara isim takardık

    Onlarda bize isim takardı

    Pus ve dumandan önce bu şehrin

    Geceleri göz kırpan ve isimler takılan yıldızları vardı

    Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik

    Biz kimseden yana değildik

    Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı

    Bir değirmendeydik

    Öğütülen

    Öğütülürken türküler söyleyen

    Buğday başaklarına benziyorduk

    Bu şehrin yıldızları vardı

    Saçlarına kurdelalar takan

    Çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına

    Leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan

    Gözleri önlerinde

    Yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde

    Küçük çocukları vardı bu şehrin

    Bu şehrin yıldızları vardı.

    Ben Fenerbahçe yi amcam Vefa yı tutardı

    Konya tahıl ambarı, Mersin muz cennetiydi

    Taksimden Fatihe troleybüs kalkar

    Şişhanede mutlak raydan çıkardı

    Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı

    Muammer Karacanın adına bir tiyatro binası yoktu

    Bizzat kendisi vardı.

    Başımız ağrırdı komşumuz vardı

    Gönlümüz daralırdı komşumuz vardı.

    Çorbamızı, umutlarımızı

    Memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız vardı

    Geceleri bekçimiz

    Gündüzleri sütçümüz

    Bizim kadar zayıf da olsa

    Nohuda ve makarnaya alışmış da olsa

    Sarman adında bir kedimiz

    Ceplerimizde kırık misketlerimiz

    Çamur bulaşığı ellerimiz

    Ve gülümseyen bir yüzümüz.

    Göstermekten utanmayacağımız bir içimiz

    Bir araya gelerek çektirebileceğimiz

    Bir aile fotoğrafımız vardı

    Bir sabah bütün iyi şeylerin

    Ayvansaray iskelesinden

    Hayal ülkesine doğru demir alan

    Bir şirket-i Hayriye vapuru gibi

    Aramızdan ayrıldığını gördük.

    Sonra Ayvansaray ın sularının çekildiğini yazdı gazeteler

    Süheyla Hanımım, Raci Beyin

    Melahat Mehpeş Ablanın

    Nikonun

    Ercüment Efendinin çekildiğini ise

    Yazmadılar nedense

    Ama yok ama yoklar

    Ne harman sigara kaldı geriye

    Ne olimpus gazozu

    Ne de Sadri Alışık

    Kalan, kalan bir tortuydu belki

    Belki kırık bir rüya denizi

    Belki suya düşürdüğümüz suretimizin

    Cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı her şey

    Her şey Maltepe sigarasının

    Her arandığında

    Her bakkalda bulunabilmesi ile

    Büyüsünü kaybetmişti belki de

    Belki de biz bir rüya mı görmüştük

    Hadi hepsi yalandı

    Hadi hepsi hayaldi

    Hadi hepsini ben uydurmuştum.

    Ama rüyalarımızın melekleri

    Ve sofralarımızın daim konukları kuşlar

    Ya onlar

    Onları siz de görmediniz mi

    Sizin de sofralarınıza konup

    Rüyalarınıza uğramadılar mı

    Onlar da mı yalandı........

    Şair: İbrahim SADRİ

    Kaynak
  • 07-01-2008, 23:21:40
    #2
    bunu radyo da dinlemiştim vay be diye nerdeen nereye diye hayıflanmıştım

    teşekkürler..
  • 07-01-2008, 23:26:18
    #3
    Üyeliği durduruldu
    güzeldi
  • 08-01-2008, 00:50:22
    #4
    masamızdaki tek kuş tavuktu onuda yerdik
  • 08-01-2008, 00:55:19
    #5
    yakese adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    masamızdaki tek kuş tavuktu onuda yerdik
    helaaal toprak
  • 08-01-2008, 01:13:13
    #6
    [YOUTUBE]http://www.youtube.com/watch?v=13moYys7kxg[/YOUTUBE]