
1931 yılında Ferdinand Porsche tarafından Stuttgartta kurulan firmanın ilk modeli 1948 yılında çıkan Porsche 356 olmuştur.
Aradan geçen yıllar ve gelişen teknoloji sayesinde Porschenin ünü giderek yayılmış, firma dünyanın en iyileri arasındaki yerini almıştır.
Müşteri memnuniyetine ve kullanıcılardan gelen taleplere verdiği önemle de tanınan Porsche, 1983 yılında tuhaf bir şikayet mektubu alır.

Yeni model araçlarını piyasaya sürdükten sonra gelen bu mektup, Danny Troatman isimli bir alıcı tarafından yazılmıştır. Kendini tanıtan adam, Porsche marka aracının her akşam gittiği marketten vanilyalı dondurma aldığında sorunsuz bir şekilde çalıştığını belirtmektedir.
Ancak ne zaman meyveli ya da çikolatalı dondurma alsa arabası çalışmamaktadır. Bunu defalarca denediğini ve her seferinde aynı şeyi yaşadığını söyleyen Troatmanın mektubu firmanın dikkatini çekmiştir.

Hemen harekete geçen firma olayın incelenmesi için Danny Troatmanın yaşadığı New Jerseye bir mühendisini gönderir.
Danny Troatman ile iletişime geçen mühendis, birkaç akşam mektubun sahibiyle birlikte aynı markete dondurma almaya gider. Araba gerçekten de vanilyalı dondurma alındığında çalışmakta, farklı aromalı dondurmalardaysa çalışmamaktadır. Olaya mantıklı bir şekilde yaklaşmaya çalışan yetkili, aracın sahibiyle birlikte defalarca aynı ritüeli tekrarlar. Ve sonunda vanilyalı dondurmanın sırrını bulur.

Zira yeni modellerin soğutma sisteminde sorun vardır, bu da vanilyalı dondurma ile Porsche arasındaki bağlantıyı açıklamaktadır.
Daha açık söylemek gerekirse, vanilyalı dondurma en çok satılan çeşittir, işte bunun için de o tezgahın önünde kuyruk oluşmaktadır. Troatmanın burada beklediği süre içinde motorun ısısı düşmekte ve araç da rahatlıkla çalışmaktadır.
Olayın farkına varan mühendis hazırladığı raporuyla birlikte firmaya geri döner ve piyasadaki araçlar toplatılarak gerekli düzeltmeler yapılır. Sonrasında da müşterilere sorunsuz bir şekilde teslim edilir. Neticede, Danny Troatman ve firmanın düşüncelere verdiği önem sayesinde problem hızlıca çözülür. Alman devi de bu hikayeyle, Porschenin neden bu kadar başarılı olduğunu bir kez daha kanıtlar.
Bir atasözü derki: Türk gibi başla, Alman gibi bitir