Normalde konu uzamasın diye yazmıyorum ama hala aynı paranoya ile yazılar yazıyorsunuz.
Bütün hepsine bir son olması açısından şunları yazıp çıkacağım bu konudan:
bor: tam 20 yıldır "bor"un harikulade olduğu söylenip duruluyor. Peki neden sanayide kullanılmıyor bir türlü? Ben her sene "bor'la çalışan x cihazları kapıda, arabalarda petrol yerine bor kullanılacak" diye haberler okuyorum. Neden hiç birisi olmuyor? Hepsi dedikodudan ve kendini kandırılmaya hazır hisseden "az gelişmiş ülke vatandaşı" ezikliğinden ibaret.
meyve, sebze, kuruyemiş mevzusuna nispeten katılabilirim. evet; Anadolu oldukça verimlidir. Lakin sanayi çağında çok bir önemi yok bunun. İsrali çölün ortasında tarım yapıyor.
Jeopolitik konum: Siz hala buna inanıyor musunuz? İpekyolu'nun aktif olduğu ilk çağ ve orta çağda değiliz artık. Dünya küçücük bir köye dönmüşken hala daha aynı masalları dinlemeye devam ediyoruz. İlkokulda "Türkiye; kendi kendine yetebilen yedi ülkeden birisi" diye okuturlardı bize. (Hala okuturlar mı bilmem) Peki gerçekte öyle miydi? Hayır
Türkiye daha yakın zamana kadar enflasyon liderliğini 2 afrika ülkesiyle beraber kimseye kaptırmazken nasıl "kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri" anlamakta zorlanıyorum.
Petrol: Evet, yurdun doğusunda bir miktar petrol var. Lakin bunun çıkarılmama sebebi "dış mihraklar istemediği" için değil; petrolün çıkarılması için; çıkarılma masrafıyla satış fiyatının birbirini dengelemesiyle ilgili. Doğu anadolu çok yüksek olduğu için; sadece daha az masraflı yerlerden çıkarmak zorundayız. Dünya petrol rezervleri azaldıkça buna paralel olarak petrol fiyatları da artar ve belki bir gün çıkartabiliriz. Ama şimdi çıkarılması imkansız.
Bir de hamiş:
Dünyanın tümünün bize dost olması imkansız. Ki zaten herkes sizi seviyorsa da, herkes sizden nefret ediyorsa da kesinlikle normal değilsinizdir. İşte asıl anlatmak istediğim konu bu.
Bu arada gerçekten konu başlıkla çok alakasız bir mecraya kayıyor. O yüzden uzatmanın anlamı yok. Ben aselsan konusundaki iddiaları gülünç buluyorum, dedikodu olarak algılıyorum. Ama siz inanıyorsunuzdur, bu da sizi ilgilendirir.
Saygı / Sevgiler hepinize
yazdıkların aşırı derecede saçma geldi bana.
Öncelikle Jeopolitik konumun ne demek olduğunu açıklamak lazım:
Alıntı
Jeopolitik Konum: Jeopolitik demek bir ülkenin dış politikasını doğal konumunun belirlediğini öne süren siyasal bilgi kuramı demektir.
Alıntı
bunu biraz daha açacak olursak Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler sıcak denizlere en kısa ve ekonomik yoldan ulaşabilmek için İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçmek zorundadırlar.
Alıntı
Zengin petrol yataklarına sahip doğu ve Ortadoğu ülkelerine yakın olmamız da diğer bir jeopolitik avantajdır. Orta Doğu’ da petrol çıkaran ülkeler ürünlerini tüm dünya pazarına en kısa ve en karlı yoldan sunabilmek için ya bizim topraklarımızdan petrol hattı geçirmek; yada limanlarımızdan dağıtım ve satış yapmak zorundadırlar
Alıntı
Yurdumuz dünya coğrafyasında ılıman iklim kuşağında yer alır. Bunun sayesinde aynı anda ülkemizde 4 mevsim birden yaşanabilir. Böylece ülkemiz turizm değerleri bakımından da değerli bir konuma gelmiştir. Kış turizmi yurdumuzun kuzey, doğu ve kuzeydoğu kesimlerinde yapılmaktadır.
Asıl önemli olan yaz turizmi ise Akdeniz ve Ege bölgeleri ağırlıklı olmak üzere yurdumuzun deniz kıyısındaki birçok yöresinde yapılır. Ülkemize yılda yaklaşık 9 milyon yabancı turist gelmektedir. Bu turizmden elde ettiğimiz gelirde yurdumuzun onlara göre ucuz olması nedeniyle sayıya göre biraz düşüktür(yaklaşık 13 milyar dolar).
Eşsiz kültürü, geçmişten beri kurduğu ve yücelttiği devletleri, gelenek ve görenekleri ve binlerce yıllık tarihi ile Türk Milleti dünyada tarihe damgasını vuran ender milletlerden biridir ve şu andaki varlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde sürdürmektedir.
Alıntı
Yurdumuz Türkiye, dünya üzerinde birçok çatışmaların, sıcak ve soğuk savaşların yaşandığı Balkanlar ve Orta Doğu arasında yer almaktadır. Bu nedenle Türkiye tarihi boyunca hiç önemini kaybetmesine izin vermediği savunma ve askeri güç düzenini daima büyük bir dikkat ve kararlılıkla korumak zorundadır. Konumu nedeniyle birçok ülkeye hakim ve hükmedebilecek bir yerde bulunması ülkemizin stratejik bakımda ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Dünyadaki en güçlü devletlerden biri olarak kabul edilen A.B.D, ülkemizi Orta Doğu’ daki barışı sağlamak ve kendine güçlü bir ortak edinebilmek için müttefiki ilan etmiştir. Ülkemiz Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’ e 24 Ekim 1945; NATO’ya da 1951’de katılmasıyla dünyada ki gücünü kabul ettirme fırsatı bulmuştur.
Kısacası yurdumuz çok büyük bir jeopolitik güç potansiyeline sahiptir ve bunun da büyük bir bölümünden gerek askeri, gerek ekonomik, gerek de siyasal alanlarda yararlanmaktadır.
Bunların dışında ülkemizde hiçbirimizin tahmin edemeyeceği kadar çok,henüz açığa dahi çıkarılmamış birçok tarihi eser ve zenginlik yatmaktadır.Çünkü tarihe yön veren birçok millet şu anda üstünde yaşadığımız topraklar üzerinde yaşamışlardır.
Bunların dışında Kuran-ı Kerim ayetlerine bile konu olan Fırat nehri vardır ki başlı başına bir zenginliktir.İsrail'in Fırat nehri civarındaki emellerini anlatmama gerek yok heralde.Ayrıca Fırat Nehri'nin yataklarında bitmeyecek bir zenginliğin yattığı da bilinen gerçekler arasında.(Kuran-ı Kerim'de yazmakta)
Nemrut'tan örnek vermek gerekirse,yıllar önce İngiltere'den gelen profoser grubu Nemrut'ta kalıyor bir dönem,ordaki çobanların anlattıklarına göre birkaç hafta kalıp gidiyorlar ama yanlarında baya birşeyler götürerek gidiyorlar.Eğer Nemrut'a gittiysen görürsün bazı heykeller eksiktir orda,sanki özellikle yerinden sökülüp,götürülmüş gibi.
Şimdi çok yakın bir tarihden örnek veriyim.Bende şahit oldum bu olaya.Konya'nın Karapınar ilçesinde çok yüklü miktarda petrol ve doğalgaz bulunuyor.açığa bile çıkıyor,herkes görüyor yani bunun çıktığını,ama ne oluyor bunları bulan mühendisler ilginç bir şekilde ölüyor ve petrol ile doğalgaz yataklarının üzerinde civa dökülerek olay kapanıyor.Bunu Karapınar'da kime sorarsan aynen dediğim gibi anlatacaktır.Hatta ölen mühendislerden biri çok yakın arkadaşımın akrabası.
Ayrıca gelişememizin nedenlerinden birisi de yıllarca ülkemizin en başında olanların sabataist olmalıdır.Yani bizi yıllarca misyonerler yönetmiştir.İstedikleri gibi bizi yozlaştırmaya,istedikkeri kıvama getirmeye çalışmışlardır,buna medya organlarıda dahil.Saçma sapan şeyler tartışılıyor ülkemizde,televizyonu açınca resmen iğreniyorum.
Şimdi tüm bunları bir kenara bırakıp,bizim milletimiz eziklik kompleksi yaşıyor derseniz ya çok bilgisiz olduğunuzu veya da bunları kasıtlı olarak yazdığınızı düşünürüm.
Bu anlattıklarım Türkiye'de yaşanan olayların sadece milyonda biridir bana göre belki o kadarı bile olmayabilir.
Böyle zenginliklere sahip bir ülkeye kim sahip olmak istemez ki?
Son olarak tüm bu yozlaştırmalara rağmen Türk milleti atamızında dediği gibi damarlarında taşıdığı asil kanla ayakta durmasını bilecektir.