• 05-05-2006, 17:53:45
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Birbaşka forumdan bir arkadaşımız postlamış bu yazıyı, sizlerinde görmesini istedim...

    BİR ZAMANLAR BİZ TÜRKLER,

    Faziletliydik: *Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin
    namuşuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek
    edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.

    *Dürüsttük Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde
    şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."


    *İtibarlıydık Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında
    oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki
    sayılır, onun dediği olurdu.

    **

    *Temizdik Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını
    Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsığil, yere tükürmedikleri
    için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiç bir zaman yere tükürmezler.
    Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet
    olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."



    *Çevreciydik Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu
    ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına
    kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

    *Harama el sürmezdik Fransız muellif Motray, 1700'lerdeki halimizi
    şöyle
    anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiç bir zaman tek meteliğim
    kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar
    arkamdan adam koşturmuşlar, hatta bir kaç kere Beyoğlu'ndaki
    ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."


    *Medeni idik İngiliz sefiri Sor James Porter ise, 1740'ların
    Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek Istanbul'da, gerekse
    imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiç
    bir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."


    *Dosdoğruyduk Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü
    veriyor:
    "Haksızlık, murabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar,
    Türkler arasında meçhuldur. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan
    çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."



    *Hırsızlık nedir bilmezdik Fransız muellif Dr. Brayer,1830'ların
    Istanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle
    kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık
    bırakıldığı Istanbul'da her sene azamı beş-altı hırsızlık vak'ası görülür." Ubicini Dr.
    Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz
    saatlerinde

    dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı
    basıt bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile
    olmaz. Ahalisi sırf Hiristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise
    hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."



    *Naziktik Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"
    ini anlatıyor bize: "Istanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en
    kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan
    işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile
    camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok
    fazlasını görürsünüz."


    *Cihana örnektik Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un
    1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk
    siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."
    Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri
    bile kapsıyordu. Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee
    Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın: "Türklerdeki
    iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Bir çok köyde eşekler
    haftada iki gün izinli sayılır...
    Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi
    tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında
    leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya,
    c. 9)



    *Hayırseverdik Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın
    Istanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş
    köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum." Aynı
    muellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri
    kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu
    dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler.
    İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp,hayvanlara ve
    hatta bitkilere bile tesmil ederler." Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı
    avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati hayvanlara bile samildir"
    dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar
    ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz
    köpeklere ve kedilere et dağıtırlar. Sokaktaki ağaçların kuraklıktan
    kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık
    müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "Kaçık" lığın kaynağını da
    veriyor adam: "Bir çokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş
    satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e bir gün yaptığı işin neye
    yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı
    verdi: "Allah'ın rızasını tahsile yarar."


    *Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. Ne dersiniz
    ?...


    insan gittiği yere kültürünü ve karakterini de beraberinde götürür!..
  • 05-05-2006, 18:20:27
    #2
    Biz bu değerleri 1800lerin başında kaybetmiştik.Daha yeni anlıyoruz..(1900lerin başında Mehmet Akif dile getirmişti de..)
  • 05-05-2006, 22:54:56
    #3
    Çünkü aramıza Türk olmayanlar girdi, iyice çoğaldı ve bizi geçmek üzereler! Anlayan anladı..
  • 06-05-2006, 11:27:26
    #4
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    "Osmanlı'yı eleştirenlere, ben Osmanlı torunu değilim diyenlere, eskiye karşıyım (!) diyenlere selam olsun.."

    Eskiden dünya hakimiydin, şimdi ise dünyanın kölesisin (!)
  • 25-01-2007, 12:15:48
    #5
    Avrupa kendi kendine biz kotuyduk diyor iste

    imtiyazlarla o pis Avrupayi icimize sokanlarin cani ciksin

    onlar bizden biz onlardan bir seyler kaptik (kapmaz olaydik) boylece yer degistirdik...

    cok yazik
  • 25-01-2007, 12:18:25
    #6
    konu hortlamış hocam naptın
  • 25-01-2007, 12:48:29
    #7
    hortlaması iyi olmuş batıyı örnek aldıkça yitirdik kendimizi
  • 25-01-2007, 13:05:32
    #8
    geyik konular hortlayacağına keşke bunun gibi konular hortlasaki bizde defalarca okuyup örnek almaya çalışsak her defasında..
  • 25-01-2007, 13:06:14
    #9
    Biz neymişiz be.İnanasım gelmedi.Ama bunların hepsi gerçek.Bununla ilgili baya bir kitap okudum.1900lerden önce dünyanın örnek aldığı,sevilen,sayılan ülkeyken şimdilerde ise İsraille birlikte en kaba ve en sevilmeyen ülkeyiz.Yeni nesil Avrupayı örnek aldıkça Türk kültürümüz yok olmaya devam edecek.Atalarımızı örnek alsak özümüze insek o zaman dünya şanlı Türklerin ne olduğunu görecek.