Arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum bu konuda dertleşelim biraz.
2011 yılı, Türkiye için adeta bir dönüm noktası, bir "altın çağ" gibiydi. Hem ekonominin nispeten rahat olduğu hem de insani ilişkilerin henüz samimiyetini ve sıcaklığını kaybetmediği o özel zamanlar... O zaman ilkokula giderdim 9 yaşında ve ordan burdan ele gecen günlük parayla 2 döner yerdik.(amca dayı baba veya sokaktaki adam bile para uzatırdı). Şuan yaşım 30 ama haftada bir döner yiyeceksem 2 defa düşünüyorum
O yılların kendine has tatlı bir hengamesi ve unutulmaz gençlik akımları vardı. Sokaklarda, AVM'lerde Emoları, Apaçileri görürdük. Kendilerine özgü saç stilleri ve tarzlarıyla marjinal ama bir o kadar da zararsız, hayatımıza renk katan insanlardı. Hatta açıkça söylemek gerekirse; bugün eski bir Emo veya Apaçi ile hiç tereddüt etmeden evlenirim, çünkü onlar gerçekten çok iyi ve kaliteli insanlardı.
O dönemde internet hayatımızdaydı ama hayatımızın merkezini işgal etmemişti. İletişim de eğlence de sabır ve heyecan barındırıyordu. MSN’den birine mesaj attığınızda yanıtın gelmesi bazen bir günü bulurdu; o bekleyiş bile ayrı bir heyecandı. Bilgisayarlarımıza virüs bulaşmasın diye verdiğimiz antivirüs savaşları, Nod32 veya Kaspersky güncelleme telaşları bile tatlı birer anıydı. Televizyonda Adanalı dizisini izlemek için haftalarca o günün gelmesini beklerdik. Şimdiki gibi her şey YouTube'da veya dijital platformlarda anında hazır beklemiyordu. Her şey bir tıkla elinin altında olunca, bugün dizi izlemenin bile hiçbir tadı, hiçbir zevki kalmadı.
Bugün ise akıllı telefonlar yüzünden her mesajın cevabı anında geliyor. Ulaşmak bu kadar kolaylaşınca, ne yazık ki karşıdaki insanın da iletişimin de kıymeti kalmadı. Hız arttıkça duygular ve değerler tükendi.
Üstüne bir de ağırlaşan ekonomik koşullar eklenince, toplum adeta bir ahlak ve güven krizine sürüklendi. Eskiden işinde gücünde, helal lokma yiyerek yetişmiş soylu ailelerin evlatları bile bugün çaresizlikten fuhşa ve madde ticaretine bulaşır hale geldi. Esnafın ve üreticinin bile ayakta kalma kaygısıyla vicdanı zedelendi; fırıncı bile farenin değdiği hamuru atmak yerine cımbızla tüy toplayacak, iki kaşık unun hesabını yapacak duruma düştü.
Eski dostlar ve akrabalar ise artan maliyetler ve ekonomik baskılar yüzünden ne yazık ki birer "yük" gibi görülmeye başlandı. Misafir ağırlamanın iki ekmek hesabına döküldüğü, bir paket sigaranın bile ortamlarda saklandığı bu devirde ne yazık ki ne dostluğun ne de huzurun tadı kaldı.
Kısacası; hem ekonomik çöküntünün hem de kontrolsüz dijitalleşmenin gölgesinde, o günlerin helal, sabırlı ve samimi Türkiye’sini özlememek elde değil.
Sizce toplum olarak bu ahlaki ve sosyal yaraları sarmak için yeniden o eski "yavaş ve samimi" yaşama dönmemiz mümkün mü?
Müthiş bir kayıp yaşadık.
6
●352
- 10-10-2026, 12:53:252011de askerdeydim Ankarada önce tandoğana uğrar bir menemen yerdik 2.5 tl sonrasında bir ocağa gider çay içerdik sohbet ederdik 50 kuruş ordan internet kafeye giderdik 3 saat 1 tl falandı
sonra hemen öğle yemeğine giderdik dönerciye 2.5 3 tl falandı, sonra hemen gençlik parkına çekirdek kola yapardık 3 4 tl oraya giderdi sonra hemen ankaragücü stadının arkasına havaşın orasıydı araç ordan kalkıyordu evdekiler 100 tl atardı bana o parayı askeriyenin içinde 2 ayda bitirirdim sigaram falan yoktu yemek seçmezdim her hafta bir arkadaşımıza sıra gelirdi kola çekirdek bisküvi her gün yer içerdik haftada bir denk gelirdi hey gidi günler
- 10-10-2026, 13:04:42dededen kalan tarlalari satip ankara pavyonlarin ezen dayim bizi de arada bir yaninda goturup eglendiriyordu. tarlalar bitip paralar suyunu cekti, ama dayimin pavyon sevdasi bitmedi. hala her gun pavyonlarda eglenmeyi cok seviyor, para kalmadigi icin artik bizi goturemiyor, satacak bir sey de kalmadigi icin "yegenim zamaninda ben seni eglendirdim, sira sende" diyor, hesabi bize kitliyor. yapacak bir sey yok, dayim ne derse o, kuru sogan yerim dayimi yedirmem.
bugun yaptigimiz tercihler yarinlarimizi belirliyor, kendi sectigmiz ortamdan memnun kalmayip nasil duzeltecegiz diyorsak once tercihlerimizi degistirmeli dayimdan kurtulmaliyiz.
konunun dayimla alakasi yok, zaten dayim da yok