Bir polis çoçuğu olarak bu yazıyı okuyunca bi kere daha deli oldum. Polisin elinden silah kullanma hakkını alan bu devlet, ailesini korumak isteyen bir uzman çavuşun silahından çıkan kurşunla ölen bi o.ç. nu adamdan sayıp bu askeri yargılamaya başlamıştır. acayip sinirli bir durumdayım.
Kocası görevdeydi ve 2 çocuğu ile evde yalnızdı polisin eşi... Evi saran grup önce taş yağdırmaya arkasından kapıyı zorlamaya başladı
Çığlık çığlığa ağlayan çocuklarını alıp banyoya sığındı. Salonda kalan telefonunu almak için gittiğinde içeri yağmur gibi taş yağıyordu. Kapı her tekmede esniyor, arkasına dayalı sandığı zorluyordu. Her an kırılabilir, kalabalık içeri girebilirdi.
Çâresizliğin böylesi
Karakolda bulunan polis memuru, eşinden gelen telefondan sonra çıldıracak gibi olmuştu. Çünkü karakol da saldırı altındaydı. Tek başına dışarı çıkmayı başarsa bile evlerini saran ve bir bölümü silâhlı kalabalıkla baş etmesi imkânsızdı.
Silah sesleri geliyordu
Polisin eşi dehşet içinde dua ederken uzaktan silâh sesleri gelmeye başladı. Gelen emniyetin panzeriydi. Evi saran kalabalığı havaya ateş açarak dağıtmaya çalışıyordu. Ve Hakkâri'de 16 Kasım 2005'te, 10 polisin âilesi aynı dehşeti yaşıyordu.
Dikkat! Bardak taşıyor
Şemdinli'den Yüksekova'ya geçiyoruz. Adını terör ve uyuşturucu kaçakçılığı ile duyuran, sokaklarında 06, 34 plâkalı lüks ciplerin cirit attığı Yüksekova'dayız. Tabelâsına göre 59 bin nüfuslu Yüksekova'da mâlikâneler, lüks villâlar, plâzalar dikkatimizi çekiyor. Dikkat çeken bir başka şey ise kenti boydan boya geçen Cengiz Topel Caddesi'ndeki sloganlar..
APO'YA ÖVGÜLER
Apo'ya övgüler, T.C'ye küfürlerle dolu sloganları içimiz acıyarak okuya okuya caddeyi katettik ve ilçe Emniyet Müdürlüğü'ne geldik. DEHAP ilçe örgütünden önce buraya gelmemiz, hiç hoş karşılanmıyor...
Bunu ilerleyen saatlerde kentin ana caddesinde yürürken, fırlatılan nefret dolu bakışlar ve arkamızdan edilen Kürtçe küfürlerden anlıyoruz.
HEPSİ BİR DEĞİL
Benim amacım, okura şu sorunun cevabını iletmek "Buralarda polis olmak nasıl bir iştir"...
Elbette Yüksekova'da yaşayan devletine, bayrağına saygılı pek çok insan var. Ancak 40 bin kişinin ellerinde PKK bezleri ve Apo posterleri ile yürüyüş yaptığı, devrilen panzerin altında kalan polisi bile molotof atarak yakmak isteyenleri barındıran bu kentte, polis olmak nasıl bir duygudur. Bunu duymak ve duyurmak istiyorum.
PANZERi DELEN TÜFEK
Emniyet Müdürlüğü'nün bahçesine çekilen panzeri inceliyoruz. 10 Kasım'daki büyük isyan provasında atılan kurşunların izleri açık seçik görülüyor. Hâttâ camı bile delinmiş. Yanımdaki polise "Bu camlar kurşun geçirmez değil mi?" diye soruyorum. Cevabı şaşırtıcı: "Çok özel bir tüfekle atılmış.. Kalaşnikof, hâttâ Bixi (Uzun namlulu suikast silâhı) bile delemez. "Muhtemelen Kannas olmalı" diyor. Hakkâri Vâlisi Erdoğan Gürbüz'ün "Göstericiler silâhlı" açıklaması doğru galiba. Durum tahmin edemeyeceğimiz kadar vahim.
SİLÂH KULLANIRSAN...
Genç bir âmir geliyor yanıma. Çok dolu.. Basında çıkan haberlerin PKK güdümlü kalkışmayı "Demokratik hak'"olarak gösterilmesine isyan ediyor. Şunları yazmamı istiyor: "Başımızın üzerinden kurşunlar vızıldayarak geçiyor. Arkadaşlarımız yaralandı. Çok açık şekilde nefs-i müdâfaa durumunda kaldık. Devlet, kendisini korumak için bizi çalıştırıyor ama, bırakın devleti, kendi canımızı bile korumak için bile silâh kullansak hayatımız kararıyor.
BARDAK TAŞTI ARTIK
Üzerimize taş ve kurşun yağdıran isyancıların hepsi serbest bırakıldı. Savcı, tek tek polisin silâh kayıtlarını inceliyor. Sanki isyan eden bizmişiz gibi, polis kurban edilmek isteniyor. Şunu açıkça söylüyoruz: "Bu olaylar yüzünden bir tek arkadaşımız yakılırsa, akla hayâle gelmeyecek tepki gelecektir polisten.. Bardak taştı artık.'"
Âmiri doğrulayan bir başka başkomiser daha can alıcı gelişmeden söz ediyor: "Evlerimiz basılacak diye korkuyoruz" diyor...
Soruyorum.. "Siz lojmanda kalmıyor musunuz?"... Lojmanların yetmediğini pek çok polisin kiralık evlerde oturduğunu söylüyor ve ekliyor: "Lojman dışında yaşayan polislerin âilesi açık tehdit altında. Tamamen tecrit edilmiş durumda yaşıyorlar. İşgâlci düşman güçleri olarak gördükleri polisin âilesine de düşmanlar..."
DUR! ABARTMA
"Bir dakika! Orada dur" diyerek sözünü kesiyorum.. "Gâliba son olaylar asabınızı fazla bozdu... Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ilçesi. Elbette her yerde kötü insan da olur ama, hepsini aynı kefeye koyarak haksızlık ediyorsun."
Tepkisi sert oluyor... "Hepiniz aynısınız. Yaşamadığınız, görmediğiniz şeyleri tahminlerle, basma kalıp, şablon fikirlerle yazıp çiziyorsunuz.. Buradaki son olaylarda 30 polisin âilesi neden evlerinden alınıp lojmanlara taşındı sanıyorsun. Bir uzman çavuş nasıl rehin alındı, nasıl ölümden kurtarıldı bilmiyorsun. Haydi biz abartıyoruz. Neden Hakkâri'de evleri basılan polis âileleriyle gidip röportaj yapmıyorsun?..."
BU SÖZLER İRKİLTİCİ
Bu son söyledikleri ile irkiliyorum... "Sen ciddi misin?" diye soruyorum... "Yok dalga geçiyorum" diyerek sinirli bir şekilde uzaklaşıyor...
Diğer polise dönüyorum...
Bir şey sormama fırsat vermeden en kutsal şeylerin üzerine yemin ederek "Eğer âilemi kaçırıp dağa kaldırırlarsa, eğer çocuğumun kılına zarar gelirse a.... k.... buranın. K...... y......" diyor.
İşte burasını yazamıyorum. Çünkü yazarsam başım savcılarla fena hâlde derde girebilir...
Hepsine tekrar geçmiş olsun diyerek rotayı hemen Hakkâri'ye çeviriyorum.. Yol boyunca "Abartmıştır, söylentidir... Bu durumlarda fısıltı gazetesi çok şey üretir onlardan biridir" diye kendi kendimi kandırmaya çalışıyorum...
Evimiz taşlanıyor kapı zorlanıyordu
Kent karışıktı.
Kocası görevdeydi. 2 çocuğu ile yalnızdı polisin eşi. Yüzleri poşu ile sarılı kalabalık kapıyı kırmak üzereydi
Hakkâri'deyim. Teferruatla zaman geçirmeyip hemen duyduklarımı sizinle paylaşmak istiyorum. 2 saat dil dökerek konuşmaya ikna ettiğim bir polisin eşi ve 11 yaşındaki oğlunun anlattıkları ile siz de dehşete düşecek, irkileceksiniz.. Temennim, irkilmesi gerekenlerin de artık uykudan uyanması..
Tarih 16 Kasım 2005 .. Bölücü örgüt, Şemdinli olaylarını bahane ederek Hakkâri'de esnafa kepenk kapattırıyor. Yapılan basın açıklamasını bir DEHAP klâsiği takip ediyor. Kalabalık gruplar polise, kamu binalarına ve (bu ilk defa oluyor) polis âilelerinin yaşadığı evlere saldırmaya başlıyor.. Saldırıya uğrayan 10 polis eşinden biri 3 çocuk annesi genç kadın yaşadığı dehşeti işte böyle anlatıyor:
ÇOCUKLARIN ÇIĞLIĞI
"Şehirde eylem vardı. Kocam görevdeydi... Evde biri 8 ve diğeri 3 yaşındaki 2 çocuğumla yalnızım... 11 yaşındaki oğlum da okulda... Saat 11 gibi evimizin etrafında yüzleri siyah poşularla sarılı insanlar toplanmaya başladı. Sloganlar atmaya başladılar. Sayıları gittikçe artıyordu. Biraz uzakta elinde keleş (Kaleşnikof) olan iki adam evimizi gösteriyordu. "Kürdistan bizim, ülkemizden defolup gidin" sesleri gittikçe yükseliyordu. Birden camlar aşağı inmeye başladı. Yağmur gibi taş yağıyordu. Çocuklar çığlık çığlığa ağlamaya başladı. Banyoya kapandık. Kocamı aradım 'Kurtar bizi öldürecekler' diye yardım istedim. Çok kalabalıklar yalnız gelme sakın' dedim. Bu arada adamlar apartmana da girmiş, kapıyı tekmeliyorlar, taşlıyorlardı. Çok korkmaya başladım.. Her yerden silâh sesleri gelmeye başladı. Ne kadar zaman geçti bilemiyorum. Bir panzer geldi beni ve çocuklarımı alıp polis lojmanlarına götürdü.
Sığındığımız lojmanda bizim gibi saldırıya uğramış bir aâle daha vardı. Büyükler çocuklar herkes ağlıyordu. Burası da saldırıya uğramış ama ana kapıdan içeri girememişler. Camlar hep kırık. Silâh sesleri kesilmiyor..."
BAKAN RAHAT UYUYOR MU ?
"3 gün misafir kaldıktan sonra evimize döndük. Aynı korku ile yaşamaya devam ediyoruz. İçişleri Bakanı'na bir sorum var. O koltukta rahat oturabilir musun? Geceleri rahat uyuyabiliyor musun? Polisi bu kadar sâhipsiz nasıl bırakabilirsin? Ya o gün telefon çekmeseydi. Ya kocama ulaşamasaydım. Ya beni alıp dağa kaldırsalardı. Ya çocuklarımı öldürselerdi... Ondan sonra polisi nasıl zaptedecektiniz. Evlâdı öldürülen, namusuna leke sürülen hangi erkeğin gözü bir şey görür.. Bunların mı olmasını istiyorsunuz?"
BU BAYRAK KAVGASI
"Bu kadarla da bitmiyor. Şimdi ev sâhibi 'Siz mimlendiniz. Evim bombalanabilir. Çıkın' diye tutturdu. Adam bizim canımızı değil, kendi malını düşünüyor. Hakkâri'de zâten ev yok. Kasım'ın ortasında nereden ev bulup çıkacağız.
Kocamla oturup konuştuk. Benim çocukları alıp Ankara'ya babasının yanına gitme fikrini tartıştık. Hiç olmazsa bir süreliğine.. Ama bu alçaklara arkamızdan 'İşte kaçırttık' dedirtmeyeceğiz. Gitmeyeceğiz. Bu artık bir bayrak-toprak kavgasına dönüştü. Sonuna kadar kocamın yanındayım".
Polis çocuğunu asker kurtardı
11 yaşındaki polis çocuğunun olay günü yaşadıkları ise bir ömür boyu izleri silinemeyecek kadar korkunç.
Bakın küçük M.'nin başına neler gelmiş: Okuldan çıktım eve geliyordum. 8-10 kişilik bir grup Kürtçe ana avrat küfretti. Sonra '"...... polis çocuğu. s...... gidin bizim memleketimizden" diye üzerime yürüdü. Kaçmaya başladım. Hem taş atıyor hem kovalıyorlardı. Askerlik Şûbesi'nin önüne geldiğimde 'imdat beni öldürecekler' diye bağırıp yardım istedim. Kapıdaki nöbetçi asker havaya ateş açtı. Beni alıp içeri götürdü. Ben artık burada okula gitmem. Zâten okulda beni hiç rahat bırakmıyorlar.
Sınıfa Kürdistan haritası asıyorlar. Durmadan "Burası bizim ülkemiz.. Defolup gidin. Yoksa biz göndereceğiz' diye hakaret ediyorlar."
Bunların kökünü kazımak gerek.
6
●697
- 27-01-2006, 01:27:33en yakın arkadaşımında başına bu kadar olmasa bile abzı olaylar gelmiş.Babası polis, o zamanlar Diyarbakır da yaşıoyorlar.Evden okula polis arabasıyla gidiyorduk, bütün polis çocuklarını güvenlik nedeniyle öyle götürüyolardı.Çocukluğumu yaşayamadım ya hep evde oturuyodum ekmek almaya bile çıkmıyoduk eve babam alıyodu işten gelirken diyodu.Doğruluğunu kanıtlayamam ama böyle ise gerçekten de çok zor polisin işi. Allah sabır versin.
- 27-01-2006, 02:00:56Üyeliği durduruldu******** değil ötesi bunlar ya.Bende asker çocuğuyum bende martavan ( google mapta aratın bi neredi çıkıyor
) orda 6 ay kaldım.Köy okuluna gidemiyom korkudan öldürecekler diye.bir senem bu ibneler yüzünden yandı ardından 1 kerede sınıf tekrarı var hayatım ******* yani
.Neyse konu bu değil zaten.hakkatten polisin işi zor allah kolaylık versin.
- 27-01-2006, 12:17:40Üyeliği durdurulduhocam bende bir polis çocuğu olarak aynı görüşdeyim
belki diğer arkadaşlar da aynı şeyleri düşünebil,irler fakat polis ve asker çocukları için butür olaylar insanı aşırı sarsıyor.
insan diyorki keşke bu ülke için baban abin amcan neyse canı pahasına gecesini gündüzüne vererek çalışmasaydı. keşke.

) orda 6 ay kaldım.Köy okuluna gidemiyom korkudan öldürecekler diye.bir senem bu ibneler yüzünden yandı ardından 1 kerede sınıf tekrarı var hayatım ******* yani