İran hakkında ileri geri konuşan arkadaşlara sorarım, kaç defa gitmişler acaba İran'a?
Medyanın ısıtıp ısıtıp piyasaya sürdüğü haberlerden başka hiç bir bilginiz yok İran hakkında buna adım gibi eminim. Madem bu kadar atıp tutuyorsunuz, hadi bi gidin de bir hafta kalın orada. Bakalım ondan sonra bu yorumları yapabilecek misiniz?
Herşey buradan göründüğü gibi değil.. Bunu İran'ı görmemişler anlayamazlar. Önce oraya gitmeliler ve İran halkı ile aynı havayı solumalılar. Ülkenin sosyete kesimine bakmadan, hiç bir abartı olmadan biraz gerçekleri görsünler. Daha sonra bir ihtimal objektif düşünmeye başlayabilirler..
Şeriat, bir yönetim biçimidir. Aynı şekilde Cumhuriyet'te öyle. Ne biz onların Şeriat'ine karışabiliriz. Ne de onlar bizim Cumhuriyet'imize karışabilirler. Şeriat, insanları katletmek değildir. Her önüne geleni asmak ya da ceza vermek değildir. Eminim ki Şeriat hakkında hiç bir bilgiye sahip değilsiniz. Medyaya sadece bu haberler yansıdığı için kötü birşeymiş gibi görüyorsunuz.
Eğer Şeriat düşündüğünüz kadar kötü birşey olsaydı, emin olun ki Harvard Üniversitesi Profesörleri bu konu hakkında makaleler yayınlamazlardı. Hiç o makaleleri okudunuz mu bilmem ama, tavsiye ederim.
"Kişi Şeriattan yana değilse ve “Müslümanım” diyorsa ya İslamı, ya da Şeriatı bilmiyordur" diye bir söz var bilir misiniz? Araştırmanızı tavsiye ederim.
Bunun dışında Tevrat'ta "Kim şeriatı dinlemekten kulağını çevirirse, onun duası da mekruktur." şeklinde bir ayet vardır.
Sözlerimi ufak bir alıntı ile sonlandıracağım.
Alıntı
"Bir tarafta Şeriat için canını vermeye hazır insanlar,diğer tarafta Şeriat'a karşı mücadele etmenin 'sevap' olduğu fetvasını veren savcılar, hukukçular…"
Osmanlı'nın Yeniçerileri "Şeriat isterük!" diye ayaklanırken, gerçekte istedikleri şeyin ne kadar cahiliyseler, Cumhuriyet'in Yeniçerileri de "Kahrolsun Şeriat!"diye koro halinde tempo tutarken, düşmanı oldukları şeyin o kadar cahiliydiler.Cehalete dayalı dostlukla cehalete dayalı düşmanlığın, "cehalet" zemininde aynı gözede buluşması demeye gelen bu tavırların çıkardığı toz-duman arasında Şeriat, hep bir düş kuşu, hep bir Simurg olmayı sürdürdü.
Büyük ihtimalle bu cümlelerden sonra ya ban yiyeceğim, ya da eksi rep yağmuruna tutulacağım. Ama onları düşünüyor olsaydım bu yazıyı yazma ihtiyacı duymazdım. İnanın toplumumuzun bu kadar medyaya bağlı kalması, daha doğrusu medyanın oyuncağı olması beni derinden üzmektedir..
Saygılarımla..