• 11-11-2005, 03:27:18
    #1
    Lütfen İki Dakikanızı Ayırıp Okuyun, Saygılarımla!

    Baktılar bir millet başka türlü parçalanamaz.
    Esir alınması ve köle olması için kültür değerlerini oluşturan dilini yok etmekten başka çare yok, baktılar.
    Dünyada aynı soydan gelen ve devlet sayısı yirmi civarında olan başka millet yok baktılar.
    Hele bu devletler bir birliktelik oluşturursa yıkılmaları ve dünyaya hâkimiyetleri engellenemez, baktılar.

    AMA BAKMASI GEREKENLER VE TEDBİR ALMASI GEREKENELER HİÇ BAKMADILAR. NASIL BAKACAKTILŞAR Kİ? ONLARIN RÜYASI DÜNYASI, DÜNYASI RÜYASI. YEMEK İÇMEK VE YAŞAMAKTAN BAŞKA İDEALLERİ OLMAYAN KONUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞLER. KÜÇÜLTÜLMÜŞLER KÜÇÜLTÜLDÜKÇE.

    O zaman yok etmenin ve parçalamanın çarelerini ve çözümlerini aradılar, BAKMAM VE GÖRMEME DİYESİCE BAKANLAR VE GÖRENLER. En sonunda da buldular. Aynı soydan gelmesine rağmen dilleri maalesef anlaşılır türden değil TÜRK ADINI TAŞIYAN DEVLETLERİN. Her biri bir idealin peyki olmuş durumda. Dili bozulanın bozulmayan neresi kalır bir düşünün. İşte bu yazı, bu sancının bir acılı yürekte oluşturduğu isyanın çığlıksı yansıması.

    Ondan gayrisi çare bulamaz yarama
    Gel de Mustafa Kemal'i arama.
    Dilim hançer gibi batar şurama
    Yaralar canımı içerden kanatır
    Bunalır gözlerim, özümü ağlatır.

    Gören, bilen, duyan var mı?"
    Bir ferman yayımlamıştı Yuce Mustafa Kemal:

    ”Bu günden sonra divanda, dergahta, bergahta, mecliste, meydanda, Türkçeden başka dil konuşulmaya!” diye.

    “Hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri Fermana uyanınız var mı? Nutkum tutulmadı mı, şaşırmadınız mı? Merak ettim. Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

    Tanıtımın “demo”, sunucunun “spiker”, gösteri adamının “showman”, radyo sunucusunun “discjokey”, Hanım ağanın “first lady” olduğuna şaşıranınız var mı?

    Dükkanın “store”, bakkalın “market”, malzeme torbasının “poşet”, mağazanın; “süper, hiper, gros market”, ucuzluğun “damping” olduğuna kananınız var mı?

    İlan tahtasının “billboard”, sayı tabelasının “skorboard”, bilgi akışının “brifing”, bildirgenin “deklarasyon”; merakın,uğraşın “hobby” olduğuna güleniniz var mı?

    Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, beldelerin girişinde “wellcome”, çıkışında “good-bye” okuyanınız var mı?

    Korumanın, muhafızın “body-guard”, sanat ve meslek pirlerinin “duayen”, itibarın,saygınlığın “prestij” olduğunu bileniniz var mı?

    Sekinin, alanın “platform”, merkezin “center”, büyüğün “mega”, küçüğün “mikro”, sonun “final”, özlemin, hasretin “nostalji” olduğunu öğreneniniz var mı?

    İş hanımızı “plaza, bedestenimizi “galleria”, sergi yerlerimizi “center room, show room”, büyük şehirlerimizi “mega kent” diye gezeniniz var mı?

    Yol üstü lokantamızın “fast-food”, yemek çeşitlerimizin “mönü” olduğu yerlerde, hesabını “adisyon” diye ödeyeniniz var mı?

    İki katlı evinizi “dubleks”, üç katli komsu evini “tripleks”, köşklerimizi “villa”, eşiğimizi “antre”, bahçe çiçeklerini “flora” diye koklayanınız var mı?

    Sevimlinin “sempatik”, sevimsizin “antipatik”, vurguncunun “spekülatör”, eşkiyanın “mafya” denildiğini; desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya “sponsorluk” diyeniniz var mı?

    Mesireyi, kır gezintisini “picnic”, bilgisayarı “computer”, hava yastığını “air-bag”, pekalayı, oluru “okey” diye söyleyeniniz var mı?

    Çarpıcı, önemli haberler “flash”, haber, yaşa, var ol sevinçleri “oley oley” ,yıldızları “star” diye seyredeniniz var mı?

    Virvirik dağının tepesindeki köyde, “Cafe-show” levhasının altında,acının da acısı, “neskaaaave” içeniniz var mı?

    Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik. Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı? Mustafa Kemali arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı..Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

    UĞRUNDA ATALARININ CAN VERDİĞİ MİLLETİNİN DİLİNİ KAYBETMENİN, KİŞİLİĞİNİ KAYBETMEK OLDUĞUNU, ÜLKESİNİN SÖMÜRGE DURUMUNA GELMESİ OLDUĞUNU, DÜŞÜNENİNİZ VAR MI?

    Var mı, gördükçe bu acayip ve garabet ihaneti içi kanayanınız, utananınız?

    "VARSA, LÜTFEN HEP BİRLİKTE SAĞDUYU İLE HAREKET ETMEYE... AKSİ, GÖZÜMÜZ GÖRE GÖRE KENDİMİZİ YOK ETTİĞİMİZİ UNUTMAYALIM!
    UNUTMAYALIM: DİLİNİ KAYBEDENİN SAHİP OLACAĞI TEK ŞEY ESARET TEK ÜTBE ZİLLETTİR.
    ANACAK DİLİNE SAHİP OLABİLEN MİLLETLER MİLLETTİR."
  • 11-11-2005, 04:07:57
    #2
    gerçekten çok güzel ve doğru bir yazı

    artık vedalaşırken bile "görüşürüz" yerine "bye" diyoruz

    gibi bircok ornek var ama bunu bireysel degil topluca çözmemiz gerekiyor.
  • 11-11-2005, 10:11:42
    #3
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    kos hemen bi kampnaya aç sitenden olm bence lafla olmuyor
  • 11-11-2005, 16:07:54
    #4
    Üyeliği durduruldu
    Çok güzel bir yazı... Paylaşım değer bölümüne + verelim hemen..
  • 11-11-2005, 18:27:58
    #5
    cok güzel olmus ellerine saglik kardes
    benligimizi unutmaya baslayan bir millet olmaya basladik
  • 11-11-2005, 19:17:53
    #6
    en başta forumdaki nicklerimiz

    Evocel türkce degil
    drstranger turkce degil
    Mrmanson nicki boşverin adam degil
    ben ve sos anlami belli degil
    Hakiki nick malatyalı :P
  • 14-11-2005, 13:05:20
    #7
    Üyeliği durduruldu
    Hazır konu açıkken bi kitap önerisi yapıyorum her Türk'ün okuması gereken bir kitap ; ''Bye Bye Türkçe'' Yazar : Ord.Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu
    (Şu an internetten almanız mümkün değil,çünkü çoğu yerde tükenmiş)