• 14-01-2009, 21:10:21
    #1
    Üyeliği durduruldu
    FİRAVUN VE ADAMLARININ SUDA BOĞULMALARI
    Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 92)
    Kuran'da, denizin yarılması olayının önemli noktaları anlatılır. Buna göre, Hz. Musa kendisine itaat eden İsrailoğullarını yanına alarak Mısır'dan ayrılmak üzere yola çıkmıştır. Ancak Firavun kendi izni olmadan yapılan bu çıkışı hazmedemez. "O ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla" (Yunus Suresi, 90)
    müminlerin peşlerine düşerler. Deniz kıyısına geldiklerinde Firavun ve ordusu onlara yetişir. İsrailoğulları'ndan bazıları bunu görünce Hz. Musa'ya isyan etmeye başlarlar. Tevrat'a göre Hz. Musa'ya "bizi niçin yurdumuzdan çıkardın, orada köleydik ancak yaşıyorduk, şimdi ise öleceğiz" derler. Gösterdikleri bu zaafiyet, Kuran'da da şöyle ifade edilmiştir:

    İki topluluk birbirlerini gördükleri zaman Musa'nın adamları: 'Gerçekten
    yakalandık' dediler. (Şuara Suresi, 61)
    Aslında İsrailoğulları'nın gösterdiği bu tevekkülsüz tavır ne ilkti ne de son olacaktı. Daha önce de kavmi Hz. Musa'ya şöyle yakınmıştı:
    Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık. (Araf Suresi, 129)

    Kavmindeki bu tevekkülsüzlüğe karşılık, Hz. Musa Allah'a karşı son derece büyük bir güven duygusu içerisindeydi. Hakkıyla Allah'a güvenmekteydi. Mücadelesinin en başından beri Allah, yardımının onunla olacağını bildirmişti:
    Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim, işitiyorum ve görüyorum. (Taha Suresi, 46)
    Firavun'un büyücüleriyle ilk karşılaştığında Hz. Musa "kendi içinde bir tür korku" duymuştu. (Taha Suresi, 67)
    Bunun üzerine Allah ona korkmamasını ve muhakkak üstün geleceğini ilham etmişti. (Taha Suresi, 68)
    Sonuçta, kendi kavminden insanlar yakalanmış olmaktan korkarlarken Hz. Musa şöyle demişti:
    Hayır... Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir. (Şuara Suresi, 62)
    Üstteki resim Firavun II. Ramses'in mezarından çıkarılan mumyasıdır Tarihsel kaynakların çoğunluğu bu Firavun'un Kuran'da bahsedilen Firavun olduğunu göstermektedir. Peki Kuran'a göre boğularak ölen Firavun'un mumyası nasıl olup da bir mezarda bulunmuştur? Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür
    Allah Hz. Musa'ya asasını denize vurmasını vahyetti. Bunun üzerine "deniz hemencecik yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu." (Şuara Suresi, 63)
    Bu durumda, Firavun'un böyle bir mucizenin gerçekleştiğini gördüğü anda ortada bir olağanüstülük olduğunu, İlahi bir müdahale ile karşı karşıya bulunduğunu anlaması gerekirdi. Deniz, Firavun'un öldürmeye çalıştığı insanların önünde açılarak onlara yol veriyordu. Üstelik onlar geçtikten sonra suların kapanmayacağından emin olunamazdı. Ancak buna rağmen İsrailoğulları'nın ardından suya girdiler. Büyük bir ihtimalle, Firavun ve ordusu, içinde bulundukları azgınlık ve düşmanlık sebebiyle sağlıklı düşünebilme yeteneğinden yoksun kaldılar ve bu durumun mucizevi niteliğini kavrayamadılar.

    Firavun'un son anlarını Allah, Kuran'da şöyle bildirir:
    Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)
    Burada Hz. Musa'nın bir mucizesini daha görmek mümkündür. Bunun için şu ayeti hatırlayalım:
    Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler. (Yunus Suresi, 88)
    Bu ayetten anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa, Firavun'un acı azap kendisine gelince iman edeceğini önceden haber vermişti. Nitekim sular yükseldiğinde Firavun gerçekten de iman ettiğini söylemeye başladı. Ancak bu davranışın samimiyetsizliği, sahtekarlığı çok açıktı. Firavun kendisini ölümden kurtarabilmek için böyle demişti.
    Sonuç olarak Firavun'un son anda iman etmesi, bağışlanma dilemesi Allah tarafından kabul edilmemiş, Firavun ve ordusu sular altında kalarak ölmekten kurtulamamışlardır:
    Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92)
    Dikkat edilirse, Firavun'un yanı sıra askerleri de azaptan paylarına düşeni almışlardır. Firavun ordusunun da Firavun gibi "azgın ve düşman" (Yunus Suresi, 90) oldukları, "bir yanılgı içinde" (Kasas Suresi, 8) oldukları, "zulmettikleri" (Kasas Suresi, 40), "yeryüzünde haksız yere büyüklendikleri ve gerçekten Allah'a döndürülmeyeceklerini sandıkları" (Kasas Suresi, 39) için Allah'ın azabı onlar için de hak olmuştu. Böylece Allah hem Firavun'u hem de tüm ordusunu yakalayıp suda boğmuştu. (Kasas Suresi, 40)
    Allah onlardan intikam almış ve ayetleri yalanlamaları ve bunlardan habersizmiş gibi davranmaları nedeniyle onları suda boğmuştu. (Araf Suresi, 136)
    Firavun'un bu dehşetli ölümünün ardından olanları da Allah Kuran'da şöyle açıklamıştır:
    Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). (Araf Suresi, 137)
  • 14-01-2009, 21:15:09
    #2
    Resimlerin kaynağındaki sitede bazı bilimsel bilgilere ve araştırmalara hakaret vardır. Ve R10 bir ticaret ve webmasterların dertlerini, güncel konuları konuştuğu bir site olduğundan bu tarz başlıklar yasaktır. İnanmayanların da inanmamak kendi düşüncesidir, islamda hoşgörü vardır. Böyle ibret olsun diyerek kimse ikna olmaz, hoşgörü ve anlayışla insanlara bir şeyler öğretilebilir.
  • 14-01-2009, 21:24:39
    #3
    Üyeliği durduruldu
    Cenk Bey Bende anlayanlara diye yazdim... Anlamiyanlardan birisi ortada hala filistin topraklarinda geziyor yanlışsam söyleyin lütfen

    ve bu resimdeki de onlarin yüzyillar onceki hali ortada hakaret yok.. görenler var ise lütfen bana iletsin
  • 14-01-2009, 21:26:57
    #4
    resimlerin kaynağı yani harun....org lu sitede evrim münasebetsizliği, yok şu bilim saçmalığı tarzı başlıklar ve yazılar vardır.
  • 14-01-2009, 21:27:54
    #5
    cenk zaten resimde hakaret var demiyor. resimlerin olduğu sitede bazı bilimsel araştırmalara hakaret var diyor
  • 14-01-2009, 21:31:57
    #6
    Üyeliği durduruldu
    tamam bunda haklisiniz fakat resimleri kendisi uydurmamistir ve bu hali kiyamete kadar sürecegi Kuran-i Kerim ' de yazmaktadir. yaşadigimiz olaylarda
    bunlardan ibret alinmasi gereken bir olaylardir.. ben kimseyi düsüncesinden dolayi ne yargiliyorum ne de kiniyorum zaten siteninde linkini vermedim sadece kendi bildigim ve inandigim konuyu aktardim..




    Teröre Hayir...
  • 14-01-2009, 21:34:29
    #7
    ilker kardeş anladık sen biraz daha dinine yatkın, bağlı bir insansın.

    böyle olman güzel birşey

    fakat yine böyle olman gelip burda din hakkında konular açmanı gerektirmez. inananlar inanmayanlar şeklinde yazılar yazman gereksiz.

    inanan inanır, inanmayan inanmaz. İslam da hoş görü vardır. inanmayan bırak inanmasın
  • 14-01-2009, 21:37:14
    #8
    Benim bahsettiğim resimin yalan olduğu falan tarzı şeyler değil, kaynağın ilime düşman biri olduğudur. Bir söz yazıyım aşağıya örnek olsun sizlere. İlim hakkında Hz.Ali'nin sözü. En sevdiğim sözlerden biridir.

    İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğrenmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir, ilim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim ise tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin, mal ise eşkiyaların mirasıdır.

    Hz.Ali (Esedullah)
  • 14-01-2009, 21:42:58
    #9
    Üyeliği durduruldu
    Cenk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Benim bahsettiğim resimin yalan olduğu falan tarzı şeyler değil, kaynağın ilime düşman biri olduğudur. Bir söz yazıyım aşağıya.

    İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğrenmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir, ilim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim ise tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin, mal ise eşkiyaların mirasıdır.

    Hz.Ali (Esedullah)
    Harun yahya'yının sitesine girmedim bile fakat senin rahatsız olduğun konu hangisi? Aşağıdaki yazımı?

    Alıntı
    İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğrenmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir, ilim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim ise tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin, mal ise eşkiyaların mirasıdır.

    Hz.Ali (Esedullah)