ss190634 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Koyu iktidar partisi destekcisi ve Türk milliyetcisi olarak şunu acık acık soyleyebilirim Alt gelir gruba sahip vatandaşlara gereken önem maalesef verilmiyor.Özellikle teşkilatlar komple elden geçirilmeli.Oy kaybının tek sebebi fakir fukaraya onem verilmemesi.Bu şekilde devam eder teşkilatları gözden geçirmez iseler sonuç kötü olacak.Hizmet te bir yere kadar
Gerçekten bunu mu sorun olarak görüyorsunuz? Tek derdiniz bu olsun, derdinizi seveyim. " Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk. - Victor Hugo " İktidarın yoksullar üzerinden makarna ve kömür dağıtarak oy aldığını sanıyorum bilmiyorsunuz, dediğinizin tam tersi bir durum söz konusu. Fakirlere yardım ile ayakta duruyorlar ve yardım alanlar aman yardımlar kesilir diye oy vermeye devam ediyor, sayelerinde işe girenler aman beni çıkarırlar diye oy vermeye devam ediyor, erzak yardımı alanlar aman erzaklar kesilir diye oy vermeye devam ediyor, ne demek fakire yardım edilmiyor? İnsanları 3 kuruşa 2 kap yemeğe muhtaç et ve önüne bir kuru ekmek koy, ömrü boyunca sana muhtaç olsun ve minnet duysun, insanlık tarihinin en eski yönetim taktiğidir bu.



Basın ve konuşma özgürlüğü yok deseniz, şeffaflık yok deseniz, adalet herkese eşit davranmıyor deseniz, liyakat bitmiş deseniz anlarım, ekonomik olarak büyük buhrana sürüklediler deseniz yine anlarım, 1,2 milyon yolcu garantisi verilmiş ama 7,500 kişi uçmuş bu nasıl iş bilmezlik öngörüsüzlük dersiniz anlarım, 3 birime yapılacak köprüyü başkalarına yaptırıp 20 birim kazanç garanti ediliyor deseniz vallahi anlarım. Ayrıca sosyal devlet değiliz, teknik olarak yardım zorunluluğu yok. Sosyal devlet olsak sağlık ve eğitim gibi sosyal haklarında ücretsiz olması gerekir, evsize ev, işsize iş veya sürekli işsizlik maaşı garantisi verilir. Yardımlarda öncelikli amaç siyasi çıkardır, halk pek kimsenin umurunda değil. Bunun değişik sebepleri ve yolları vardır, en yaygın olanından bahsedeyim. " Halka 10 milyon paket makarna dağıttık. " Evet, öncelikle yandaş bir fikirdaşın makarna fabrikası ile anlaşırsın, 3 lira olacak ürünü 20 liraya mal ettim olarak devlete fatura edersin, 3 lira bile olsa göstere göstere yapar ve üzerine parti logoları basarak halkın parasını halka bilmem kaç katı fiyattan kendi reklamını yaparak dağıtırsın, sonralıkla ise 10 milyon dağıttım diye kayıtlara geçer ve 1 milyon dağıtırsın ve 9 milyon adet karda olursun. İhalelerde bunun örneklerine sıklıkla rastlarsınız, köprüyü devlet yapsa 3 birimdir ama gider bir anlaşmalı taşerona ihale eder ve ihaleye giren tek kişi normalde yapılacağı fiyatın 20 misline ihaleyi alıp normal fiyata yapar, kalan 19 birimlik fark bölüşülür işte bizim aradığımız şeffaflık buralarda olan şeffaflık. Yani her insanın fikrine saygı duyarım ama olay fakire yardım etmediler meselesi ise çok yanlış bir pencereden baktığınızı söylemeden geçemeyeceğim, oraya gelene kadar daha neleri neleri var burada öyle ulu orta söylenmeyecek şeyler. Fakire yardım fakire yardım, ee hani fakirlik bitirilmişti? Fakirlik ortadan kaldırılmıştı?



20 yıl boyunca en çöp dediğimiz ülkeler 50 kat büyüdü biz yerimizde bile sayamadık demiyor kimse, 1900 lü yıllarda kuyruk bekliyorlarmış o söyleniyor 50-100 sene önceleri ile ülke kıyaslanıyor, yok canım 1300 ler ile kıyaslanmalı bence araba bile yoktu İngiliz atı bulamıyorduk sadece Arap atları ile seyahat edebiliyorduk ve yollar çok bozuktu. Kore savaşında yardıma gittiğimiz zavallı güneyliler adam oldu, yardım elimizi uzattığımız sefil Çin süper güç oldu, 2 dünya savaşı kaybetmiş, savaş tazminatları ödemiş, toprak kaybetmiş, hiper enflasyonlar geçirmiş, çalıştıracak işçisi bile olmadığı için işçi ithal eden Almanya Avrupa'nın mutlak hakimi olmuş ama biz kuyruk beklediğimiz için eskiye dönmek istemiyoruz. O zamanlar öyle ucuz halk ekmek kuyruğu, tarladan getirilen ucuza sebze meyve kuyruğu, postanelerde ayçiçek yağı kuyruğu veya tanzim satış kuyruğu falan da yok he, 2. Dünya savaşı yüzünden onlarca milyon insanın öldüğü zamanlar ayyaş, sağır, Amerikancı denen İnönü'nün kuyrukta bekleyen çocuğun sen bizi ekmeksiz bıraktın cümlesine evet sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım dediği 1940lı yıllar ve 30 sene sonrası Kıbrıslı kardeşlerimiz ölmesin gerekirse yokluk çekeriz diyen Ecevit'in Kıbrıs'ın bir kısmını geri alıp bir ülke kurduğu yıllar Amerika başta olmak üzere çok fazla sayıda ülke ambargo uyguladı, yani ülkemize parası ile bile mal satmadı. Şimdi bir ambargo geldiğinde neler olabileceğini düşünebilen var mı? Hayır, hiç sanmıyorum. 1974 civarında ambargo sonrası öyle aç sefil değildik çünkü kendine yetebilen bir ülkeydik, üretiyorduk öyle sebze meyve ithal etmiyorduk karnımız doyuyordu. Şimdi ambargo olsa ekmeklik undan tutun mercimeğe kadar ithal ediyoruz, aç kalacağımızın kesinliğine hiç şüphe yok. Birileri eskiden hastanelerde sıra bekliyormuş vay canına. Cep telefonu ve bilgisayar olmadığı yıllarda posta güvercini ile randevu sistemi mi icat edilmeliydi anlamak güç.



50 yıl öncesine göre 2 kat mı büyüdük diyelim, halk zil takıp oynuyor vaaauvvv 2 kat gelişmiş bir ülkeyiz 50 ene öncesine göre. Eeee, Almanya 70 kat, Japonya 95 kat, Çin 160 kat, Güney Kore 220 kat büyüdü geçen bu süre boyunca, ne demek sadece 2 kat büyüdük ve mutluyuz? 100 lira vergi ödeyip 1 lirası ile yol yapılınca çocuk gibi seviniyoruz, kadir kıymet bilen ve küçücük şeylerden mutlu olan çok enteresan bir halkız, diğer 99 lirayı ne yaptınız demeyi hakaret saydığımız için sormaya bile utanıyoruz o derece naif bir yapımız var. Bir erzak kolisi aldığı için kendini borçlu hisseden ve seçim günü geldiğinde borcunu ödeyen bir halkız biz, sağ cebimizden çıkan 500 birim vergimizin seyrelip 1 birim olarak sol cebimize erzak yardımı olarak girdiği zaman havalara uçuyoruz, devlet bizi düşünüyor diye yorumluyoruz. Hatır gönül bilen kişileriz biz, iyi niyetli olduğumuz için karşımızdakileri dürüst ve namuslu biliyoruz, sorgulamaya dahi ihtiyaç duymadığımız gibi 128 milyar dolar gibi küçücük paralar için bile soru sormayacak kadar naif halkız. Çabuk unutuyoruz mesela, daha dün verilen sözler tutulmasa bile unutuyoruz gidiyor hiç sorun olmuyor ama aynı naif halk 1940 senelerinde 2. dünya savaşı esnasında onlarca milyon insan ölürken kendi beklememiş olsa bile dedesinin beklediği o kuyruğu asla unutmuyor, aklından çıkaramıyor.