@BetaHouse; Hocam siz bu videodaki benzetme hakkında ne düşünüyorsunuz malum twitter herkesin kendilerini özgür sandığı platform bu benzetme sizce ne kadar etik teşekkürler şimdiden
Valla neresinden tutayım bilemedim, ülkemizde yaşanan mevzuların bir tık yumuşatılmış hali bu video çünkü bizde bu şekilde infaz yok, sadece görevden affını isteme veya merkez bankası başkanını görevden alma gibi olaylar var. Her iki durumda da bakanlar veya merkez bankası başkanları tekrar görülemiyor ama olsun, sonuçta aynı şey değil o yüzden benzetmeye karşı çıkmak durumundayım, o kadar sert değiliz.

Bizde mesela EKSİ 47 Milyar Dolar bakiye varken ARTI 95 Milyar Dolar olduğu söyleniyor, tam 142 Milyar Dolarlık ufak bir sapma payı aralığında. Benim en büyük korkum aslında altın. Şimdi hazinemizde dolar olduğu söyleniyor ama aslında olmadığını ve borç senetlerinden ibaret örümcek ağları ile dolu bir kasa olduğunu cümle alem biliyor, tüm dış fonlar, yatırımcılar, kredi derecelendirme kuruluşları, hedge fonlar, balinalar, merkez bankaları, imf ve diğer para kuruluşları biliyor, sadece biz kabul etmiyoruz hepsi o. Peki dolarda böyle ufak bir sapma oluyorsa benim korkuma geleyim. 2020 kasım itibari ile 547 ton altın rezervimiz olduğu söyleniyor fakat görmedik duymadık bilmiyoruz, sadece söyleniyor. Ya dolar gibiyse? Ya aslında böyle bir rezervimiz kalmamış veya hiç olmamışsa?
Mao zamanında korkak bürokratlar sırf korkularından sayılarla oynadı ve şişirilmiş sayılara göre ambarlar dolu zannedildi fakat öyle bir üretim yapılmamıştı, sadece kağıt üzerinde mış gibi yapılmıştı ve açlıktan milyonlarca insan ölmüştü. Benim korkum altınların aslında olmaması, açık açık söylüyorum. Tıpkı bir varlık fonuna sahip olduğumuz fakat fonda bulunan tüm varlıkların dış borç alımında teminat gösterilmesi ve aslında varlık fonunun varlıktan çok daha fazla borcunun olması gerçeği gibi çok çok acı bir reçeteden çekiniyorum. Üstte bir yorumda dolar düşünce ortadan kaybolanlar diyen bir arkadaş olmuş, Ejder sen beni bilirsin ben dolar düşükken de aynı şekilde yükseleceğini söyleyip durdum yatırım tavsiyesi olmamakla birlikte. Bir bilyeyi havaya atarsanız havada asılı kalma gibi bir durum olabilir mi? Yerçekimi kanunu gereği o bilye elbette yere düşecektir, alttan üfleseniz de suni şekilde havada tutamazsınız, bunun kaçarı yoktur. Dolar'ın neden yükselmek zorunda olduğunu bilmeyenler ahkam kesip manipülasyon yapmasın tek isteğim bu. Ayrıca dolar yükselecek demek ben ülkemi sevmiyorum demek değil, yükselmesini arzuluyorum demek hiç değildir. Sadece ve sadece ekonominin dinamikleri bunu gerektirdiği için Ağustos aylarına doğru hala beklentim 12 lira civarları eğer beklenmedik bir dış şok veya bankacılık krizi veya ödemeler dengesi krizi veya temerrüde düşme gibi olasılıktan herhangi biri olmazsa. Hee, olursa ne olur? Orası pek iyi olmayacağı için hiç anmayalım çağırmayalım daha beteri olmasın. Evet eşyanın tabiatı gereği TL hızla değer kaybedecek ama elbet bir yerde durması gerekiyor, işte mühim olan nerede duraksayacağı. Bu yaz için turizm den ümidimi çoktan kestiğim için ülke tarihinin gelmiş geçmiş en büyük buhranlarından birini bekliyorum. Hee, her şey güzel olabilir mi? Tabii olabilir, neden olmasın? Eksiksiz olarak tek istisna olmadan şunların olması gerekir.
Derhal İMF ye gidilmeli, tüm kamu harcamalarında tasarrufa gidilmeli ve yüksek maliyetli yatırımlar durdurulmalı, geçiş garantili köprüler tüneller yollar ve hasta garantili hastaneler mevzularına el atılmalı, gerekirse İngiltere mahkemelerine gidilmeli, kam araçları, uçaklar ve benzer kamu malları derhal satılıp gelir hazineye aktarılmalı, elmas, pırlanta ve yatlara alınan yakıtlar gibi vergisiz harcamalara en ağır vergiler gelmeli, zenginlerden daha fazla vergi alınmalı ve vergileri silinmemeli, doların yükselmesi pahasına bile olsa bolca tl basılıp iç piyasa hareketlendirilmeli, muadili üretilen malların ithalatı yasaklanmalı, tarım ve hayvancılık için yüksek bir bütçe ayrılıp üretim ekonomisine dönülmeli, tasarruf ve imf den gelen likit ile gideri yüksek olan kimsenin uçmadığı havalimanları gibi bazı özel girişimler kamulaştırılmalı, kuvvetler ayrılığı tam uygulanmalı ve derhal parlamenter sisteme dönülmeli, adalette gerçek anlamda bir reform getirilmeli ve diğer ülkelere bizde adalet ve özgürlük var imajı çizilip demokrasiye dönüldüğü gösterilmeli, işinin ehli liyakatli kişiler makamlara gelmeli, Sayıştay'ın denetleme görevini tam olarak yerine getirilmesi sağlanmalı, kanal ve İstanbul kelimeleri asla yan yana kullanılmamalı, S400 ' ler derhal Nahçıvan topraklarına gönderilmeli, F35 programına geri dönülmek için mümkün olan her taviz verilmeli, Esad ve Sisi ile derhal barışılmalı, Libya'dan derhal geri çekilmeli, Avrupa Birliği ile iyi ilişkiler kurulmalı, bu sayede mülteci krizi, olası yaptırımlar ve Doğu Akdeniz sorunları tamamen çözüme kavuşturulmalı, Halkbank davası için anlaşma yoluna gidilmeli ve Reza Zarrab olayları için 3-5 milyar dolar tazminata razı olunmalı, yeşil enerjiye dönülmeli, güneş enerji sistemleri ve rüzgardan en verimli şekilde yarar sağlanmalı, dış borçlar mümkün olduğu kadar uzak tarihlere ertelenmeli, faizler daha fazla arttırılmalı, hazinenin eksi olan rezervi yerine konmak için dışarıdan dolar toplanmalı, yabancı yatırımcı için birkaç yıl süre ile sıfır vergi sözü verilip ülkemizdeki üretim ve işsizlik sorununa hızlı şekilde çözüm aranmalı. Bunun gibi 80-100 madde daha yazarım ama kimse okumaz, o yüzden kısa keseyim en iyisi. Ülkenin durumu düzelir mi? Elbette. Ama bunu öyle basit olmayacağını görmek gerekiyor. Gözlerimizi yummak o sorunların orada durduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hakkımızda hayırlısı demekten başka çare gelmez elden..