• 25-10-2008, 04:21:47
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Bu yazım teröristlere� başlığı ile yazdıklarıma çok sayıda mail aldım. Benimle aynı düşüncede olanların yanı sıra, karşı düşüncede olanların da hepsine, ama kısa ama uzun cevap yazma gayreti içinde oldum. Tabi her zaman olduğu gibi çok sayıda küfür edenler de vardı. Saygılı olamayanlara maalesef cevap yazmıyorum.



    Bazılarına, dile getirdikleri sorunlara yazılarımda yer vereceğimi ifade ettim.



    Mesela bir mailde şöyle diyordu;

    �Dili, edebiyatı, kültürü, folkloru ve bütün ulusal değerleri yasaklanan bir halkı biliyor musun? Bu sorunlara çağdaş evrensel çözümlerin olması için tarafsız şöven duygularımızdan uzak onun etkisinde kalmadan sağduyulu düşünüp değerlendirmeler yapabilmeliyiz.�



    Bir başkası, benim Bask örneğime karşılık Yaser Arafat"ı örnek gösteriyordu;

    �Yaser Arafat, 1965�68 yılları arasında gerilla mücadelesi vermiş bir halk önderi olarak, yine uzun yıllar boyunca dünya çapında, kamuoyunda terörist olarak tanımlandı.�



    Bir diğeri, yazımdaki �o cahil teröristlerin� ifademden alınmış, şöyle diyordu;

    �O cahil teröristlerin, Kandil dağı eteklerinde �Şehit Harun� kampının yakınlarından geçen derelerde elektrik santrali inşa ettiğini ve civar köylerin bile bu hizmetten yararlandığını ��.

    Örgütün 90"lı yıllardan bu güne kadar en büyük asker gücünü üniversiteli veya mezun gençlerin oluşturduğunu, okuma-yazma bilmeyen savaşçılara Kürtçe-Türkçe ve hatta inanın İngilizce eğitim verildiğini de mi bilmiyorsunuz. Peki, her kampta doktor olduğunu, sinema, sanat, edebiyat, tiyatro, felsefe, spor okulları ve eğitimleri olduğunu da mı bilmiyorsunuz. Hadi canım!�



    Bir kısmı da �ilkokul mezunu� ifademden alınmışlar. Bunu yanlış anlamışlar. Ben onların sonuna kadar eğitim alma hakkından yararlanamadıklarını vurgulamıştım. Yoksa kimsenin ilkokul mezunu olmasını küçümsemiyorum. Benim babam da ilkokul mezunuydu, annem de ilkokul mezunu. Onlar da okumak isterdi ama mümkün olmamış. Eminim dağlarda elinde silahla dolaşanlar da daha fazla okumak isterdi. Sanırım çocuklarının da en iyi eğitimi almalarını isterlerdi. Bununla birlikte, insan okuyamasa da kendini yetiştirebilir. Bugün içinde bulunduğumuz toplumda ne ilkokul mezunları var ki, üniversite okumuşlara taş çıkarır. Okuyamadığı halde hayat mücadelesini kazanmış, ailesine, çevresine ve topluma faydalı olan çok kişi tanıdım. Bunda, içinde bulundukları çevrenin önemli bir rolü var. Bu çevreyi, bu ortamı, bu şansı dağlarda, mağaralarda bulmak mümkün değil. Yoksa mümkün mü, cevabını siz verin.



    GELECEK KUŞAKLAR İÇİNSE



    Bundan önceki yazımda, medeni olmak isteyen bir insanın ihtiyaçlarına yer verdim. Medeniyete ulaşabilmenin yolu demokrasiden geçiyor. Bugün henüz daha iyi bir sistem olmadığına göre, çözümü buradan üretebilmeliyiz. Uzun sürebilir. Sabırsızlık, herkesin kendi yaşadıgı süre içinde herşeyin olup bitmesini istemesinden kaynaklanıyor. O zaman, gelecek kuşaklar için mücadele etmek söylemi geçersiz kalıyor. Böyle devam ederse, demokrasiyi gelecek kuşaklara bile ulaştıramayacağız. Amaç, demokrasiyi korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara ulaştırmak değil mi? Bunun için insanların ölmesi mi gerekiyor? Kimsenin ölmesi gerekmiyor.



    Çözüm dağlarda ve silahta değil. Doğu ve Güneydoğu"da medeniyet isteyen ve bekleyen çok insan var. Terör, buna engel oluyor. Adı üzerinde, terörün amacı karışıklık ve korku yaratmak. Hedef gözetmeksizin toplumda kan akıtanlar, savunduklarını söyledikleri insanlar için medeniyet istiyorlarsa, terörden vazgeçmelidir. Medeniyete, terörle sahip olunamaz. Terör yaratanlar medeni olamaz. Silaha davrananların biraz olsun, en azından kendi medeni ihtiyaçlarını düşünerek, medeniyet istemelerini tavsiye ediyorum.



    MÜCADELE ETMEK İÇİN



    Hayatta, herkesin bir mücadelesi var. Mücadeleye saygı duyarım. Ama mücadele etmek için ölmek değil, hayatta olmak gerekir. Mücadele eden bir kişinin ölmesi, o mücadeleyi kaybetmesi demektir. Ancak yaşayanlar, mücadele edebilir.



    Herkesin ayağının yere basması, gerçekçi olması gerekiyor. Bugünün küçülen dünyasında, dünyadaki gelişmelerden kopmayan, kafasını çalıştıran, çözümler üreten, bu doğrultuda plan ve stratejiler üretebilenlerin hedeflerine ulaşma imkanı olabildiğini görüyoruz. Tabii bir de, çok çalışmak gerekiyor. Bunları yapmayanlar, bu şansı da kaçırıyorlar ne yazık ki.



    Farklı din ve ırklardan dostlarım var. Bu ülkede kimsenin tedirgin olmadan, sahip olduklarımızdan ve sahip olacaklarımızdan eşit koşullarda yararlanmasını istiyorum.



    Farklı düşüncelerde olsalar da bana mail gönderenlerin hepsine görüşlerini ilettikleri için teşekkür ediyorum. Onlara son bir sözüm olacak;



    �Bir çok şeyi savunun ama çoluk çocukları, kadınları, yaşlıları, alakasız insanları öldürmeyi savunmayın lütfen.�

    KAYNAK: Reklam
  • 25-10-2008, 08:13:52
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Misak-ı Milliye karşı bir mücadele olamaz. Olanlar cezalandırılıp Türk Milletince lanetlenirler...