• 21-03-2020, 01:25:30
    bynet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bence her şehir meydanına otobüs koysunlar herkesi test etsinler. rahatsızlığı olmayan adamı ne diye teste sokacağız anlamadım?
    Anlatayım, asemptomatik denilen hastalar var. Bu hastalar hiç bir hastalık belirtisi sergilemiyor ve atlatıyor hastalığı ama bunu yaparkende çevresine bulaştırmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra kuluçka süresinde de yani herhangi bir belirti göstermedikleri süreçte de hasta hala virüsü yayabiliyor. Bunların önüne geçmenin tek yolu test.
  • 21-03-2020, 01:25:47
    bynet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bence her şehir meydanına otobüs koysunlar herkesi test etsinler. rahatsızlığı olmayan adamı ne diye teste sokacağız anlamadım?
    Taşıyıcı olma ihtimalinden olabilir mi ? Kore örneği var önünüzde.
  • 21-03-2020, 01:31:26
    metehanakdeniz.com
    Herhangi bir kafede oturup, bir kahve içmenin dahi kıymetini bilemedik. Affet bizi korona.
  • 21-03-2020, 01:36:15
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    whatsapp'tan yollamışlar paylaşayım dedim.

    Doktor olan bir kuzenimin kendi aramızdaki whatsapp grubunda yazdıklarını aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

    Yıllardır doğru düzgün girmediğim facebooka bu virüs yüzünden girip bir şeyler yazayım istedim çünkü neredeyse 15 ocaktan bu yana, yani 2 aydır bu hastalık üzerine bilimsel makaleler de dahil çok fazla okuma yaptım.

    Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bu virüsten kaçış yok arkadaşlar. İstisnasız hepimiz yakalanacağız. Ama ne kadar geç yakalanırsak o kadar iyi, bunu en sonda açacağım. Aynen grip virüsünde olduğu gibi önümüzdeki yıllar, on yıllar boyunca bu virüsle yaşamayı öğreneceğiz. Emin olun bu kesin. Şu an alınan karantina, tatil, izin vb önlemlerinin tamamı virüsün yayılma hızını yavaşlatıp, sağlık sektörünün çökmemesini sağlamak üzere alınıyor.

    Çok hızlı yayılımda hastanelerin yoğun bakım üniteleri çıkmaza giriyor ve bilamecbur İtalya örneğinde olduğu gibi hangi hastanın yaşayacağına, hangisinin öleceğine karar verilmesi gereken berbat bir durum ortaya çıkıyor.

    Virüs dediğimiz şeyler aslında öldürücü, şeytani birer düşman değiller. Onlar da aynen bizim gibi üzerinde konuşlandıkları alan sayesinde yaşayan canlılar. Zaten genelde hayvanlardan bize geçiyorlar ve evet, hayvanları genelde öldürmüyorlar. Çünkü kendileri de yaşamak için üzerinde yaşadıkları canlılara muhtaçlar. Yüzyıllardır hayvanlarla beraber yaşamaya alışmışlar.

    E peki biz neden ölüyoruz? Çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Virüs kendini hala hayvan vücudunda zannediyor. Yeni yerleştiği konağın şartlarını henüz bilmiyor. Belli bir süre geçtikten sonra hem bizler onlara bağışıklık kazanacağız hem de onlar kendi sonsuz yaşamları için mutasyona uğrayacaklar. Böylece beraber yaşamaya alışacağız.

    Mesela aranızda herpes labialis adlı virüsü duyan oldu mu hiç? Duymadınız ama kendisi dünyanın en yaygın virüslerinden birisi ve bir kere vücudumuza girdikten sonra biz ölene kadar vücuttan atılamıyorlar. Peki ne yapıyor bu virüs? Dudağınızda uçuk çıkarıyor. O kadar işte. Bizi öldürmüyor çünkü biz ölürsek kendisi de yaşayamıyor.

    Grip virüsü de hemen hemen öyle. Öldürücülük oranı %0.1 civarı ve genelde zaten vücudunda kronik sorun olanları öldürüyor. Her sene ve her sene dünyada yarım milyar insan grip virüsüne yakalanıyor. Bu şekilde birlikte yaşamaya alıştığımız tonla virüs var. Corona virüsler (sars, mers vb) ile de yaşamaya alışacağız (tabii mers ile belki 1000 yıl sonra).

    Sadede gelirsem, dediğim gibi hepimiz bu virüse yakalanacağız. Hatta belki birçoğumuz yakalandı bile ama fark etmedi. Ve hatta hastalığı da atlattı. Vücudu virüsle yaşamaya çoktan alıştı ya da virüs o vücutta yaşayamadı ve başka konaklara geçti. Bu konuda en güzel örnek Diamond Princess gemisi. Gemideki 3700 kişinin 700'ünde test pozitif çıkmış. Ama bu 700 kişinin 350'si hastalığı hissetmemiş bile. Ve hala da çok sağlıklılar. Yatak döşek yatmıyorlar. Ki yaş ortalamaları da baya yüksek.

    Peki neden böyle? Çünkü o 350 kişinin bağışıklık sistemi çok güçlü. Yani bu hastalıkta en önemli şey bağışıklık sistemi. Aramızda bağışıklığı iyi olanlar, spor yapanlar, doğru besinleri alanlar, sigara içmeyenler vb. bu hastalığı belki hissetmeyecek bile. Belki hafif bir grip gibi atlatıp hayatlarına devam edecekler.

    Ne yapmak gerekiyor? Öncelik vücut direnci. Spor ve hareket. Sonrası beslenme. Özellikle meyve sebzeler ile daha spesifik şeyler, mesela sarımsak, yoğurt, kefir, yeşil çay vb. Sonrası ise besin takviyeleri. Özellikle c vitamini, çinko, beta glukanlar (1.3 ve 1.6) ve kara mürver ekstresi. Meyve sebzeler ve takviyeler eğer kendinize de dikkat ederseniz bu kışı atlatmanızı sağlayabilir. Çünkü bağışıklık sistemini çok dirençli hale getiriyorlar.

    Dediğim gibi, bu virüsle yaşamaya alışın. Önümüzdeki yıllarda, hatta belki aylar ya da haftalarda mutasyona da uğrayacak, ya daha ölümcül olacak, ki kendi de kaybeder, bu yüzden bunu düşük olasılık görüyorum, ya da o da bizimle yaşamayı öğrenecek. Aşısı bulunsa bile mutasyona her uğradığında aşı işlevini kaybedecek. Grip aşıları da öyledir. Sizi sadece geçmiş senelerin grip virüslerinden korur. Yenilerinden değil. Yani tam koruma sağlamaz. Tam koruma her zaman için bağışıklık sisteminizdir.

    Fakat dediğim gibi virüsün canlılığını devam ettirebilmesi için bulunduğu konağı öldürmemesi ve başka konaklara geçebilmesi gerekiyor. Bunun için de mecburen mutasyona uğramak zorunda. Mutasyon dediğimiz şey ise nesille alakalı ve virüsler çok hızlı üreyip öldükleri için bizlerde yıllar alan nesil değişimi onlarda saatler alabiliyor. Bu sayede çok hızlı mutasyon geçiriyorlar. Ve büyük bir olasılık süre geçtikçe virüs bulaştığı kişiyi öldürmeyecek şekilde mutasyon geçirecek. Yani bu virüsü ne kadar geç kaparsanız tehlikesi o kadar az olacak.

    Evet, hepimize uğrayacak bu virüs ama ne kadar geç uğrarsa o denli şanslı olacağız. Bu yüzden olabildiğince evden çıkmamak, hijyene dikkat etmek, gerekli şekilde beslenmek, hareket etmek ve gerekli takviyeleri almak gerekiyor. Bunları yapanlar emin olun hepimizden uzun yaşayacak.

    Özet
    1- Kendinizi karantinaya alın. Virüsle en geç temas edenler en şanslıları olacak
    2- Hijyen. Olabildiğince temizliğe dikkat edin.
    3- Meyve sebze yiyin.
    4- Bağışıklığa iyi gelen sarımsak, kefir, yoğurt gibi besinler tüketin.
    5- Bağışıklığa çok iyi gelen besin takviyeleri ve vitaminler alın. Örnek: beta glukanlar, c vitamini, çinko, kara mürver ekstresi vb.
    6- Hareket edin ve evinizde spor yapın.
    7- Sigarayı bırakın.
    8- Bol su için.
  • 21-03-2020, 01:38:00
    Birsen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben de bir kaç bir şey söylemek istedim. Bugün Kaybımız 9 insanımız ve hepsi yaşlı. Bizim de yapabileceğimiz şeyler var bugünlerde. Yaşlıların sokağa çıkmasına izin vermeyelim. Elektrik, su faturası ödemeye çıkan yaşlılar var. Onlara yardımcı olalım. Gençler onları evde oturmaları için ikna edip gerekirse faturalarını alıp ödesinler. Dayanışma içinde olalım. Bu günlerde geçecek elbet. çok çok az kayıp veririz inşallah. Ölüm yüzdelerini söylüyorlar % bilmem kaç diye tv.lerde. İstatistik olarak % 3-5 olabilir ama bir yakınını kaybeden insan için ne yazık ki ölüm yüzdesi % 100 oluyor. r10 üyesi arkadaşlar o nedenle lütfen kendimıze dikkat edelim. Hijyen kurallarına uyalım, beslenme ve uyku düzenine dikkat edelim. Stres yapmayalım. Stres savunma sistemini çökertir. Bize daha çok zarar verir. Ailelerimizle, sevdiklerimizle sağlıklı, mutlu günler geçireceğimiz gelecek günleri hayal edelim.
    Kışın sonu bahardır.
    bugün kütahya ultrAslan derneği yaşlıların alışveriş ve fatura gibi ihtiyaçlarını karşılıksız karşılayacak bir grup oluşturdu.dediğiniz gibi bizlerde bunu yapmalıyız
  • 21-03-2020, 09:50:11
    A101 kadar fırsatçı market yok sanırım. Allah ıslah etsin.
    gittim birşeyler almaya fiyatları x2 katına çıkartmışlar.
    Makarana'nın tanesi 3.60 tl
    Ayıptır...
  • 21-03-2020, 12:05:00
    Evinde tuvalet kağıdıyla başlattığı top sektirme challenge’ıyla Messi de tüm dünyaya “evde kal” mesajı veriyor.
    Coldplay solisti, Anthony Hopkins evinden canlı yayında piyano çalıyor, Ethan Hawke instagram’dan takipçileriyle sohbet ediyor.
    Onların mesajı da “Evde kal”ın.
    Türkiye’de de sanatçılar, sporcular, gazeteciler, Instagram fenomenleri, akademisyenler tabii ki siyasetçiler herkesi evde kalmaya çağırıyorlar.
    Ücretsiz film-belgesel arşivleri, online gezilecek müzeler, kitaplarını okurlara açmış kütüphanelerin linkleri havalarda uçuşuyor.
    Büyük mağaza zincirleri tek tek, çalışanlarının ve toplumun sağlığı için dükkanlarını kapattıklarını açıklıyor.
    Televizyonlarda, sosyal medyada her dakika insanlara evde kalmaları çağrıları yapılıyor.
    Herkes haklı. Bu çağrılarla en doğrusunu yapıyorlar. Bu virüsün yayılmaması için sosyal temas kesilmeli, herkes evinde kalmalı.
    Peki ya evde kalamayanlar?
    Canı sıkılıp gezmeye çıkanları, hava güzel diye kendini banklara atanları, bir kahvehane, lokanta bulup oturmaya çalışanları kastetmiyorum.
    Sahiden de evde kalacak lüksü olmayanları, evde kalanların evde kalmaya devam edebilmesi için evde kalmaması gerekenleri kastediyorum.
    İki ay kapattık deyip evinde oturma lüksü, bütçesi olmayan, ay sonunda ödenmesi gereken kirası, çekleri, kredisi olan küçük ve orta düzeyli iş sahiplerini.
    Evde kalanların istediklerini bulabilmesi için fabrikalarda, üretim alanlarında çalışmaya devam eden işçileri, çiftçileri, evinde kalanlara ulaşan tedarik zinciri kopmasın diye her sabah işine gitmeye devam edenleri.
    Evde kalanların gidip ihtiyaçlarını satın aldığı marketlerin çalışanlarını.
    Evde kalanların bir telefon uzaklarında canlarının çektiği yiyecekleri hazırlayan lokantaları, ekmekleri yapan fırınları, damacana su servisine devam edenleri.

    Herkes dışarıya çıkmadan evden işlerini görsün diye bütün bu siparişleri taşıyan kargocuları, kuryeleri.
    Evde kalanların evlerini temizleyenleri, yemekleri yapanları, çocuklara, hastalara bakanları.
    Metrolarda, otobüslerde, vapurlarda çalışanları.
    Evde kalanların elektriği, suyu, interneti, doğalgazı kesilmesin diye her sabah işe gitmek zorunda olanları.
    Elinizde tuttuğunuz gazetelerin, izlediğiniz televizyonların, okuduğunuz internet sitelerinin yayına devam edebilmesi için günlük mesailerine devam eden gazetecileri.
    Ve tabii sağlık çalışanlarını...
    Evet kabul edelim ki “evde kal” maalesef bir orta ve üst sınıf çağrısı.
    Evde kapandığında tek sıkıntısı can sıkıntısı olacaklar, memurlar, öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler, ofise gitmeyip işini home office olarak da yapabilecekler, dükkanını kapatırsa bir kaç ay idare edebileceklerin rahatça yapabildiği bir çağrı bu.
    Ama yukarıda saydıklarımızdan bir kısmı evinde kalırsa, geri kalanlar evde kalmaya devam edebilirler mi?
    Devam edebilir miyiz?
    Peki evinde kalamayanlar ne olacak?
    Bir dükkan sahibi evde kalırsa, ay sonunda çekinin ya da kredisinin zamanı geçtiğinde banka görevlileri, icra memurları da evde kalacak mı?
    Kapatıp evde kaldıklarında AVM, mağaza, lokanta, cafe çalışanları maaşlarını almaya devam edebilecek mi?
    Evlerde çalışanlara, ev sahipleri gelmedikleri günlerin parasını verecek mi?
    Evde kalarak para kazanamayacak milyonlarca insan ne yapacak?
    Faturalarını, kiralarını nasıl ödeyecek, market alışverişini hangi parayla yapacak?
    Daha dün, her akşam ekranlarında insanlara evde kalmaları çağrısı yapılan bir televizyonun patronlarının İstanbul’daki inşaatında çalışan işçiler virüse karşı yeterli önlemler alınmadığı için iş bırakma eylemi yapıyordu.
    Maalesef evde kal herkese hitap eden bir çağrı değil.
    Böyle bir salgında daha fazla insanın evde kalmasını sağlamak ise evde kal çağrısı yapan hükümetlerin görevi.
    Bu yüzden pek çok ülkede üst üste ekonomik destek paketleri açıklandı.
    15 gün boyunca sokağa çıkma yasağı ilan edip, Fransızları televizyondan uyarılara uymadıkları için azarlayan Macron “evde kalın” derken “ Gaz, elektrik ve su faturaları askıya alınacak. Kapanan hiçbir dükkan, hiçbir şirket iflas etmeyecek. Hiçbir işçi işini kaybetmeyecek” de dedi ve 300 milyar euroluk bir destek paketi açıkladı.
    Paket içinde evden çalışamayan ya da işe gidemedikleri için izinli sayılan çalışanların ve okulların tatil olması nedeniyle çocuklarına bakmak için işe gidemeyen ebeveynlerin maaşlarının devlet tarafından ödenmesi gibi doğrudan hayata temas eden somut destekler var.
    Almanya’da Ekonomi Bakanı Peter Altmaier’ın açıkladığı ilk etapta 614 milyar dolarlık pakette de salgından etkilenen şirketlerin vergi ödemelerinin ertelenmesi, ücretsiz izne ayrılan ve işe gidemeyen çalışanların maaşlarının karşılanması gibi tedbirler yer alıyor.
    İngiltere’deki Muhafazakar iktidar bile kendisinden beklenmeyecek sosyal bir adım atarak, işe gidemeyen, ücretsiz izne ayrılmış bütün çalışanların maaşlarının maksimum 2500 sterline kadar yüzde 80’inin devlet tarafından ödeneceğini açıkladı.
    ABD Kongresi’nin her iki kanadının da onayladığı 1 trilyon dolarlık paketin 300 milyar doları küçük işletmelere doğrudan kredi olarak verilecek, geri kalanın çoğu ise yıllık gelirine göre her vatandaşa 1200 dolar, her çifte 2400 dolarlık destek çekleri halinde dağıtılacak.
    İspanya’da açıklanan ülke tarihinin en büyük bütçeli destek paketinde de şirketlerin çalışanlarını işten çıkarmayıp ücretli izne çıkarması için devletin maaş desteği vermesi var.
    Malezya’da özellikle yaz ayları yaşandığı için işsiz kalan turizm sektörü çalışanlarına maaş verilecek. Elektrik ve su bedelleri düşürülecek.
    Kanada’da Başbakan Justin Trudeau’nun “İşinizi kaybedip, para bulup bulamayacağınızı düşünmeyin sadece sağlığınıza yoğunlaşın” diyerek açıkladığı pakette yine küçük işletme sahiplerine üç ay boyunca maaş verilmesi, işsiz kalanların başvurup destek alacağı bir fon kurulması gibi çözümler bulunuyor.
    Türkiye’de de Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 maddelik karşılığı 100 milyar TL olduğu söylenen bir paket açıkladı.
    Küçük işletmelere kredi musluklarının açılması, SGK primlerinin altı ay ertelenmesi, işletmelere bankaların bu mücbir sebep yüzünden yaşanacak ödeme sorunlarında zorluk çıkarmaması, telafi çalışma süresinin dört aya çıkarılması gibi işletmeleri desteleyen, işsizliği azaltmaya çalışan düzenlemeler mevcut.
    Maaşı 1000 TL’nin altında olan 600 binin üstünde emeklinin maaşı 1500 TL’ye çıkarıldı. Bu özellikle virüsten en çok etkilenecek yaş grubu için yerinde bir tedbir.
    Ama pakette direkt harcamalardan çok verilen garantiler, vergi tahsilatı ertelemeleri, kamu bankalarına yükümlülüklerin yapılandırılması gibi nakit-harcama dışı adımlar mevcut. O yüzden öngörüldüğü gibi bütçeden 100 milyarlık bir harcama çıkmayacak.
    Diğer ülkelerin açıkladığı paketlerdeki salgın yüzünden işsiz kalanlara, ücretsiz izne çıkarılanlara ya da evde kalanlara yönelik bir maaş desteği yok. Muhalefet partililerinin önerdiği elektrik, su, doğalgaz ödemelerinin belli bir süre alınmaması da pakete girememiş.
    Bunun yerine Enerji Bakanı bir müjde olarak faturaların online ödenebileceğini ilan etti.
    Özellikle böyle bir paketin içinde konut alımında kredi kullanım oranının yüzde 80'den yüzde 90'a çıkarılmasının ne işi olduğunu, insanları evde kalmaya ikna etmeye çalışırken iç hat uçuşlarında vergi indiriminin bu pakete nasıl girdiğini anlayabilen yok.
    Karar’da dün İbrahim Kahveci’nin yazısının başlığı durumu net anlatıyordu: “Durum daha ciddi.”
    Kahveci yazısını şöyle bitirmişti:
    “Tekrar ifade etmek isterim: Açıklanan paket ile yaşanan ekonomik sıkıntı arasında çok ciddi fark var. Acil yeni tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır.”
    Eğer yeni bir paketle bu fark kapatılmazsa, daha fazla sayıda insanı evde kalmaya ikna etmek mümkün olmayacak. Ve bunu yapmak için de fazla süre yok.
    Evde kalabilenler ve evde kalamayanlar ayrımının netleştiği günlerden geçerken, salgın yüzünden daha fazla insan işini, işyerini kaybedebilir, mevcut ekonomik sorunlar derinleşebilir.
    Sanatçılardan, gazetecilerden, doktorlardan, Instagram fenomenlerinden farklı olarak siyasetçilere “evde kal” derken bunu mümkün kılacak koşulları da sağlamak düşüyor.
    Yoksa tabii ki “Lütfen evde kal” demek o kadar zor değil...
  • 21-03-2020, 14:48:28
    Üyeliği durduruldu
    İçişleri Bakanlığı: Corona virüs önlemleri kapsamında kuaför, güzellik salonu ve berberler bugün saat 18.00'den itibaren faaliyetlerine ara verecek.