• 17-03-2018, 22:08:07
    #1

    Makaleme geçmeden bu müthiş türküyle canını bizler için feda eden Çanakkale Şehitlerimizi yad edelim.

    https://www.youtube.com/watch?v=6FkSafA2dpA

    103 yıl önce bugün ülkemiz için, ülkemizin geleceği için; yaşlısından gencine, kadından erkeğine, kürdünden türküne eli silah tutan herkes bu kutlu zafer için savaştıklarında habersizdiler böylesine uzun yıllar konuşulacak bir destana imza atacaklarından.
    Bugün o şanlı ve kutlu zaferin üstünden tam 103 yıl geçti. 103. yıl dönümü olan 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi tüm ülkemizin bir kez daha gururu oldu.

    ÇANAKKALE’DE NELER OLDU?
    Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul′u zaptetmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.

    ÇANAKKALE ZAFERİ’NDE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ROLÜ

    Mustafa Kemal komutanlara verdiği emirde: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” demiştir. Türk ordusunun yeniden savaş durumuna geçtiğini gören düşman kuvveti neye uğradığının şaşkınlığını yaşarken imdada yetişen 57. Alay ve 8. Tabur düşmana saldırmıştır. Conkbayırı sırtlarında yaşanan boğaz boğaza çatışma sonunda 57. Alayın neredeyse tamamı şehit olmuş, ama düşman çıkarması da sonuçsuz kalmıştır.
    “Ben size taarruzu emretmiyorum ölmeyi emrediyorum” sözü bir devletin belki de uyanış cümlesiydi. Parmağı kopan asker tetiği çekmeye çalışırken, diğer taraftan da kendisinin 10 katı ağırlığında olan top mermisini kaldıran Seyit Onbaşı ne muhteşem insanlardınız, tarih yazmaz belki bir daha sizin gibileri.
    18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi’miz kutlu olsun, Allah bir daha bu yüce milletin ve bu müthiş ülkenin göz yaşını dökmesine sebep olacak düşmanlara fırsat vermesin.
  • 17-03-2018, 22:09:57
    #2
    Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

    Mekanları cennet mekan olsun, Peygamber efendimize komşu olsunlar inşâAllah

  • 17-03-2018, 22:17:40
    #3
    🔥%100 WP Optimizasyon🔥
    Şu destanı sizinle paylaşmak istedim, zira şiir değil bir destandır...

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı!"
    Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
    Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre. 581
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
  • 17-03-2018, 22:21:18
    #4
    Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.
    Çanakkale zaferimizin yıl dönümü kutlu olsun.
  • 17-03-2018, 22:38:31
    #5
    Türk ordusunun 7 düvele zaferi kıyas yapılamaz
  • 17-03-2018, 23:07:52
    #6
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Çanakkale Zaferimizin 103. Yılı kutlu olsun
  • 17-03-2018, 23:14:58
    #7
    Bu milletin her dara düşüşünde daima bir kurtarıcı çıkmıştır. Ruhları şad olsun.
  • 17-03-2018, 23:16:51
    #8
    Gelecek nesillere, hür yaşama imkanı sunmak için gözünü kırpmadan ölüme koşanlara selam olsun.
  • 17-03-2018, 23:40:29
    #9
    Allah mekanlarini nur ile doldursun...Iki oglum var biri 5 digeri 10 yasinda.Allah sukurler olsun ki,ikisi de Seyit onbasinin yigitligini hafizasina kazimis...