Tr'de SEO ile ilgili bilinen birçok kavram ingilizce makaleleri direkt anlamadan Türkçe'ye çeviren şu popüler SEO uzmanlarının/ajanslarının uydurduğu saçmalıklarla karıştırılıyor genelde.
Bunlardan bazılarını inceleyelim...
1. Semantik SEO
Hala hizmetlerini "semantik SEO uyumlu" diye pazarlayan makaleciler ve içerik editörleri (bunlardan bazıları gerçekten işinde uzman kişiler) var. Ve hatta LSI ile eş anlamlı bir şekilde kullanıyorlar. Ancak semantik SEO tamamen farklı bir konudur.
Semantik SEO, web sitenizdeki içerikleri anahtar kelimeler yerine "konu" için optimize etme işlemidir. Yani bu modern SEO yöntemi, hedef kitlenin arama amacını göz önünde bulundurarak kaliteli ve detaylı bilgi içeren içerik oluşturarak kullanıcıya aradığı bilgileri eksiksiz sağlamak demektir. Semantik SEO kavramını daha iyi anlamak için öncelikle "entity"nin ne anlama geldiğini iyice kavramak gerekiyor.
Semantik SEO’da entity veya varlık, yer, kuruluş, bitki, film, kişi, kitap gibi belirli bir şekilde tanımlanabilir herhangi bir şey olabilir.
Örneğin, “Film Nedir? Sinema Tarihi” makalesinde ana konu “film”dir, ve içerikte bu konuya ve terime odaklandığınız için “film” entity’dir. Ancak “En İyi 10 Bilim Kurgu Filmi” başlıklı makalenizde, listeleyeceğiniz 10 filmin her biri ayrı entity’dir, bu nedenle de bu içeriğinizi “film” kelimesinde yükseltemezsiniz, çünkü “film” terimi burada daha çok özellik (attribute) gibidir. Örneğin, “Galaksi’nin Koruyucuları” alt başlığında film hakkında biraz bilgi verirken, bu entity’nin özelliklerinden bahsedersiniz: “bilim kurgu filmidir”, “aksiyon/komedi türüne de girer”, “marvel studios tarafından yapılmıştır”, “ana oyuncuları xx, yy, zz…”, “disney tarafından dağıtılmıştır”, “çıkış tarihi 2014”… Bu saydığım örnekte bazı öbekler diğer ilgili entity’lerle de ilişkilendirilmiştir, örneğin “marvel studios” ve “disney” de entity’dir, ve gördüğünüz üzere anlamlı şekilde ana entity ile ilişkilendirilmiştir. Oyunculardan bahsederken de oyuncuların her biri entity’dir… Tüm bunlardan bahsederken sakın içeriğinizde defalarca “en iyi bilim kurgu filmleri”, “bilim kurgu filmleri” kelimelerini kullanarak içeriğinizin kalitesini düşürmeyin, çünkü google zaten o içeriğinizin ana konusunu biliyor, sadece başlığa bakarak bunu anlayabilir.
Yani içeriğinizde bu şekilde hedef kitlenin ilgilenebileceği türden detaylı bilgiler vererek google’ın güvenini yavaş yavaş kazanmaya başlayabilirsiniz. Endişelenmeyin, entity’lerin özelliklerinden bahsettiğinizde, ve ilgili entity’lerle anlamlı ve mantıklı bir şekilde ilişkilendirdiğinizde google kolaylıkla anlayabilir, yeter ki içeriğinizde, eğlenceli, tuhaf, komik, sevimli, samimi olmaya çalışmayın.
2. Link Juice
Birçok ajans tarafından "link suyu" olarak çevirilen bu kavram o kadar da karmaşık değildir. Buradaki "juice" terimi, bazı sporcuların kaslarını geliştirmek için kullandığı "anabolik steroid"in eş anlamlısı olarak kullandığı terim gibidir. Bu nedenle "link gücü" demek daha doğru olur, veya "sayfa gücü" de olabilir.
"Link juice", sitenin Google sıralamasını etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak düşünülebilir. Link juice, backlinkler (diğer sitelerden alınan linkler) ve site içi linkler (site içinde diğer sayfalardan gelen linkler) ile artar. Sitenizde yükseltmek istediğiniz sayfadan diğer sayfalarınıza veya diğer sitelere link verirseniz bu sayfanızın gücü azalır, çünkü sayfanızın "link juice"i link verdiğiniz diğer sitelere veya sitenizdeki diğer sayfalara akmış olur.
3. Algoritmik Ceza
Bu genellikle manuel işlemlerle karıştırılır. Yani birçok insan sitesinin trafiği ciddi oranda düşmesine rağmen rahat takılır, çünkü search console paneline herhangi bir bildirim gelmemişmiş. Siteniz algoritmik ceza aldığında Google bununla ilgili herhangi bir uyarı yollamaz. Eğer trafiğiniz bir anda %50'den fazla düştüyse (ve bu durum 2-3 haftadan uzun sürdüyse) ve anchor text profiliniz doğal değilse (backlinkler sürekli anahtar kelimeler üzerinden alındıysa), geçmiş olsun, siteniz muhtemelen kalıcı algoritmik cezaya kurban gitmiştir. Eskiden %80 olasılıkla yeni domaine 301 yönlendirmesi yapmak işe yarıyordu, artık Google o konuda da en ufak taviz vermiyor. Disavow de işe yaramayacaktır, zaten hiçbir zaman işe yaramıyordu, ancak bazı durumlarda bu aracı kullanmaktan başka bir çare kalmıyor.
4. Kullanıcı Deneyimi
UX kavramı ülkemizde o kadar çok yanlış anlaşılıyor ki, birçok UI tasarımcısı kendisini aynı zamanda "UX"çi olarak tanımlıyor, bunlar birbiri ile pek de alakalı kavramlar bile değildir. Web sitenizde kullanıcı deneyimini iyileştirme işlemi Google'ın search console üzerinden yolladığı ilgili uyarılarla veya "PageSpeed Insights" aracının göstergeleri ile, veya sizin kendi fikirleriniz ile sınırlı değildir. Zaten Google, sitenizin UX skorunu öyle kolaylıkla ölçemez. Ve kendi fikirleriniz çoğu zaman elde edilen verilerle pek uyumlu olmayabiliyor.
Örneğin, fragman sitenizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek istiyorsunuz. Search console'dan gelen uyarılara göre de sitenizde düzenleme yaptınız, PageSpeed puanlarınız da 90'ın üzerinde. Ve kullanıcıların hoşuna gidebileceğini düşündüğünüz birçok özellik de eklediniz. Bu durumda sitenizin kullanıcı deneyiminin kusursuz olduğunu düşünmeniz pek mantıklı olmayacaktır. Çünkü en önemli şeyi göz ardı etmiş bulunuyorsunuz - "gerçek veriler". Yani aslında kullanıcıları düşündüğünüzü, onları anladığınızı iddia ederek aslında onları göz ardı ediyorsunuz. Diyelim ki, sitenize üyelik sistemi eklediniz, kayıtlı üyeler fragmanları beğenebiliyor, yorum yapabiliyor, ancak üye olmayanlar fragmanları beğenmeye çalışırken veya yorum yapmaya çalışırken rahatsız edici üyelik sayfasına yönlendirildiklerinde öfkeli halde sitenizi terk ediyor, ve çoğu bir daha da sitenizi ziyaret etmeyecektir. Bu tür olumsuz UX olayların çoğunu Google kolay kolay fark edemez. Ancak ona rağmen sıralamalarınızı olumsuz etkileyebilir.
Sitenizin kullanıcı deneyimini iyileştirmenin tek yolu, kullanıcı davranışlarını analiz ederek elde edeceğiniz verileri anlamlı şekillerde kullanmaktır. Bunun için Hotjar gibi araçları kullanabilirsiniz.
5. Alaka Düzeyi
Sitenizde hizmetlerinizle ilgili ve genel olarak sektör ile alakalı içerikler paylaşabilirsiniz, zaten alakasız içeriğin yararı olmaz, zararı olur. Ancak nedir bu "alakalı içerik"?
Örneğin, "uludağ otelleri" ile ilgili siteniz var, ve ana kelimeniz de "uludağ otelleri". Sitenizin blog kısmında "en iyi uludağ otelleri", "en beğenilen uludağ otelleri", "10 kaliteli uludağ oteli", "en çok tercih edilen uludağ otelleri" ile ilgili, hepsi de aynı anlama gelen veya konuları aynı olan içerikler paylaşırsanız keyword cannibalization tarzı sorunlarla karşılaşırsınız, yani Google hangi sayfanızı "uludağ otelleri" kelimesinde yükseltmesi gerektiğini anlayamaz, ve sık sık sıralamada ana sayfanız kaybolurken, blog içeriklerinizden biri gelir yerine, muhtemelen daha alt sıralarda yer alır, çünkü sitelerin en güçlü sayfası genellikle ana sayfadır.
Onun yerine, "Uludağ'da Yapılacak Aktiviteler", "Uludağ'da keyifli akşam yemeği için önerilen mekanlar", "Bursa'da Gece Hayatı ve Eğlence Mekanları", "Uludağ'da Gezilecek Yerler" ile ilgili içerikler yayınlayarak sitenizin kalitesini ve alaka düzeyini arttırabilirsiniz.