İçinde bulunduğumuz Bilgi Çağı’nda, hemen hemen herkes, (küçük işletmesinden büyük holdinglere kadar) dijital pazarlamanın önemini kavramış ve bu yolda deli gibi içerik arıyor ya da üretiyorlar. Peki hali hazırda bu kadar fazla içerik varken, nasıl bir adım öne çıkabiliriz? Tabi ki yazdığımız her bir cümleyi, ziyaretçilerimiz için daha değerli hale getirerek..

Eğer ziyaretçileriniz için değerli blog yazıları oluşturmak istiyorsanız, aşağıdaki adımları takip etmeniz faydanıza olacaktır.

1. Daha Az Jargon Kullanın

İnternet sitelerinde gezinirken hiç şöyle bir şeye rastladınız mı?

Tüm dünya ekonomilerinde ana sektörlerden biri olan turizmin sürekliliği, büyük ölçüde turizm amaçlı kullanılan kaynakların korunmasına ve geliştirilmesine bağlıdır. Ekoturizm bu amaca dayalı olarak, doğa seyahatine dayanan ancak sürdürülebilirlik ilkesini de içeren bir turizm anlayışıdır.
Sakın böyle şeyler yazmayın.

Bloglarınızda herhangi bir araştırma tezi ya da gözlem raporu yazmıyorsunuz. Adı üstünde “Kişisel Blog”. Kişisel olan bir şey, seni yansıtmalı. O yüzden yazılarınızı, ilk okul çocuklarının anlayabileceği basitlikte yazmanız, yararınıza olacaktır.

Bloglarınızda yazdığınız yazılarda, sırf daha entel ya da zeki görünmek için şekilden şekle girmenize hiç gerek yok. Olduğunuz gibi olun. Bırakın kelimeleriniz aksın gitsin. Ziyaretçileriniz ile sanki yüz yüze konuşuyormuş gibi alın kaleme yazacaklarınızı. TDK’nın internet sitesine sadece ama sadece kelimelerin doğru yazılışını teyit etmek için girin, ziyaretçilerinizin yazılarınızı okumak için sözlük taşımasını gerektirecek kelimeleri bulmak için değil.

Unutmayın, yazdıklarınızı ne kadar çok kişi anlarsa, o kadar fazla etkileşim olur.

2. Az Ama Öz Olun

Bir iki tane forum sitesinde rastladım; ülkemizin insanlarının 1000 kelimeden fazla sayıda kelimeden oluşan yazıları okumayı sevmediğini ve ziyaretçilerin, bu gibi makaleleri hemen hemen hiç okumadan siteden ayrıldıklarını düşünen bir iki tane arkadaşımın tespitiydi bu. Öte yandan aynı arkadaşlar, uzun yazıların, Google tarafından sevildiğine dair bir hipotez ortaya atıyorlardı. Bu iki durum karşısında benim cevabım; iki düşünce de yanlış.

Hayır arkadaşım, sen eğer sırf uzun olsun diye (2000’den fazla kelime) sürekli aynı şeyleri tekrar eder durursan, kusura bakma ama kimse senin makaleni okumak istemez. Kimse aradığını, samanlıkta iğne arar gibi aramak zorunda değil. Ziyaretçinin almak istediğini az ama öz şekilde ver. Lafı uzatma. Yani yazıların şöyle olmasın;

Blog yazarlığı çağımızın mesleğidir. Son on yılda oldukça büyük önem kazanan blog yazarlığı, binlerce insan tarafından yeni meslek olarak görülmektedir.
Bunu yapmanın ne gereği var? Önümüzde bir hedef kelime sayısı ya da Google’ın bizi sevmesi için ölçüt olarak koyduğu bir alt sınır bulunmuyor ki!

Not: Eğer yazmış olduğunuz uzun makaleleri çeşitli resim, video ve karikatür gibi öğelerle zenginleştirdiğiniz zaman, bal gibi de okunursunuz!

3. Yazdığınız Makaleye Şöyle Bir Dönüp Bakın

Biliyorum, onlarca saat, belki de gün boyunca uğraşarak ürettiğiniz yazıları dönüp tekrar düzenlemek oldukça zor. Fakat bunu yapmak ZORUNDASINIZ.

İnsanların her zaman hata yapmaya meyilli bir doğası olduğunu biliyoruz. Yazınızı belki bir solukta belki de dinlene dinlene yazdınız. Hiç fark etmez. Son noktayı koyduktan sonra şöyle bir hava alın, hava kötü ise oyun vs. oynayarak kafanızı dağıtın. Psikologların tabiri ile “Odaktan uzaklaşın!” Aradan bir ya da iki saat geçtikten sonra, kahve ya da demlenmiş çay eşliğinde yazınızı tekrar okuyun. Emin olun inanılmaz hatalar bulacaksınız. İşte size yazılarınızı düzenlemek için takip etmeniz gereken adımlar;
  1. Yazınızı bitirin
  2. Aklınızı dağıtacak ve sizi yazıdan bir müddet uzaklaştıracak bir uğraş bulun. (Bu uyumak bile olabilir, ki en iyisidir!)
  3. Yazınızı tekrar okuyun.
  4. Çıkarılması gereken yerleri çıkarın, gerekli düzeltmeleri yapın.
  5. İkinci okumayı yapın. Eğer hala emin değilseniz, 2. adıma geri dönün.
4. İnsanların Bildiği Şeyleri Tekrar Kaleme Almayın

İş dönüp dolaşıp içerik konusuna gelince, ülkemizdeki ve dünyadaki hemen hemen tüm blog yazarları aynı sıkıntıyı çekiyorlar. Evet, her birinin kendine has bir stili var, fakat asıl iş değerli içerik üretebilmekte. Örnek verecek olursak, bu yazımda sizlere, Blog nedir? Nasıl açılır? SEO nedir? gibi temel şeylerden söz etseydim, eminim hiçbiriniz bu satıra kadar bile okumayacaktınız. O yüzden yazılarınızı kaleme alırken, ziyaretçilerinizin, konu / konularınız hakkında temel bilgiye sahip olduğunu göz önünde bulundurun. Tekrar tekrar aynı şeyleri anlatmak, sadece sizi yoracaktır, emin olun. Ayrıca böyle bir yazı stili, ziyaretçilerinizi sıkacak ve makalenizin okunabilirliğini düşürecektir.

Eğer, daha az bilgi sahibi ziyaretçilerinizi de kucaklamak istiyorsanız, blog yazıları içerisinde ilgili diğer konulara link çıkışı sağlayarak onları gerekli yerlere yönlendirebilirsiniz.

5. Bir Plan Ya Da Çerçeve Dahilinde Yazın

Eğer yazılarınızı kaleme alırken izlediğiniz bir plan ya da çerçeve yok ise, okuyucularınızı kaybedebilirsiniz. Fakat biz blog yazarları, kimi zaman gereksiz detaylar içerisinde debelenip durduğumuzdan, plan dışına çıkabilmekteyiz. Kabul edin, bunu hepimiz yapıyoruz.

Fakat eğer yazılarınız için rehber alacağınız bir iskelet var ise, yazılarınız yağ gibi akar gider. İlk paragrafta nelerden bahsedeceğinizi, ikinci ve üçüncü yani gelişme paragraflarında ne gibi detaylara değineceğinizi ve son paragrafta hangi teknikleri kullanacağınızı daha önceden belirlerseniz, yazılarınız daha akıcı ve kalıcı olur.

Yukarıda bahsettiğim ipuçlarını, bundan sonraki yazılarınızda uygulamanız dileğiyle, sağlıkla ve sıhhatle…

Diğer blog yazılarıma ulaşmak için: http://www.onurdikel.com/